‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2018/312 K.2023/5127

Esas No: 2018/312 · Karar No: 2023/5127 · Karar Tarihi: 29.11.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/312
Karar No:2023/5127

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Değerleme ve Danışmanlık A.Ş.

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve... sayılı... sayılı ve...tarih ve... sayılı değerleme raporlarında, mevzuata aykırılıklar bulunduğundan bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca toplamda 107.087,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin...tarih ve ...sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davalı idarece yapılan denetim sonucunda, davacı şirketin düzenlediği beş adet gayrimenkul değerleme raporunda, raporun değerleme uzmanı olmayan kişiler tarafından imzalandığı, değerleme hizmetine ilişkin imzalanan sözleşmede değerleme uzmanı olmayan kişilerin görevlendirildiği ve değerleme hizmeti için tahsis edilecek çalışma sürelerinin kişi bazında belirlenmediği, değerleme konusu varlıklarda hukukî sorunların olmadığı varsayımı ile değerleme yapılarak açık ve belirli olmayan değerleme raporu düzenlendiği, değerleme raporunda seçilen yöntem hususunda yeterli açıklamaların yapılmadığı, değer takdirinin tespitine ilişkin izlenen yöntemlerin tutarlı ve mantıklı şekilde iletilmediği, değerlemeyi yapan değerleme uzmanlarının değerleme lisanslarının örneklerinde rapor ekinde yer verilmediği, mevzuat uyarınca alınması gereken izinler kapsamında yapı ruhsatının alınması gerektiği hususuna raporda yer verilmediği, değerleme raporunda nakit/gelir akımları analizinin kullanımının değerlendirilmediği ve bu analiz yönteminin kullanılmamasının gerekçelerine raporda yer verilmediği, değerleme raporunda müşterinin talebi üzerine kira değeri analizinin kullanılmadığı ve bu durumun değerleme faaliyetinde bağımsız ve objektif davranıldığına dair şüphe oluşturduğu, değerleme raporunda yapı sınıfı, birim maliyet ve aşınma payı oranının belirlenmesini destekleyen sebeplere yer verilmediği ve değerleme sonucunda ulaşılan değer takdiri konusunda şüphe oluştuğu, amortisman oranlarının dikkate alınmasında mevzuata aykırılık olduğu, değerleme raporunun bulunması zorunlu asgari unsurları içermediği, çeşitli ifade hatalarının mevcut olduğu, direkt gelir kapitalizasyonu oranının nasıl hesaplandığına ilişkin gerekli açıklamanın yapılmadığı ve yapılan hesaplamanın yanlış olduğu, bu hususun değerleme sonucunun doğruluğu hususunda tereddüt oluşturduğu, kira gelirlerinin belirlenmesinde emsal kullanılmamasının nedenlerine raporda yer verilmediği, kamuya açıklanan bilgilerde düzeltme yapıldığı, değerlemeye konu taşınmazlar arasında yer alan iki adet taşınmazın hesaplamada dikkate alınmadığı hususlarının tespit edildiği, tespit edilen bu hususların Kurul tarafından yürürlüğe konulan düzenlemelere aykırı olduğu;
Davacı şirket tarafından, aykırılık olarak tespit edilen hususların tamamen usule ilişkin olduğu ve raporun kullanımına bağlı olarak yaratacağı etkiye bir katkısının olmadığı, raporlarda yer verilen bir ifadenin birçok şirket tarafından raporlarda kullanılan yaygın bir ifade olduğu ve Kurul tarafından bugüne kadar eleştiri konusu yapılmadığı, raporların sorumlu değerlendirme uzmanları tarafından imzalandığı, profesyonel yardım alınan kişilerin değerleme uzmanı ile birlikte isimlerine raporda yer verilmesinin mevzuata aykırı olmadığı iddia edilmiş, ancak davalı idarece tespit olunan bazı hususların değerleme raporlarının sonucuna yönelik etkilerinin de olduğu, kaldı ki mevzuatta öngörülen standartlara ve usullere uyumu sağlamak amacıyla yapılan denetimde tespit olunan usule ilişkin eksikliklere ceza verilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin değerleme raporlarında değerleme konusu varlıklarda hukukî sorunların olmadığı varsayımı ile değerleme yapıldığına ilişkin ifadeye yer vermesinin Uluslararası Değerleme Standartları'na aykırılık teşkil ettiği, tüm şirketlerce değerleme raporlarında aynı ifadeye yer veriliyor olsa dâhi bu durumun değerleme standartlarını bertaraf etmeyeceği ve davacı şirketi sorumluluktan kurtarmayacağı, davacının bazı değerleme raporlarını değerleme uzmanı olmayan kişilerin imzaladığının sabit olduğu, ihtiyaç hâlinde dışarıdan uzman yardımı alınması mümkün ise de değerleme raporlarının bu kişiler tarafından imzalanamayacağı ve bunun mevzuatta yer alan değerleme raporlarının değerleme uzmanı olmayan kişilerce imzalanamayacağı hükmüne aykırı olduğu;
Davacı şirket tarafından, değerleme raporlarında bulunması gereken asgarî hususları düzenleyen Kurul ilke kararının Uluslararası Değerleme Standartları'nın önüne geçtiğinin ve Uluslararası Değerleme Standartları'nın rapor standartları açısından uygulanma niteliği bulunmadığının iddia edildiği, ancak davalı idare tarafından gerçekleştirilen kalite kontrol denetimlerinin Seri:..., No:... sayılı Tebliğe, Seri:..., No:... sayılı Tebliğe ve ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu ilke kararı ile belirlenen "Değerleme Raporlarında Bulunması Gereken Asgari Hususlar"a göre gerçekleştirildiği, bunlardan Seri:..., No:... sayılı Tebliğin ekinde Uluslararası Değerleme Standartları'nın yer aldığı, Tebliğin 2. maddesinde değerleme işlemlerinde ekte yer alan Uluslararası Değerleme Standartları'na aynen uyulması zorunluluğunun düzenlendiği, farklı konuları içeren düzenlemelerin hepsine uyulmasının zorunlu olduğu, bir düzenlemenin diğerinin uygulama kabiliyetini ortadan kaldırmasının söz konusu olmadığı;
Davacı şirket tarafından, her bir rapor bazında ayrı ayrı para cezası uygulanmasının hukuka aykırı olduğunun, ceza verilmeden önce uyarı yapılması gerekirken yapılmadığının iddia edildiği, ancak beş ayrı değerleme raporunun her birinde tespit edilen ihlâllerin farklı nitelikte olduğu ve aynı fiilin birden çok işlenmesi söz konusu olmadığı, bu nedenle 6362 sayılı Kanun’un 105. maddesinin uygulama alanı bulamayacağı, her bir rapor için ayrı ayrı para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca, para cezası verilmeden önce ilgilinin uyarılabileceği düzenlemesini içeren Kurulu kararının 2013 yılında yürürlükten kaldırıldığı, içerdiği "uyarılabilir" ifadesi göz önüne alındığında karar yürürlükte olsa dâhi uyarı yapılmasının zorunlu olmayıp idarenin takdirinde olduğu;
Davacı şirket tarafından, savunma hakkının kısıtlandığı iddia edildiği, ancak davacıdan mevzuata uygun şekilde savunma talep edildiği ve davacı tarafından sunulan savunma değerlendirilerek işlem tesis edildiği;
Bu itibarla, davacı şirketin mevzuata aykırı şekilde değerleme raporu düzenlediği anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının ödenen idarî para cezasının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddine kara verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, gerekçesiz karar verildiği, savunma hakkının kısıtlandığı, uyuşmazlık konusu ifadenin birçok değerleme şirketi tarafından kullanıldığı, bu konuda başkalarına da ceza verilip verilmediğinin denetlenmediği, sübjektif olarak ceza verilebilmesinin önünün açıldığı, haksızlık hatasına yönelik iddiasının incelenmediği, davalı idarenin bir başka Dairesi tarafından herhangi bir eksikliğin bulunmadığı, Kurul uzmanının inisiyatife bırakıldığı, tespit edilen eksikliklerin usule ilişkin olduğu, Kurul’un kendi düzenlemelerine uymadığı, bazı raporların müşterisi tarafından kullanılmadığı, 6362 sayılı Kanun’un 105. maddesinin uygulanması gerektiği, şirketlere göre sübjektif değerlendirmeler yapıldığı, yapılacak incelemelere yönelik Kurul’un herhangi bir düzenlemesinin bulunmadığı, bir raporun sermaye piyasası mevzuatı kapsamında düzenlenmediği, müşterinin sehven ilan ettiği, raporun sorumlu değerleme uzmanı tarafından imzalandığı, profesyonel yardım almasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı, bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlem ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?