‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2023/5584 K.2024/1121

Esas No: 2023/5584 · Karar No: 2024/1121 · Karar Tarihi: 27.03.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/5584
Karar No : 2024/1121

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Diş hekimi olan davacı tarafından, mesleğini herhangi bir özel sağlık kuruluşunda icra etmesine izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 45. maddesi gereğince reddine ilişkin İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu kapsamında yürütülen kovuşturma neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı, diş hekimliği mesleğinin icrası için 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinde sayılan suçlardan mahkum olunmaması gerektiğinin açık olduğu, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının diş hekimliği mesleğinin icrası için gereken şartları taşımadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; diş hekimliği mesleğinin nitelikleri karşısında, davacının devletin güvenliğine karşı filli nedeniyle diş hekimliği mesleğini yapmasının sınırlandırılmasının; 1219 sayılı Kanunun 45. maddesi ile yasal dayanağının ve sınırlamanın meşru bir amacının bulunduğunun kabulü gerekmekle birlikte; davacının fiili karşılığı hapis cezasının infazı sürecinde tahliye edildiği, ceza hukukunun "ıslah" amacının bir gereği olarak serbest bırakılarak, denetime konu edileceği ve topluma kazandırılacağı bir süreci yaşayacağı, bu süreçte bir birey, aile babası, eğitimi ve mesleki becerileri ile ilişki içinde olacağı özel yaşamının gerektirdiği hak ve sorumlulukları sürdürmesi gerektiği, dava konusu işlemde davacının özel veya kamuda çalışması yolunda bir ayrım yapılmadığı, başvurusunun salt bir diş polikliniğinde ve bağımlı çalışma ilişkisi içinde çalışmaya yönelik olduğu gözönünde bulundurulduğunda davacının bir diş hekimi olarak kamuda ya da özelde veya bağımlı ve bağımsız çalışma bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeden, özel sektörde ve bağımlı bir çalışma biçimi ile çalışmasının da sürekli olarak engellenmesine yönelik sınırlamanın; demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve ölçülülük koşulunu sağlamadığı, sınırlamalardan kaynaklanan kamu yararı ile davacının kişisel olarak bu yönden üstlendiği külfetler bakımından adil bir dengenin kurulamadığı, davacının bu yolla özel yaşamına yapılan müdahalenin orantısız olduğu ve demokratik toplumun gerekleri bakımından davacıya getirilen sınırlamanın bir zorunluluğa da dayanmadığı sonucuna varıldığından; dava konusu işlemde davacının özel çalışma yaşamı içinde ve bağımlı statüde de olsa çalışmasının engellenmesi yönünden dava konusu işlemin "konu" unsurunda hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 7. İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı tarafından, davanın süreaşımı nedeniyle öncelikle usulen reddi gerektiği, esas yönünden davacının Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün süre ile hapis cezası ile cezalandırıldığı, mahkumiyet kararının kesinleştiği, işlenen suçun hekimlik mesleğinin icrasına engel suçlar arasında sayıldığı, dolayısıyla hekimlik mesleğinin özel sektörde icrasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacı diş hekimi olup, hakkında Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/11/2018 tarih ve E:2017/146, K:2018/260 sayılı kararıyla "FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş; anılan karar istinaf ve temyiz kanun yolları denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Davacının ceza infaz kurumunda hükmedilen hapis cezasının infazı devam ederken 26/08/2022 tarihinde koşullu salıverilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, özel bir sağlık kuruluşunda sigortalı olarak diş hekimliği mesleğini icra edip edemeyeceği hususunda bir karar verilmesi istemiyle 02/09/2022 tarihinde İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapılmıştır.
Davalı idare tarafından, davacının Türk Ceza Kanunu'nun 314 .maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasına mahkım edildiği ve anılan suçun 1219 sayılı Kanunun 45. maddesinde ismen sayılan suçlar arasında yer aldığından bahisle hükmolunan cezanın süresi ve nevi bakımından hekimlik mesleğinin icrasına mani olduğundan adına çalışma belgesi düzenlenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
1219 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 1. fıkrasında, "Diş hekimliği mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz."; 3. fıkrasında, "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu hizmeti niteliğindeki hekimlik mesleğinin icrasının, hizmetin devamlılığını sağlamak, mesleğin itibarını ve bu hizmetlerden yararlananları korumak amacıyla sınırlandırılabileceği, mesleğin, insan yaşamının korunmasını amaç edinen bir nitelik taşıması itibarıyla da hekimlerin tabi olması gereken şartların diğer pek çok meslekten daha ayrıntılı ve katı şekilde düzenlenmesi gerektiği açıktır.
1219 sayılı Kanun'un 45. maddesinde, anılan maddede hekimlik mesleğinin icrası için Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar da dâhil olmak üzere bir kısım suçtan hapis cezasına mahkûm olmamak şartının getirildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının "FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/11/2018 tarih ve E:2017/146, K:2018/260 sayılı kararıyla 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 18/02/2021 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının devletin güvenliğine karşı filli nedeniyle diş hekimliği mesleğini yapmasının sınırlandırılmasının; 1219 sayılı Kanunun 45. maddesi ile yasal dayanağının ve sınırlamanın meşru bir amacının bulunduğunun kabulü gerekmekle birlikte; davacının hapis cezasının infazı sürecinde tahliye edildiği, ceza hukukunun "ıslah" amacının bir gereği olarak serbest bırakılarak denetime konu edileceği ve topluma kazandırılacağı bir süreci yaşayacağı, bu süreçte bir birey, aile babası, eğitimi ve mesleki becerileri ile ilişki içinde olacağı özel yaşamının gerektirdiği hak ve sorumlulukları sürdürmesi gerektiği, dava konusu işlemde davacının özel veya kamuda çalışması yolunda bir ayrım yapılmadığı, başvurusunun salt bir diş polikliniğinde ve bağımlı çalışma ilişkisi içinde çalışmaya yönelik olduğu gözönünde bulundurulduğunda davacının bir diş hekimi olarak kamuda yada özelde veya bağımlı ve bağımsız çalışma bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeden, özel sektörde ve bağımlı bir çalışma biçimi ile çalışmasının da sürekli olarak engellenmesine yönelik sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve ölçülülük koşulunu sağlamadığı, kamu yararı ile davacının kişisel olarak bu yönden üstlendiği külfetler bakımından adil bir dengenin kurulamadığı, davacının bu yolla özel yaşamına yapılan müdahalenin orantısız olduğu ve demokratik toplumun gerekleri bakımından davacıya getirilen sınırlamanın bir zorunluluğu da dayanmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış ise de; hekimlik mesleğinin, kamu hizmeti ve insan yaşamının korunmasının amaç edinen niteliği itibarıyla hizmetin gereklerinin kamu veya özel sektörde farklılık arz etmediği, dolayısıyla hizmetlerden yararlananların korunması ve davacının mahkumiyetine konu suçun nev'i de gözetildiğinde davacının kamu veya özelde çalışması açısından farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektiren bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin birinci fıkrasında yer alan hak yoksunlukları, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca hapis cezasının infazının tamamlanması sona erecektir. Somut olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin uygulanmasına da karar verilmiş olup, davacının koşullu salıverilmesinin de infazının tamamlandığı sonucunu doğurmadığı açıktır.
Bu durumda, 1219 sayılı Kanun'da diş hekimliği mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlardan hapis cezasına mahkum olmamak gerektiğinin hüküm altına alındığı dikkate alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan "silahlı terör örgütüne üye olma suçu"ndan hapis cezasıyla cezalandırılan davacının, mesleğini herhangi bir özel sağlık kuruluşunda icra etmesine izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?