Danıştay12. Daireİdare Hukuku
Danıştay 12. Daire E.2019/401 K.2023/3628
T.C.
D A N I Ş T A Y
ON İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/401
Karar No : 2023/3628
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Edremit ilçesi, Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, polis, valiler, hakim ve savcılara ilişkin hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğundan bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve E:… sayılı işleminin iptali ve görevine tüm özlük hakları ile iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının facebook hesabından 14 Ekim 2014 tarihi ile 4 Eylül 2015 tarihi arasında, soruşturma dosyasında ayrı ayrı izahı yapılan, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın propagandasını içerdiği değerlendirilen paylaşımlarda bulunduğu, ayrıca davacının bu paylaşımlar sırasında, daha sonra alınan ifadesindeki beyanından anlaşılacağı üzere kendi kişisel paylaşımlarına da devam ettiği, her ne kadar davacı, savcılık ve disiplin soruşturmasında alınan ifadesinde, dondurmuş olduğu facebook hesabındaki terör örgütü PKK/KCK propagandası içeren paylaşımları ilk kez kolluk görevlileri tarafından kendisine gösterildiğinde gördüğünü ifade etmiş ise de, aynı ifadede davacının bu paylaşımlar nedeniyle facebooka defalarca şikayet maili gönderdiğini ifade ederek çelişkili beyanlarda bulunduğu, belirtilen tarih aralığının uzunca bir süre olduğu, şahsi paylaşımlarına devam eden davacının kendisi tarafından yapılmadığını iddia ettiği ve soruşturma raporunda özetlenen paylaşımları görmediğine ilişkin savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davacının, paylaşımların kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığına dair savunmasının akabinde kolluk görevlileri tarafından yapılan araştırmada davacının ikinci bir facebook hesabının tespit edildiği, davacının şikayet ve tahkikatın başlamasının akabinde eski facebook hesabını dondurarak yeni bir facebook hesabı açtığı ve takibattan kurtulmaya çalıştığının değerlendirildiği, davacının yeni facebook hesabı üzerinde yapılan incelemede ise kapatmış olduğu facebook hesabındaki paylaşımlara benzer paylaşımlarının devam ettiği, yine davacının yeni facebook hesabında da aynı zamanda kişisel paylaşımlarına da devam ettiği, izah edilen hususların ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak dosya kapsamına ikmal edildiği, bu paylaşımları kendisinin yaptığını beyan ettiği, bu şekilde davacının gerek dondurmuş olduğu ilk facebook hesabında gerekse yeni açtığı facebook hesabında hem şahsi paylaşımlarını, hem de terör örgütü propagandası içerir paylaşımlarını devam eden suç kastı altında ve süreklilik arz edecek şekilde basın yayın yolu ile paylaştığının görüldüğü, belirtilen tüm bu hususlar karşısında davacının iddia edilen fiili işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin gerekçesi olan ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak fiillerinin, davacı tarafından facebook üzerinden yapılan paylaşımlar ile gerçekleşebilmesi için; sosyal medyada yaptığı soruşturma konusu paylaşımlar neticesinde davacının kamu hizmetinin yürütülmesini engellemesi, işi yavaşlatması, grev gibi eylemlere katılması, çalışma düzenin bozması, veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemeye katılması, bunları tahrik ve teşvik etmesi veya bunlara yardımda bulunması gerekmekte olup; yapılan paylaşımların bu kapsamda herhangi bir fiile sebep olduğuna dair soruşturma raporunda bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının özlük haklarının idarece tazminine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin mevzuata uygun tesis edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının gerekçe değiştirilerek onanması, özlük haklara ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Van ili, Edremit ilçesi, Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, polis, valiler, hakim ve savcılara ilişkin hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda getirilen teklif doğrultusunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılmıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir."; 130. maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken, memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu, ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.
Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır.
Temyize konu karar, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline dair kısmı ile ilgili olarak yukarıda yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, devlet memurluğundan çıkarma cezası hakkında, idare tarafından, davacıya son savunma hakkı tanınarak yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının "davacının yoksun kalınan özlük haklarının idarece tazmini isteminin kabulüne" ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, davanın reddi yolundaki idare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA oybirliğiyle,
2. Davalı İdarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile, temyize konu kararın, davacının yoksun kaldığı özlük hakların idarece tazminine ilişkin kısmının BOZULMASINA oybirliğiyle,
3. Dosyanın bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/06/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ON İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/401
Karar No : 2023/3628
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Edremit ilçesi, Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, polis, valiler, hakim ve savcılara ilişkin hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğundan bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve E:… sayılı işleminin iptali ve görevine tüm özlük hakları ile iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının facebook hesabından 14 Ekim 2014 tarihi ile 4 Eylül 2015 tarihi arasında, soruşturma dosyasında ayrı ayrı izahı yapılan, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın propagandasını içerdiği değerlendirilen paylaşımlarda bulunduğu, ayrıca davacının bu paylaşımlar sırasında, daha sonra alınan ifadesindeki beyanından anlaşılacağı üzere kendi kişisel paylaşımlarına da devam ettiği, her ne kadar davacı, savcılık ve disiplin soruşturmasında alınan ifadesinde, dondurmuş olduğu facebook hesabındaki terör örgütü PKK/KCK propagandası içeren paylaşımları ilk kez kolluk görevlileri tarafından kendisine gösterildiğinde gördüğünü ifade etmiş ise de, aynı ifadede davacının bu paylaşımlar nedeniyle facebooka defalarca şikayet maili gönderdiğini ifade ederek çelişkili beyanlarda bulunduğu, belirtilen tarih aralığının uzunca bir süre olduğu, şahsi paylaşımlarına devam eden davacının kendisi tarafından yapılmadığını iddia ettiği ve soruşturma raporunda özetlenen paylaşımları görmediğine ilişkin savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davacının, paylaşımların kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığına dair savunmasının akabinde kolluk görevlileri tarafından yapılan araştırmada davacının ikinci bir facebook hesabının tespit edildiği, davacının şikayet ve tahkikatın başlamasının akabinde eski facebook hesabını dondurarak yeni bir facebook hesabı açtığı ve takibattan kurtulmaya çalıştığının değerlendirildiği, davacının yeni facebook hesabı üzerinde yapılan incelemede ise kapatmış olduğu facebook hesabındaki paylaşımlara benzer paylaşımlarının devam ettiği, yine davacının yeni facebook hesabında da aynı zamanda kişisel paylaşımlarına da devam ettiği, izah edilen hususların ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak dosya kapsamına ikmal edildiği, bu paylaşımları kendisinin yaptığını beyan ettiği, bu şekilde davacının gerek dondurmuş olduğu ilk facebook hesabında gerekse yeni açtığı facebook hesabında hem şahsi paylaşımlarını, hem de terör örgütü propagandası içerir paylaşımlarını devam eden suç kastı altında ve süreklilik arz edecek şekilde basın yayın yolu ile paylaştığının görüldüğü, belirtilen tüm bu hususlar karşısında davacının iddia edilen fiili işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin gerekçesi olan ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak fiillerinin, davacı tarafından facebook üzerinden yapılan paylaşımlar ile gerçekleşebilmesi için; sosyal medyada yaptığı soruşturma konusu paylaşımlar neticesinde davacının kamu hizmetinin yürütülmesini engellemesi, işi yavaşlatması, grev gibi eylemlere katılması, çalışma düzenin bozması, veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemeye katılması, bunları tahrik ve teşvik etmesi veya bunlara yardımda bulunması gerekmekte olup; yapılan paylaşımların bu kapsamda herhangi bir fiile sebep olduğuna dair soruşturma raporunda bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının özlük haklarının idarece tazminine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin mevzuata uygun tesis edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının gerekçe değiştirilerek onanması, özlük haklara ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Van ili, Edremit ilçesi, Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, polis, valiler, hakim ve savcılara ilişkin hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda getirilen teklif doğrultusunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılmıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir."; 130. maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken, memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu, ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.
Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır.
Temyize konu karar, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline dair kısmı ile ilgili olarak yukarıda yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, devlet memurluğundan çıkarma cezası hakkında, idare tarafından, davacıya son savunma hakkı tanınarak yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının "davacının yoksun kalınan özlük haklarının idarece tazmini isteminin kabulüne" ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, davanın reddi yolundaki idare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA oybirliğiyle,
2. Davalı İdarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile, temyize konu kararın, davacının yoksun kaldığı özlük hakların idarece tazminine ilişkin kısmının BOZULMASINA oybirliğiyle,
3. Dosyanın bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/06/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.