‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2022/806 K.2023/1969

Esas No: 2022/806 · Karar No: 2023/1969 · Karar Tarihi: 11.04.2023
T.C. DANIŞTAYONUNCU DAİRE Esas No: 2022/806
Karar No: 2023/1969 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Üniversitesi Rektörlüğü

VEKİLİ: Av. … TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): …

VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- …

VEKİLİ: Av. … İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 25/08/2017 tarihinde kanepeden düşerek yaralanması üzerine İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine götürdükleri müşterek çocukları ...'ın, anılan hastanede hatalı tetkik ve tedavi uygulanması nedeniyle 26/08/2017 tarihinde beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını iddiasıyla zararlarına karşılık her biri için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile anne için 86.607,00 TL, baba için 49.555,00 TL) olmak üzere toplam 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 136.162,00 TL) maddi ve her biri için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda davalı idarenin Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca 3/8 oranında hizmet kusuru olduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin kabulüne ve toplam 136.162,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı idareye başvuru tarihi olan 19/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve davacıların her biri için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 19/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, zamanaşımına ve husumete yönelik itirazlarının değerlendirilmediği, hizmet kusuru ve illiyet bağı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat ödenmesi koşullarının oluşmadığı, manevi tazminat talebinin fahiş olduğu, yargı harçlarından muaf oldukları belirtilerek; davalı idare yanında müdahil tarafından, komplikasyon yönetimi, hastayı gereksiz risk altına sokma hususu, ikinci bir doktora danışılması durumunda da aynı sonucun ortaya çıkabileceği hususları değerlendirilmediğinden Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı ve kusurun yanlış ve eksik tespit edildiği, ekip başının denetim ve gözetim görevini yerine getirmediği, hastanın ikinci başvurusunun şikayet ve muayene talebi içermediği, hizmet kusuru bulunmadığından maddi ve manevi tazminat ödenmesi koşullarının oluşmadığı, manevi tazminat talebinin fahiş olduğu, hesap raporunun hatalı olduğu, davaya katılma istemi geç kabul edildiğinden adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idare ile davalı yanında müdahilin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE

GEREKÇE: MADDİ

OLAY: Davacılar yakını ..., 25/08/2017 tarihinde saat 18.40'ta çekyattan düşerek yaralanması nedeniyle saat 19.15 civarında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine getirilmiş ve yapılan muayenenin ardından öneriler ile taburcu edilmiş, saat 22.30 civarında uykuya meyilli olduğu belirtilerek tekrar aynı hastaneye getirilmiş ve yine önerilerle taburcu edilmiş, 26/08/2017 tarihinde saat 01.20 civarında tekrar aynı hastaneye getirilmesi üzerine tomografisi çekilmiş ve kafatasının üst kısmında kanama tespit edilmesi üzerine acilen ameliyata alınmış, ameliyattan sonra yoğun bakım ünitesinde takip ve tedavisi devam ederken aynı gün saat 12.35'te hayatını kaybetmiş; davacılar tarafından, müşterek çocuklarının hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye yapmış oldukları başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda; "25/08/2017 tarihinde saat 18:40 ve saat 22:30 sularında iki kez İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine çekyattan düşme ve kafa travması öyküsü ile getirilen bebeği her iki başvurusunda da karşılayan, muayene eden ve aileye tavsiyelerde bulunarak hastayı eve gönderen Genel Cerrahi Araştırma Görevlisi ...’nin hastayı Beyin Cerrahisi bölümüne konsülte etmeden eve göndermesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatası bulunduğu, sorulduğu üzere tıbbi uygulama hatasının çocuğun ölümü üzerine etki derecesinin 3/8 oranında olduğu, bebeğin 3. gelişinde gerekli görüntüleme tetkiklerinin yapıldığı, beyin kanaması saptanması üzerine yapılan Beyin Cerrahisi konsültasyonundan sonra uygun olarak acilen ameliyata alındığı, ameliyatta uygun tekniğin uygulandığı, gerekli müdahalelerin yapıldığı ancak tüm müdahalelere rağmen bebeğin kurtarılamadığı cihetle; son gelişinde yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, sağlık çalışanları aracılığıyla hizmet veren idarenin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince; dava konusu ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle 3/8 kusur oranı dikkate alınarak hazırlanan hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesince de, davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvuruları reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Davalı İdare ve Davalı İdare Yanında Müdahil Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Bölümünün İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Davalı İdare ve Davalı İdare Yanında Müdahil Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Bölümünün İncelenmesi: Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir miktar para ödenmesini ifade etmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulması olup; zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardım tespit edilmek suretiyle belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin yakınlarına sağlayacağı yardımların toplamıdır. Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 71. maddesinde, çalışma yaşı kural olarak 18 yaşının ikmali şeklinde belirlenmiştir. Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince 22/06/2020 havale tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği; hükme esas alınan bu raporda ise, müteveffa ...'ın 5 yaşından itibaren davacılara destek olacağı varsayılarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Müteveffa ...'ın henüz 5 yaşında iken gelir getirici bir faaliyette bulunabileceği varsayımı 4857 sayılı Kanun'a ve hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, müteveffa ...'ın 5 yaşından itibaren davacılara destek olacağı varsayılarak yapılan hesaplama ile hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı açıktır. Bu durumda, Mahkemece, müteveffa ...'ın 18 yaşından itibaren gelir getirici bir faaliyette bulunabileceği ve davacılara destek olabileceği varsayımına göre düzenlenecek bilirkişi raporu uyarınca davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin yapmış olduğu istinaf başvurularının reddine yönelik bölümünde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümünün ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümünün BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde müdahil ...'ye iadesine, 4. Bozulan bölüm yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/04/2023 tarihinde, oy birliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?