‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2020/3775 K.2024/4760

Esas No: 2020/3775 · Karar No: 2024/4760 · Karar Tarihi: 13.11.2024
T.C. DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/3775
Karar No:2024/4760

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petroleum Akaryakıt ve Gaz Dağıtım A.Ş.

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:2..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirket tarafından, 31/01/2018 tarihinde yapılan denetimde, ulusal petrol stok yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca toplam 284.500,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 2018 yılının her ayı bakımından ulusal stok yükümlülüğü bakımından eksik tutulan her bir ton ürün için 250,00-TL idari para cezası verilmek suretiyle toplam 284.500,00-TL idari para cezası uygulandığı, öte yandan davacı tarafından Kuruma sunulan yazılı savunmada anılan yükümlülüğün yerine getirilmediğinin kabul edildiği, piyasada sürekliliğin sağlanması, kriz veya olağanüstü hallerde risklerin önlenmesi ve uluslararası anlaşmalar gereği olağanüstü hal petrol stokları ile ilgili yükümlülüklerin ifası amacıyla bir önceki yıl günlük ortalama kullanımının içindeki net ithalatın en az doksan günlük miktarı kadar petrol stoğu tutulacağı, bu stokun da rafineri, akaryakıt ve LPG dağıtıcı lisansı sahiplerinin ikmal ettiği günlük ortalama ürün miktarının minimum yirmi katını kendi depolarında veya lisanslı depolama tesislerinde topluca veya statülerine göre ayrı ayrı bulundurma yükümlülüğü ile sağlanacağı, söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde eksik tutulan her bir ton için idari para cezası uygulanacağı kuralı karşısında, davacı şirket hakkında yapılan denetim sonucunda 2018 yılının her ayında hesaplanan miktardan daha az miktarda ürünün stok olarak depolandığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirketin ulusal petrol stok yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, davacı şirket tarafından, ulusal stok yükümlülüğünün hesaplanmasına ilişkin ikincil düzenleme niteliğindeki 27/07/2017 tarih ve 7204-9 sayılı Stok İzleme Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kurul kararı ile 04/10/2017 tarih ve 7319 sayılı Zorunlu Petrol Stoku ve Gelir Payı Yükümlülüklerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kurul kararının, 5015 sayılı Kanun'da yer alan ulusal stok yükümlülüğünün belirlenmesine ilişkin hükümlere aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, anılan 7319 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/05/2018 tarih ve E:2018/456 sayılı kararıyla, 7319 sayılı Kurul kararının 2. maddesinde, Komisyon kararının ekinde yer alan hesaplama yönteminde değişiklik yapma yetkisinin Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığına verildiği, söz konusu hesaplama yönteminin ise düzenleyici bir işlem olan Kurul kararının parçası olduğu, dolayısıyla davalı Kurum tarafından düzenleyici işlemin eki olan ulusal stoğa ilişkin tutulması gereken petrol stok miktarı hesaplama yönteminde değişiklik yapılmasına ilişkin hizmet biriminin yetkilendirildiği anlaşıldığından, kararın 2. maddesinde yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına, anılan Kurul kararının diğer maddeleri yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/09/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/418 sayılı kararıyla reddedildiği, dolayısıyla ulusal petrol stok miktarı hesaplama yönteminin belirlendiği Kurul kararlarının normlar hiyerarşisi bakımından 5015 sayılı Kanun'a aykırı olmadığı ve anılan Kurul kararlarının yürürlükte olduğu anlaşıldığından, davacı şirketin söz konusu iddiasının yerinde görülmediği belirtilmiştir.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ön araştırma ve soruşturma prosedürüne uyulmadan işlem tesis edildiği, anılan Kanun uyarınca net ithalat rakamları üzerinden ulusal stok hesabı yapılması gerektiği, Kurulca çıkarılan Zorunlu Petrol Stoku ve Gelir Payı Yükümlülüklerine İlişkin Usul ve Esaslarda ulusal stok yükümlülüğünün Kanun hükmüne aykırı olarak belirlendiği, öte yandan 7164 sayılı Kanun ile 5015 sayılı Kanun'da lehe olacak şekilde değişiklikler yapıldığı, anılan değişiklik uyarınca işlendiği iddia edilen fiiller bakımından öncelikle ihtar yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dairemizin 02/07/2020 tarih ve E:2018/456, K:2020/1689 sayılı kararı, davanın taraflarınca yapılan temyiz başvuruları sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/01/2022 tarih ve E:2020/2909, K:2022/221 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?