‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2019/354 K.2024/2515

Esas No: 2019/354 · Karar No: 2024/2515 · Karar Tarihi: 03.06.2024
Özet: Uyuşmazlık, Hizmetleri A.Ş.'den tahsil edilemeyen fon alacağının davacının kanuni temsilciliği sırasında düzenlenen ödeme çağrı mektubunun iptali talebine ilişkin. Mahkeme, 1. davası da yapılandıran kararın bozulmasının gerekmediğini, kararın onaylanmasını ve temyiz giderlerinin davacıdan tahsil edilmesinin kararı verdi.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/354
Karar No:2024/2515

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI):... Fonu (Fon)

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Hizmetleri A.Ş.'den tahsil edilemeyen Fon alacağının anılan şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının 10/09/1999-17/11/2000 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu ... A.Ş. tarafından, ... A.Ş.'den (davacının kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinden sonra) 16/02/2001 tarihinde 2.680.380,78.-TL kredi kullanıldığı, bu krediyle (davacının kanuni temsilcilik görevi sona erdikten) sonra 15/02/2001 tarihinde kullanılan 2.778.061,33.-TL tutarındaki kredinin kapatıldığı, 15/02/2001 tarihinde kullanılan krediyle de davacının kanuni temsilci olduğu dönem olan 01/08/2000 tarihinde kullanılan 708.571,38.-TL, 684.557,65.-TL ve 529.470.-TL tutarındaki üç kredinin kapatıldığı, 01/08/2000 tarihinde kullanılan krediyle de yine davacının kanuni temsilci olduğu dönemde kullanılan (06/04/2000 tarihinde 529.700.-TL, 08.05.2000 tarihinde 679.320.-TL) iki kredinin kapatıldığı, 16/02/2001 tarihinde çekilen kredinin ise ödenmediği, davacının, yönetimi ve denetimi davalı TMSF'ye devredilen ... şirketlerinden ... Hizmetleri A.Ş'de yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemde söz konusu şirkete kullandırılan kredilerin kapamalarının büyük bir bölümünün ... firmalarına kullandırılan kredilerle yapıldığı, kredilerin gerçekte kapanmayarak açılan yeni kredilerle bir nevi temdit edildiği ve bu kredilerin ödenmeyerek takip hesaplarına aktarıldığı, davacının sorumluluk tutarı belirlenirken görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin ayrıştırılarak hesaplamaya dahil edilmediği, davacının görev süresi içerisinde kredilerin ödenmediği, ödenmeyen kredilerin yine davacının görev süresi içerisinde ... firmalarından yeni kredi kullanmak suretiyle kapatıldığı, bu işlemler esnasında davacının anılan şirketi temsile yetkili olması dolayısıyla şirketten tahsili mümkün olmadığı saptanan borçtan sorumlu bulunduğu, bu durumda, Danıştay 13. Dairesi'nin 04/05/2016 tarih ve E:2015/2075 K:2016/1406 sayılı "davacının dava konusu Fon alacağından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı" yönündeki kararı uyarınca davacı Fon alacağından sorumlu olduğundan anılan karar doğrultusunda gecikme zammı ile faize ilişkin husus da mevzuata uygun hale getirildikten sonra, bankacılık işlemleriyle ilgili olarak özel kanun niteliği bulunan 5411 sayılı Kanun’un atıf yaptığı 4389 sayılı Kanun’un amir hükmü uyarınca, Fon alacağı niteliği kazanan borcun, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi kapsamında tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Fon alacağından sorumlu olmadığı, Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda sorumlu olmadığı yönünde tespitler yapıldığı, Danıştay kararlarına aykırı olarak işlem yapıldığı, Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada yönetim kurulu üyelerinin beraatine karar verildiği, borcun zamanaşımına uğradığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacı hakkında daha önce yapılan takibin faiz hesabının hukuka aykırı yapılması nedeniyle Mahkemece iptal edildiği, Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan hususlar dikkate alınarak dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 26. maddesi uyarınca sorumlu olduğu, Fon alacağının şirketten tahsil edilemediği, hukuki sorumluluk ile cezai sorumluluğun birbirinden farklı kavramlar olduğu, Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davanın mali sorumluluk davası olduğu ve bakılan dava ile hukuki dayanaklarının ve gerekçelerinin farklı olduğu, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımının 20 yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dava konusu Fon alacağının hesaplanmasına ilişkin olarak dava dosyasına sunulan savunma dilekçesinde, ... Hizmetleri A.Ş.'nin ... Ltd.'den kullandığı kredilere ilişkin alacakların 11/08/2002 tarihinde Fon tarafından temlik alındığı ve anılan borçlara ilişkin ihtarname tarihi olan 18/09/2001 tarihinden kredilerin Fon'a temlik tarihi olan 11/08/2002 tarihine kadar borca ihtarnamede belirtilen %39 temerrüt faizi işletildiği, 11/08/2002 tarihinden 20/02/2017 tarihine kadar ise 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı hesaplandığının belirtildiği, ancak savunma dilekçesinin ekinde yer alan hesaplama tablosunda ise, 11/08/2002 tarihine kadar borca %39 temerrüt faizi işletildikten sonra gecikme zammının 11/08/2002 tarihi itibarıyla değil 27/11/2001 tarihinden başlatılmak suretiyle hesaplandığı ve borcun hesaplanmasına ilişkin olarak savunma dilekçesinde yapılan açıklamalar ile hesaplama tablosunun birbiriyle uyumlu olmadığı görüldüğünden, Dairemizin 14/03/2024 tarihli ara kararı ile ... Ltd.'den olan alacakların hangi tarihte Fon tarafından temlik alındığı, davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Hizmetleri A.Ş.'nin ... Ltd.'den kullandığı kredilere ilişkin faiz hesaplamasının nasıl yapıldığı, 27/11/2001 ile 11/08/2002 tarihleri arasındaki dönem için borca mükerrer olarak faiz uygulanıp uygulanmadığı hususları sorulmuş ve konuya ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı birer örneğinin gönderilmesi davalı idareden istenilmiş olup, davalı idarece ara kararına verilen cevaptan, söz konusu alacağın 08/11/2002 tarihinde temlik alınmasına rağmen sehven hesaplamada temlik tarihinin 11/08/2002 olarak gösterildiği, yine sehven 11/08/2002 tarihine kadar borca %39 temerrüt faizi uygulandıktan sonra gecikme zammının 27/11/2001 tarihinden itibaren başlatıldığı, bu haliyle ... Ltd.'den kullanılan kredilerden kaynaklı borcun 17.839.375.83-TL olduğu, yeniden doğru tarihler ile yapılan hesaplamada ise temlik tarihi olan 08/11/2002 tarihine kadar borca %39 temerrüt faizi uygulandıktan sonra döviz cinsinden olan alacağın 08/11/2002 tarihindeki döviz kuru üzerinden TL cinsine çevrilerek bu tarih itibarıyla birikmiş alacak tutarına gecikme zammı uygulanması suretiyle söz konusu borcun 18.040.215,18-TL olduğu anlaşıldığından, hesaplamada sehven yapılan hatanın işlemin iptalini gerektirmediği sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 03/06/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?