‹ Ana sayfa
Danıştay12. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 12. Daire E.2022/5380 K.2024/4041

Esas No: 2022/5380 · Karar No: 2024/4041 · Karar Tarihi: 10.10.2024
Özet: 1) Uyuşmazlık, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde re’sen emeklilik işlemi nedeniyle emeklilik tarihinden itibaren oluşan vergilendirme ve tazminat haklarının yeniden değerlendirilmesiyle ilgili davacının temyiz talebidir. 2) Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını bozulmasından ve davacının emeklilik tarihinden itibaren ödenmesi gereken özlük haklarının, faiziyle birlikte, ayrıca 350.000 TL manevi tazminatın verilmeye karar vermiştir.
T.C. DANIŞTAY ONİKİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/5380
Karar No: 2024/4041

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN

TARAFLAR:
1- (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

2- (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
2- ... Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Emniyet Genel Müdürlüğü ... Başkanlığında ... olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük, maaş, tazminat ve maddi haklarının ilk emeklilik tarihinden itibaren oluşacak farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, yine işlemden kaynaklı uğradığı manevi zararlara karşılık 350.000,00-TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptaline yönelik daha önce verilen yargı kararlarının içeriğinde, re'sen emekli edilecek personelin belirlenmesinde birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılması gerektiğinin belirtildiği, re'sen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiği ortaya konulamadığı gerekçesiyle anılan kriterlerin uygulanmak suretiyle yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği hususunun vurgulandığı, ancak söz konusu yargı kararı üzerine davacı hakkında yeniden yapılan incelemede, karar gerekçelerinde belirtilen kriterlerin hiçbirinin ortaya konulamadığı ve yargı kararlarının gerekçeleri doğrultusunda uygulanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunmadığı; öte yandan, davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yargı kararlarında belirtilen gerekçe doğrultusunda yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği; ayrıca uyuşmazlıkta, mevcut haliyle oluştuğu ileri sürülen manevi zararın idarece tazminini gerektirecek kurucu unsurların bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü tüm özlük, maaş, tazminat ve maddi haklarının ilk emeklilik tarihinden itibaren oluşacak farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1- Davacı tarafından; erken emekli edilmesinden dolayı Kanun'un tanıdığı parasal ve özlük haklarından mahrum kaldığı, manevi açıdan da yıprandığı, Mahkemece, göreve başlaması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

2- Davalı idareler tarafından; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesinde, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olan personeli re'sen emekliye sevk etme hususunda idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, ilgili personelin emekliliğine ilişkin değerlendirmede, Kanun'la belirlenmiş olan "rütbe” ve “emeklilik/yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olma” haricinde başarısızlık, yetersizlik vb. herhangi bir özel şarta yer verilmediği, kurul tarafından da Kanun'da belirtilen bahse konu iki şart dışındaki herhangi bir şarta bağlı kalınmaksızın, personelin özlük kayıtlarına idari yönden yansıyan tüm bilgiler ile varsa adli bilgiler de dikkate alınarak kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda işlem tesis edildiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI:
1-Davacı tarafından; savunma verilmemiştir.

2-Davalı idareler tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü tüm özlük, maaş, tazminat ve mahrum kaldığı maddi haklarının ilk emeklilik tarihinde itibaren oluşacak farklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat isteminin ise reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa 'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.

Yine Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında "Yasama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir.

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun (04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen) Geçici 27. maddesinde, "01/01/2015 tarihi itibarıyla, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlar ile 01/01/2015 tarihi itibarıyla İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile resen emekliye sevk edilebilir. Bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55 inci maddenin yirmi birinci fıkrası hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük, maaş, tazminat ve maddi haklarının ilk emeklilik tarihinden itibaren oluşacak farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, yine işlemden kaynaklı uğradığı manevi zararlara karşılık 350.000,00-TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacının, ilk re'sen emekliliğe sevk işlemine ilişkin yapılan yargılamada ... İdare Mahkemesince bozma üzerine verilen iptal kararında yer alan, davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerekçede; "Kararın; davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılacağı" hususunun vurgulanmış olmasında hukuki isabetsizlik bulunmamakta ise de; temyizen incelenmekte olan işbu ikinci davanın, anılan Mahkeme kararı gerekleri gözetilmeksizin işlem tesis edilmesi sebebiyle açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin, İdare Mahkemesi kararının gerekçesine uygun davranmamasının hukuki sonuçlarına katlanması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

İdare Mahkemesince ilk davada verilen karar ile idarenin eşit, objektif ve istikrarlı uygulama yapmadığı ortaya konulmuş iken; aynı Mahkemece bu kez davacı hakkında tekrar tesis edilen dava konusu re'sen emekliye sevk işleminin de iptali yolunda verilen kararda, davalı idarece davacının durumu ile ilgili olarak "yeniden değerlendirme yapılacağının" kabulü; verilen iptal kararının davacı yönünden doğurduğu hukuki sonucun etkisiz kalmasına yol açacağı gibi; yargı kararının gereklerini yerine getirmediği tartışmasız olan idareye, bu tutumunu sürdürme olanağı da tanıyacaktır.

Nitekim, konuya ilişkin olarak Dairemizde mevcut emsal nitelikteki dosyalarda; idarenin, sadece ikinci kez re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda değil, daha sonra tesis edilen yeni re'sen emekliye sevk işlemi ile ilgili davalarda da aynı tutumu sergilediği görülmektedir.

Böyle bir durumun, sözü edilen Geçici 27. madde hükmü uyarınca tesis edilen re'sen emekliye sevk işlemleri ile ilgili yargılamaları kısır döngüye sokacağı; verilen yargı kararlarının idare tarafından gereği gibi uygulanması noktasında zafiyete sebep olacağı açıktır.

İdarenin, "kararı şeklen uygulamaktan" öteye gitmeyen bu ısrarlı tutumunun, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmadığını ayrıca vurgulamak gerekir.

Yukarıda değinilen tüm hukuki ve fiili durum karşısında; İdare Mahkemesi kararında yer verilen ve Bölge İdare Mahkemesince de, davacının istinaf başvurusu reddedilmek suretiyle aynen kabul edilmiş olan, "davalı idarece yeniden işlem tesis edileceğinin açık olduğu" şeklindeki gerekçede hukuki isabet bulunmadığından, kararın bu kısmının bozulması gerekmektedir.

Davacının parasal ve özlük haklarına ilişkin temyiz istemi bu yönden incelendiğinde; Anayasa'nın 125. maddesi ile düzenlenen, idarelerin her türlü eylemlerinden ve işlemlerinden doğan zararları tazminle yükümlü tutulduklarına yönelik kural uyarınca, dava konusu işlem nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyize konu kararın, davacının parasal ve özlük haklarına ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının da bozulması gerekmektedir.

Davacının, kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yapılan açıklamalar ve davacının ilk kez re'sen emekliye ayrılması işleminin iptali yolunda verilen kararın gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davalı idarelerin, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında ve 2577 sayılı Yasa'nın 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümlerine aykırı olarak, yargı kararını uygulamama amacıyla hareket ettiği, yargı kararının icaplarına göre değil, şeklen uygulanması suretiyle etkisiz bırakmaya yönelik tutum sergilediği; bu durum karşısında, olayda manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, davacının duyduğu elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, Mahkemece takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat aynı zamanda, duyulan elem ve ızdırabı giderecek oranda saptanarak davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, davanın bu kısmının da reddi yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerde, davacının temyiz isteminin kabulüyle; temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, "anılan gerekçesi" yönünden ve ayrıca; davacının parasal ve özlük haklarına ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının manevi tazminat isteminin reddine dair kısımlarının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının, davacının temyiz isteminin reddine ilişkin kısmına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?