Danıştay12. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 12. Daire E.2023/6744 K.2024/21
T.C. DANIŞTAY
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6744
Karar No : 2024/21
DAVACI: ... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Bakanlığı
DAVANIN KONUSU: Davacı sendika tarafından; Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan ve 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre döner sermayeden ek ödeme alan üyelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen; en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması ve hak kaybı oluşan sendika üyelerinin son 63 aya ilişkin hak kayıplarının hesaplanarak giderilmesi için yapılan 04/03/2023 tarihli PTT KEP başvurusunun yanıt verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "04/01/1961 tarihli 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası" ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi ...'ün açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar tek tek sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde; bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, (e) bendinde; birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin, bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş "genel görevli" mahkemeler olduğu vurgulandıktan sonra, 5. maddesinde; idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davalara bakacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; dilekçelerin "görev ve yetki" yönünden inceleneceği, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un "İdarî davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında ise; ''Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idarî işlemi veya idarî sözleşmeyi yapan idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden; davacı sendika tarafından, Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan ve 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre döner sermayeden ek ödeme alan üyelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen; en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması ve hak kaybı oluşan sendika üyelerinin son 63 aya ilişkin hak kayıplarının hesaplanarak giderilmesi için yapılan 04/03/2023 tarihli PTT KEP başvurusunun yanıt verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Düzenli hâle koymak, düzen vermek olarak tanımlanabilecek olan düzenleme, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise hukukta sürekli, soyut, objektif ve genel durumları belirleyen norm olarak tanımlanır.
Bu bağlamda idare, Anayasa ve yasal düzenlemelerden aldığı yetki ile kural koyma, düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, genelge gibi düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için söz konusu işlemin sürekli, soyut, objektif, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir ifadeyle belirtilen nitelikte kurallar koymuş olması gerekir.
Sendika tarafından, davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin, yukarıda tanımı yapılan düzenleyici işlem mahiyetinde olmadığı açık olup, dava dilekçesinde de, başvurunun reddine dayanak alınan düzenleyici bir işlemin iptalinin istenmediği, bu konudaki yasal düzenlemenin ve bu düzenleme doğrultusunda yürütülen uygulamanın hukuka aykırılığından söz edildiği, ayrıca şahsileştirilmek suretiyle üyeleri adına ayrı ayrı talepte bulunulmadığından birden fazla idare mahkemesinin yetki alanına giren bir uyuşmazlığın da söz konusu olmadığı görülmektedir.
Bu durumda; 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalardan olmadığı sonucuna varılan bu davanın, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davalı idarenin bulunduğu yerdeki genel görevli ve yetkili Ankara İdare Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, dosyanın Ankara 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6744
Karar No : 2024/21
DAVACI: ... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Bakanlığı
DAVANIN KONUSU: Davacı sendika tarafından; Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan ve 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre döner sermayeden ek ödeme alan üyelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen; en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması ve hak kaybı oluşan sendika üyelerinin son 63 aya ilişkin hak kayıplarının hesaplanarak giderilmesi için yapılan 04/03/2023 tarihli PTT KEP başvurusunun yanıt verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "04/01/1961 tarihli 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası" ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi ...'ün açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar tek tek sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde; bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, (e) bendinde; birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin, bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş "genel görevli" mahkemeler olduğu vurgulandıktan sonra, 5. maddesinde; idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davalara bakacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; dilekçelerin "görev ve yetki" yönünden inceleneceği, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un "İdarî davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında ise; ''Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idarî işlemi veya idarî sözleşmeyi yapan idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden; davacı sendika tarafından, Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan ve 209 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre döner sermayeden ek ödeme alan üyelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen; en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması ve hak kaybı oluşan sendika üyelerinin son 63 aya ilişkin hak kayıplarının hesaplanarak giderilmesi için yapılan 04/03/2023 tarihli PTT KEP başvurusunun yanıt verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Düzenli hâle koymak, düzen vermek olarak tanımlanabilecek olan düzenleme, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise hukukta sürekli, soyut, objektif ve genel durumları belirleyen norm olarak tanımlanır.
Bu bağlamda idare, Anayasa ve yasal düzenlemelerden aldığı yetki ile kural koyma, düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, genelge gibi düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için söz konusu işlemin sürekli, soyut, objektif, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir ifadeyle belirtilen nitelikte kurallar koymuş olması gerekir.
Sendika tarafından, davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin, yukarıda tanımı yapılan düzenleyici işlem mahiyetinde olmadığı açık olup, dava dilekçesinde de, başvurunun reddine dayanak alınan düzenleyici bir işlemin iptalinin istenmediği, bu konudaki yasal düzenlemenin ve bu düzenleme doğrultusunda yürütülen uygulamanın hukuka aykırılığından söz edildiği, ayrıca şahsileştirilmek suretiyle üyeleri adına ayrı ayrı talepte bulunulmadığından birden fazla idare mahkemesinin yetki alanına giren bir uyuşmazlığın da söz konusu olmadığı görülmektedir.
Bu durumda; 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalardan olmadığı sonucuna varılan bu davanın, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davalı idarenin bulunduğu yerdeki genel görevli ve yetkili Ankara İdare Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, dosyanın Ankara 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.