‹ Ana sayfa
Danıştay12. DaireCeza Hukuku

Danıştay 12. Daire E.2019/7941 K.2023/3744

Esas No: 2019/7941 · Karar No: 2023/3744 · Karar Tarihi: 10.07.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7941
Karar No : 2023/3744

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Elazığ Orman İşletme Müdürlüğünde şoför olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Orman Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı eylem nedeniyle yürütülen adli soruşturma sonucunda, Maden Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile, şoför olarak görev yapan davacının rüşvet almaya yetkili kişi olmadığından bahisle, eyleminin rüşvete teşebbüs suçu olarak nitelendirilmediği ve dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturma sonucunda, suçun uzlaşmaya tabi olması ve taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olması nedeniyle davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; davacının görevinin önemi ve niteliği gereği bu davranışının disiplin mevzuatına aykırı olduğu ve disiplin cezasını gerektirdiği, ancak aldığı paranın değerinin çok düşük olduğu ve adli yönden de bu fiilinin herhangi bir ceza gerektirmediği göz önüne alındığında, davacının bu davranışının "hediye alma" olarak nitelendirilecek bir eylem olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde belirtilen suç tanımına uymadığı ve disiplin hukukunda yer alan "tipiklik" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacının Devlet memurluğundan cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarece işlemin sebep unsuru olarak gösterilen fiillerin, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hükmü kapsamında görülerek dava konusu disiplin cezası verilmiş ise de, davacının sübut bulan bir işyeri sahibinden 200,00-TL para alma şeklindeki fiilinin, yüz kızartıcı ve utanç verici suç olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı, "hediye alma'' olarak nitelendirilmesi gereken bir eylem olduğu ve "görevi ile ilgili her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" kapsamına girdiği anlaşıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Devlet memurlarının hediye almaması ve özel şahıs ve şirketlerce çeşitli vesilelerle sunulan hediyelerin iade edilmesi gerektiğinin Kamu Görevlileri Etik Kurulunca ilke olarak kabul edildiği, Devlet memurlarının yürüttüğü görevle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamayacakları ve menfaat sağlayamayacaklarının düzenlendiği; öte yandan, hediyenin ekonomik değerinin olup olmamasının önemli olmadığı, Devlet memuru sıfatına, vakarına, temsil ettiği kurumun itibarına uygun hareket tarzı içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan fiillerin cezasız bırakılmamasının gerektiği, dolayısıyla tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacı, Elazığ Orman İşletme Müdürlüğünde şoför olarak görev yapmaktadır.
11/10/2017 tarihinde orman muhafaza memuru olan ... ile birlikte ... isimli şahsın işyerine giderek, dükkanın önündeki odunlardan dolayı ceza keseceklerini, bu odunların kesilmesinin yasak olduğunu söyleyip ceza kesmemek için 400,00-TL para istemişler ve kendilerine verilen seri numaraları alınmış paraların kolluk kuvvetlerince üzerlerinde yakalanması üzerine davacı ve orman muhafaza memuru hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Disiplin soruşturması sonucunda; davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hâller arasında sayılmıştır.
Aynı Kanun'un 131. maddesinde ise, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlık, Elazığ Orman İşletme Müdürlüğünde şoför olarak görev yapan davacının, 11/10/2017 tarihinde orman muhafaza memuru olan ... ile birlikte ... isimli şahsın işyerine giderek, dükkanın önündeki odunlardan dolayı ceza keseceklerini, bu odunların kesilmesinin yasak olduğunu söyleyip ceza kesmemek için 400,00-TL para almaları şeklinde sübut bulan eylemin "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket" kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezasına dayanak disiplin soruşturmasında alınan ifadesinde, savunmasında ve adli yargıda yürütülen soruşturma aşamalarındaki savunmalarında ceza yazılması için ... isimli şahıs tarafından verilen 400,00-TL'yi, orman muhafaza memuru olan ... ile yarı yarıya bölüşmek suretiyle kabul ettiği ve pişman olduğu yolunda ikrarının bulunduğu açıktır.
Olayla ilgili olarak davacı ve orman muhafaza memuru olan ... hakkında rüşvet almak suçundan soruşturma yürütülmüş, Maden Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:... sayılı kararıyla, davacının orman işletme şefliğinde şoför olduğu, dolayısıyla görevi gereği rüşvet almaya yetkili kişi olmadığı gerekçesiyle hakkında dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütüleceği belirtilerek rüşvete teşebbüs suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturma sonucunda ise, anılan Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:... , K:... sayılı kararıyla, dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olduğu, uzlaştırma bürosuna gönderilen dosyada tarafların uzlaştıkları gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bahse konu kararlar, eylemin gerçekleşmediğine ilişkin olmayıp, ceza yargılaması tekniğiyle alakalı, usule ilişkin kararlardır.
Anayasa Mahkemesinin, 13/06/2013 tarihli Kürşat Eyol (Başvuru No: 2012/665) kararında; ''Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.
Masumiyet karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır.'' ifadelerine, yine Anayasa Mahkemesinin, 20/02/2014 tarihli Mustafa Kıvrak (Başvuru No: 2013/3175) kararında; ''Ancak suç isnadı mahkûmiyete dönüşse bile söz konusu mahkûmiyet hükmü hukuksal anlamda kesinleşmediği sürece masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü bu durumda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz.'' ifadelerine yer verilmiştir.
Ceza uygulaması ile disiplin uygulaması arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçlar bakımından temel nitelikte farklılıklar mevcut olduğundan kanun koyucu, ceza uygulaması ile disiplin uygulamasını iki ayrı ve farklı alan olarak görmekte ve bunların birbirini etkilemesini önleyici nitelikte bir düzenleme olan 657 sayılı Kanun'un 131. maddesindeki düzenlemeye yer vermiş bulunmaktadır.
657 sayılı Kanun'un 131. maddesi kapsamında ceza soruşturma ve kovuşturmasına ilişkin kararların, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanunu'nda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza soruşturma ve kovuşturmasında, suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza soruşturma ve/veya kovuşturması sonucu, kovuşturmaya yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.
Bu durumda; davacının disiplin soruşturmasında alınan ifade ve savunmaları ile adli yargıda yapılan soruşturmada alınan savunmalarında eylemi ikrar ettiği, seri numarası alınmış paraların kolluk kuvvetlerince yapılan arama ile üzerinde yakalandığı, hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ve ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararların, davacının eylemi gerçekleştirmediğine yönelik olmayıp, ceza yargılaması tekniğiyle alakalı usule ilişkin kararlar olduğu dikkate alındığında, sabit olan eyleminin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında olduğu anlaşıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/07/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?