‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2019/2956 K.2024/2483

Esas No: 2019/2956 · Karar No: 2024/2483 · Karar Tarihi: 30.05.2024
Özet: Uyuşmazlık, bağımsız denetim raporları ve kurumun bu raporları inceleyerek faaliyet izninin askıya alınmasıyla ilgili idari kararın bozulmasını istemektedir. Mahkeme, idari mahkeme kararını bozalayarak, denetimin yetersiz bulunması nedeniyle faaliyet izninin askıya alınmasını iptal etti.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/2956
Karar No:2024/2483

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurumu

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ... Sigorta Anonim Şirketi’nin (... Sigorta) 2011 ve 2012 yılı finansal tablolarının bağımsız denetimi çerçevesinde düzenlenen bağımsız denetim raporlarının Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine Kurum uzmanınca incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporu'nda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacı şirketin faaliyet izninin kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle askıya alınmasına ve davacının faaliyetine 01/01/2017 tarihinden önce akdedilen bağımsız denetim sözleşmeleriyle sınırlı olarak devam etmesine ilişkin Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından bağımsız denetimi gerçekleştirilen ... Sigorta’nın 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin hesap dönemlerinin incelenmesi sonucunda, reasürans işlemlerinin yaklaşık %80’inin gerçekleştirildiği Kıbrıs Konsorsiyumu ile ilgili performans önemliliğinin üzerinde alacak bakiyesi tespit edilmesi, 2012 yılında alacak bakiyesinin %700 oranında artması, dış kaynaklardan doğrulanması gereken bakiyenin sadece şirket kayıtları üzerinden doğrulanması, herhangi bir banka hareketinin sorgulanmaması, Kıbrıs Konsorsiyumu ile alacak ve borç bakiyesinin muaccel hâle gelmesine rağmen fiilen herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının sorgulanmaması, defter kayıtlarında herhangi bir para hareketi olmamasının hile göstergesi olup olmadığının değerlendirilmemesi, ilişkili taraf işlemlerinin belirlenmemesi, hile ve usulsüzlükten kaynaklanan önemli yanlışlık risklerini tespit edebilmek amacıyla gerekli prosedürlerin uygulanmaması, şirketin öz sermayesinde meydana gelen azalmanın, sermaye artırımına ilişkin kararın ve bunlara bağlı olarak şirketin faaliyetinin devamlılığının değerlendirilmemesi, denetimin gerçekleştirildiği 13/03/2013 tarihinden kısa bir süre sonra 21/03/2013 tarihinde anılan sigorta şirketinin yönetim kuruluna görevlendirilme yapılması, 07/08/2015 tarihinde şirketin Güvence Hesabına devredilmesi ve devredildiği tarihten 16/10/2017 tarihine kadar geçen dönemde Güvence Hesabının yasal faiziyle birlikte sigorta şirketinden 320.874.466,00-TL alacağının oluşması, başka bir deyişle bu miktarda hazine zararına sebebiyet verilmesi durumları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından bağımsız denetimi gerçekleştirilen ... Sigorta’nın 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin hesap dönemlerinin meslekî yeterlik ve özen ilkeleri kapsamında kaliteli ve güvenilir olarak denetlenmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 26/12/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, 2011 yılına ilişkin fiillere uygulanamayacağı, bu nedenle sadece sigortacılık alanındaki faaliyet izninin askıya alınabileceği, tüm bağımsız denetlim faaliyetinin askıya alınamayacağı, idarî yaptırım uygulanmadan önce uyarıda bulunulması gerektiği, uyarı sonucu tedbirler alınmaz ise idarî yaptırım uygulanabileceği, bir bağımsız denetim çalışması göz önüne alınarak yaptırım uygulanamayacağı, faaliyet izninin 2 (iki) yıl süreyle askıya alınmasının ölçüsüz olduğu, incelenen diğer dosyalarda herhangi bir olumsuzluk tespit edilmediği, geçmişe etkili ceza verilmeyeceği, cezanın fiilen 2 (iki) yıl 7 (yedi) ay uygulanacağı, bağımsız denetim faaliyeti sırasında gerekli prosedür ve incelemelerin gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 2011 ve 2012 yılı bağımsız denetim çalışmaları göz önüne alınarak karar verildiği, davacının mevzuata aykırılıklarının süre verilerek giderilemeyeceği, işletmelerin 2017 yılında yürütülecek denetim çalışmaları için 01/01/2017 tarihinden önce sözleşme akdetmeleri gerektiği, davacı tarafından gerçekleştirilen bağımsız denetimin mevzuata uygun olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:
A. Maddi Olay:
Davacı tarafından, ... Sigorta'nın 2011 ve 2012 yılı hesap dönemine ait finansal tablolarına yönelik yürütülen bağımsız denetim çalışmaları sonucunda 15/03/2012 ve 13/03/2013 tarihinde bağımsız denetim raporları düzenlenmiştir.

... Sigorta’nın Güvence Hesabına devredilmesi üzerine Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla anılan bağımsız denetim raporlarının davalı idare tarafından incelenmesi talep edilmiş, davacı tarafından düzenlenen bağımsız denetim raporlarının Kurul uzmanlarınca incelenmesi sonucunda ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporu düzenlenmiştir. İnceleme Raporu'nda belirtilen hukuka aykırılıklar nedeniyle davacı hakkında, kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle faaliyet izninin askıya alınmasına ve davacının faaliyetine 01/01/2017 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerle sınırlı olarak devam etmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınmıştır.

Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

B. İlgili Mevzuat:
660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesinin 7. fıkrasında, “Kurulun kararları, karar tarihinden itibaren kesinleşir ve düzenleme ve denetleme mahiyetinde olan kararlar en geç üç işgünü içinde Bakanlığa gönderilir.”; 30. maddesinin 1. fıkrasında, “Kurul kararları kesindir. İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.” kurallarına yer verilmiştir.

Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 43. maddesinin 8. fıkrasında, “Hakkında faaliyet iznini askıya alma kararı verilenler bu süre içinde, faaliyet izninin iptali kararı verilenler iptal kararı sonrasında; denetim faaliyeti durdurulanlar ise durdurma kararı devam ettiği süre içinde yeni sözleşme yapamazlar ve denetimlerde görev alamazlar. Ancak, bunların devam eden denetim işlerinin tamamlanmasıyla sınırlı olarak faaliyetlerinin devamına Kurul tarafından karar verilebilir.”; 30. maddesinin 3. fıkrasında, “Türk Ticaret Kanunu uyarınca yapılan denetimlerde denetim raporlarının, denetimi yapılan finansal tabloların ait olduğu hesap dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısından en az 20 gün önce ve her durumda anılan Kanun'da olağan genel kurul toplantıları için öngörülen azami sürenin sonuna kadar denetlenen işletmenin yönetim organına teslim edilmesi zorunludur.” kuralları yer almıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 409. maddesinin 1. fıkrasında, “Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır.” kuralına yer verilmiştir.

C. Hukukî Değerlendirme:
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dışı ... Sigorta'nın 2011 ve 2012 hesap döneminin finansal tablolarının bağımsız denetimi gerçekleştirilerek 15/03/2012 ve 13/03/2013 tarihlerinde bağımsız denetim raporları düzenlendiği, raporların düzenlenmesi için gerçekleştirilen bağımsız denetim çalışmalarındaki hata ve eksiklikler nedeniyle davacının faaliyet izninin askıya alınmasına karar verildiği, ayrıca 01/01/2017 tarihinden önce akdedilmiş olmak şartıyla davacı ile bağımsız denetim sözleşmesi yapan şirketler yönünden faaliyet izninin devamına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mevzuattan, faaliyet izni askıya alınan bağımsız denetim şirketlerinin yeni sözleşme yapamayacağı, ancak Kurul tarafından devam eden faaliyetlerine yönelik faaliyet izninin devamına karar verilebileceği, bu hususta Kurul'a takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır.

Takdir yetkisi, hukukî işlemin unsurlarının mevzuat tarafından doğrudan belirlenip belirlenmediğine göre tespit edilmektedir. Eğer işlemin doğurması istenilen sonucu mevzuatta belirlenmemiş ise bu bakımdan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir. Mevzuatta sebep unsuru tayin edilmemiş ise idarenin sebep unsuru bakımından takdir yetkisi bulunmaktadır. (Sıddık Sami Onar, İdare Hukukunun Umumî Esasları, I. Cilt, 3. Baskı, İstanbul, İsmail Akgün Matbaası, s. 425 vd.) İşlemin sebep unsuruna bağlı olarak takdir yetkisinin yerinde kullanılıp kullanılmadığının saptanması hukuka uygunluk denetiminin doğal bir sonucudur. (İl Han Özay, Günışığında Yönetim, 2. Baskıdan 3. Tıpkı Baskı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 2017, s. 460)
Uyuşmazlık konusu kararda, davacının faaliyet izninin devamına yönelik kısmının sebep unsuru olarak davacıyla sözleşme akdeden şirketlerin "yeni denetçi seçiminde yaşayacakları zorluk" olarak gösterilmiştir. Ancak kararda, 01/01/2017 tarihinden sonra ancak Kurul kararından önce davacı ile sözleşme akdedenlere yönelik hukuken kabul edilebilecek bir gerekçe ortaya koyulmadığı gibi, davacının faaliyet izni askıya alınırken "Kurul kararının tebliğinden" itibaren denilmek suretiyle, davacının faaliyet izninin 01/01/2017 tarihi itibarıyla askıya alınmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen süre içerisinde genel kurulunu yapmak zorunda olan ve davacıyla 01/01/2017 tarihinden sonra ancak Kurul kararının davacıya bildirilmesine kadar geçen süre içerisinde sözleşme yapanların da Kurul kararında belirtilen zorlukları yaşayacağı dikkate alındığında, faaliyet izninin sadece 01/01/2017 tarihinden önce sözleşme yapan şirketlerle sınırlı tutulmasının idare tarafından açıklanamadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 30/05/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. ve takip eden maddelerinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı; mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.

Aktarılan kurallara göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından ... Sigorta'nın 2011 ve 2012 yılı finansal tablolarının bağımsız denetimi amacıyla düzenlenen bağımsız denetim raporlarının incelenmesi sonucunda, ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporu'nda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden, davacı şirketin faaliyet izninin kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle askıya alınmasına ve davacının faaliyetine 01/01/2017 tarihinden önce akdedilen bağımsız denetim sözleşmeleriyle sınırlı olarak devam etmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle davanın açıldığı, gerek İdare Mahkemesi'nce gerek Bölge İdare Mahkemesi'nce bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, başta Kurul uzmanları tarafından düzenlenen İnceleme Raporu'nda yer alan tespitler olmak üzere, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı şirketin denetçileri tarafından imzalanan bağımsız denetim raporlarına yönelik Kurul uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ve dava konusu işlemin tesis edilmesine esas alınan İnceleme Raporu'nda, Bağımsız Denetim Standartları'nın ilgili hükümlerine aykırılık sebebi olarak değerlendirilen; ... Sigortanın Kıbrıs Konsorsiyumu ile olan işlemlerine yönelik yeterli denetim çalışması gerçekleştirilmemesi, mutabakat çalışması yapılmaması, ... Sigorta kayıtları ile yetinilmesi, banka hareketlerinin sorgulanmaması, önemli yanlışlık riski barındırmasına rağmen gerekli prosedürlerin uygulanmaması, ilişkili taraf işlemlerine yönelik değerlendirme yapılmaması vb. tespitlerin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi hususu, davacının bu tespitlere ilişkin itirazları da dikkate alındığında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi kapsamı dışında özel ve teknik bir muhasebe bilgisi gerektirmektedir. Uyuşmazlığın genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, davacının denetçileri tarafından imzalanan bağımsız denetim raporunun Bağımsız Denetim Standartları'na aykırılık içerip içermediğinin tespiti amacıyla, iyi derecede muhasebe ve finans bilgisine sahip olan öğretim üyesi düzeyinde bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetince hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor düzenlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?