‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2022/1653 K.2024/4285

Esas No: 2022/1653 · Karar No: 2024/4285 · Karar Tarihi: 23.10.2024
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/1653
Karar No:2024/4285

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLERİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı A.Ş. (...) pay piyasasında 07/02/2018-09/02/2018 tarihleri arasında VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (ç) ve (f) bentlerinde yer alan eylemlerin gerçekleştirildiğinden bahisle elde edilen menfaatin iki katı olan 918.140,72-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının 09/02/2018 tarihinde 265.419 adet ... pay senedini O.Ö.'nün IAZ nezdindeki hesabına 530.838-TL (pay senedi başına fiyat 2-TL) karşılığında gönderdiği dikkate alınarak davacı ve O.Ö. isimli yatırımcıların birlikte hareket ettiklerinden bahisle yatırımcı grup olarak değerlendirildiği, ... pay piyasasında 05/02/2018 tarihinden itibaren günlük toplam işlem miktarında artış görüldüğü, 02/02/2018-15/02/2018 döneminde günlük toplam işlem miktarı ortalamasının 22/01/2018-06/02/2018 dönemi ortalamasına göre yaklaşık 14 kat artarak 1.475.383 adet olduğu, en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcı olan davacının en fazla işlem gerçekleştiren ikinci yatırımcının yaklaşık 5 katı işlem gerçekleştirdiği, en fazla fiyat yükseltici işlem gerçekleştirenin davacı olduğu, en fazla fiyat düşürücü işlem gerçekleştiren davacı ile birlikte hareket eden O.Ö. iken, ikinci kişinin davacı olduğu, en fazla kendinden kendine işlem gerçekleştiren kişinin O.Ö. olduğu, inceleme döneminde (07/02/2018-09/02/2018) ... pay piyasasında en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcı olan davacının 21.916.251 adet alım ve 21.650.752 adet satım işlemi gerçekleştirdiği, inceleme döneminde gerçekleştirilen yaklaşık her üç işlemden bir tanesinin grup tarafından gerçekleştirildiği, gün bazında alım işlemlerinin piyasadaki tüm alım işlemlerine oranının (07/02/2018 tarihinde) %45,31'e, satım işlemlerinin tüm satım işlemlerine oranının (09/02/2018 tarihinde) %36,75'e yükseldiği, gerçekleştirilen işlemlerin pay fiyatını etkileyebilme gücüne sahip olduğu, grubun tüm dönemde hem alıcı hem de satıcı tarafta yer aldığı, grubun karşılıklı ve kendinden kendine işlemlerinin miktarının ise alım işlem miktarının %33,89'unu oluşturduğu, 1.793.703 adet (fiyat yükseltici işlemlerin toplam fiyat yükseltici işlemlere oranının %27,13) fiyat yükseltici işlem gerçekleştirildiği, dolayısıyla bu suretle sermaye piyasası araçlarının gerçek değerinin oluşmasına engel olunduğu, yatırımcıları yanıltarak zarar etmelerine neden olunduğu anlaşıldığından, davacının Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (ç) ve (f) bentlerinde düzenlenen eylemleri nedeniyle elde ettiği menfaatin iki katı tutarı olan 918.140,72-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, davacı tarafından, işlemlerin T.Ü. isimli şahıs tarafından kendi adına ve hesabına gerçekleştirilerek haksız kazanç elde edildiği, kendisinin herhangi bir kâr veya menfaat elde etmediği ileri sürülmüş ise de, davalı idareye verdiği 29/01/2020 tarihli savunma yazısında işlemleri gerçekleştirdiğini kabul ettiği ve belirtilen şahıs adına herhangi bir yasal hakkını kullanmadığı görüldüğünden iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, söz konusu işlemlerin kendisi tarafından değil T.Ü. isimli şahıs tarafından gerçekleştirildiği, idari para cezası verilmesine sebep olan eylem ve işlemler hakkında bilgi sahibi olmadığı, bu işlemler sebebiyle haksız bir kazanç elde etmediği, elde edildiği belirtilen menfaat tutarının ilgili dönemde ülkemiz şartlarında yüksek meblağ olarak nitelendirilebilecek miktarlar olduğu, bu tutarı temin ettiği iddia edilirken herhangi bir mal varlığının bulunmaması veyahut birikiminin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, T.Ü. hakkında şikayette bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın devam ettiği, anılan şahsın birçok kişiyi mağdur ettiğinin basına da yansıdığı, haksız eylemlerin ne zaman yapıldığının saat ve tarih belirtilmek suretiyle açıklanmadığı, hangi işlemin piyasa bozucu etki oluşturduğuna bakılmaksızın külliyen tüm kazanç üzerinden hesaplama yapıldığı, eksik inceleme ile karar verildiği, bilirkişi raporu alınmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?