‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2022/7482 K.2023/5954

Esas No: 2022/7482 · Karar No: 2023/5954 · Karar Tarihi: 26.10.2023
T.C. DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/7482
Karar No : 2023/5954

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ...

2- ...

3- ...

4- ...

VEKİLLERİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı / ...

VEKİLİ: Av. ...

2- ...Müdürlüğü / ...

3- ...Birliği / ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun 12/04/2022 tarih ve E:2021/6856 K:2022/1999 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları...'nın 29/08/2012 tarihinde Adana ili, Seyhan ilçesinde bulunan TS3 ana sulama kanalında boğularak vefat etmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak dava konusu uyuşmazlığın çözümü için olayda vefat eden davacılar çocuğunun müterafik kusuru yanında davalı idarelerin de hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla 12/04/2021 tarihinde olay mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 21/06/2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, boğulma olayının gerçekleştiği yerin, olay tarihindeki uydu görüntüleri dikkate alındığında meskûn mahal içerisinde kabul edilmesi imkanı bulunmadığından davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına kusur atfedilemeyeceği, boğulma olayının meydana geldiği TS3 sulama kanalının açık kanal sulama şebekesi tarzında projelendirildiğinden kapatılmasının mümkün olmadığı, kanalın işletme ve bakımına zarar vermeden, kaza ile düşmeleri önleyici güvenlik tedbirleri ve uyarı levhaları ile kanalda güvenlik önlemleri alınabileceği, sadece kaza sonucu oluşabilecek düşme veya kaymaları önleyici tedbirler yönünden sulama kanalının bakım, onarım ve gözetiminden sorumlu diğer davalılar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Sulama Birliğinin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirerek uyarı levhaları koyduğu, yerel televizyonlarda uyarı haberleri ve kamu spotları yayınlattığı, ilgili tüm kişi ve kurumlara sulama mevsiminin başında sulamanın başlangıcında güvenlik nedeni ile uyarı yazıları yazdığı, olayın meydana geldiği yerde, kazaen düşme veya kaymaları önleyebilecek nitelikte kanalın çevresinde uyarı levhaları ve en az 80 cm yüksekliğinde kayma ve kaza sonucu düşmeleri engelleyici çift taraflı bariyerler ile yakınındaki köprünün korkuluklarının bulunduğu anlaşıldığından davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Sulama Birliğine de kusur atfedilemeyeceği, olay tarihinde 14 yaşında olan müteveffanın, sulama için yapılan kanala yüzmek için girdiği, ikaz ve uyarı levhaları ile demir bariyerlerin 14 yaşında ve iyiyi kötüden ayırt etme temyiz kudretine sahip olan müteveffanın kanala girmesini engelleyemeyeceği ve yüzmek için girdiği kanalda boğulabileceği tehlikesinin farkında olan müteveffanın boğularak ölümünde kendisinin ve davacı anne ve babasının kusurlu olduğu, davalı idarelere yüklenebilecek bir hizmet kusurunun olmaması ve zararın kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmininin de mümkün bulunmaması karşısında, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararın tazmini hususunda davalı idareleri sorumlu tutmaya olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından; olay tarihinden hemen sonra çekilen fotoğraflarda kanalın çevresinde koruyucu hiçbir güvenlik önleminin alınmadığının, uyarı levhası bulunmadığının görüldüğü, keşif tarihindeki uyarı levhalarının dikkate alındığı, olayın meydana gelmesinde idarelerin kusuru bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI: Davalı Çukurova Sulama Birliği tarafından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalılar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun 12/04/2022 tarih ve E:2021/6856, K:2022/1999 sayılı kararı kaldırılarak davacıların temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını 1998 doğumlu ...'nın 29/08/2012 tarihinde, tarım arazilerinin sulanması amacıyla 1970 yılında işletmeye açılan TS3 Ana Sulama Kanalında boğularak vefat ettiği, davacılar tarafından davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan 06/11/2012 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte olan haliyle 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, "Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır: "...b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak;..." hükmü bulunmaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı... hizmetlerini yapar veya yaptırır..." hükmü yer almaktadır.

İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.

Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık; davacıların yakını olan 14 yaşındaki ...'nın sulama kanalında boğularak vefat etmesi sebebiyle davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığından kaynaklanmaktadır.

Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun bozma kararı sonrasında, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; olay tarihinde 14 yaşında olan ...’nın yüzme gayesi ile bilinçli olarak kanala girdiği ve boğulduğu, ergenlik döneminde tam anlamıyla kendi kendini kontrol etmekten uzak olduğu, doğruyu yanlıştan ayırt ettiği, müteveffanın babasının ifadesine göre sulama kanalında yüzmesinden haberdar olduğu, bu nedenle, ebeveynlerin sulama kanalının çocukları için tehlike oluşturduğu gerçeğini göz ardı ettiği, müteveffanın bu olayda %50 oranında kusurlu olduğu, ailesinin denetim ve gözetimini eksik yapmasından dolayı %50 oranında kusur atfetmenin hakkaniyetli olacağı, 2014 yılında konut alanlarının dışında kalan sulama kanalının, zamanla meskûn mahal içerisinde kaldığının anlaşıldığı, ancak boğulma olayının gerçekleştiği 2014 tarihindeki uydu görüntüsü incelendiğinde, boğulma olayının gerçekleştiği yerin, meskûn mahal içerisinde kabul edilmesi imkanının bulunmadığı, davalı idarelerce uyarı levhaları konduğu, yerel televizyonlarda uyarı haberleri ve kamu spotları yayınlatıldığı, ilgili tüm kişi ve kurumlara sulama mevsiminin başında sulamanın başlangıcında güvenlik nedeni ile uyarı yazıları yazıldığı, olayın meydana geldiği yerde, olay tarihinde kanalın çevresinde ikaz ve uyarı levhaları ile kayma ve kaza sonucu düşmeleri engelleyici çift taraflı bariyerler ile yakınındaki köprünün korkuluklarının bulunduğu, kanal çevresinde alınacak önlemlerin yüzme gayesi ile kanala girenleri engelleyemeyeceği, olayda davalı idarelere kusur atfedilemeyeceği görüş ve kanaatlerinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

Olay tarihinde 14 yaşında olan davacılar yakınının kanala düşerek hayatını kaybetmesinde bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babanın kusurlu olduğu tartışmasızdır.

Bununla birlikte, çevrede yaşayanlar için risk taşıyan sulama kanalı ile ilgili olarak can güvenliğini sağlayacak biçimde uyarıcı, engelleyici tedbirlerin alınması da ilgili idarelerin üstlendikleri kamu hizmetinin doğal sonucu olup söz konusu bölgenin tarım alanından zamanla meskun mahale dönüştüğü, dolayısıyla sulama kanalının meskun mahal içerisinde kaldığı dikkate alındığında, davalı idarelerin kanal çevresinde gerekli önleyici tedbirleri alması gerektiği, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında ve karara dayanak alınan bilirkişi raporunda olay tarihinde kanalın çevresinde ikaz ve uyarı levhalar ile kayma ve kaza sonucu düşmeleri engelleyici çift taraflı bariyerler ile yakınındaki köprünün korkuluklarının bulunduğu belirtilmişse de, olay 2012 yılında gerçekleşmiş olmasına rağmen söz konusu bilirkişi raporunda 2014 yılındaki uydu görüntülerinin dikkate alındığı, dosyada bulunan fotoğraflardan olay tarihinde kanal etrafında herhangi bir koruyucu, önleyici tedbir alınmadığı, çit, bariyer veya korkuluk bulunmadığı görüldüğünden davalı idarelerce olay tarihi itibarıyla sulama kanalı etrafında yeterli düzeyde tedbir alınmadığı sonucuna varılmaktadır.

Ayrıca; dava konusu olayda davacılar yakınının %50, anne ve babanın %50 oranında kusuru bulunduğu tespit edilmişse de, olayın meydana gelmesinde hem müteveffa çocuğun bakım ve gözetim altında olduğu kabul edilerek bu sorumluluğu yerine getirmeyen anne ve babaya kusur yüklenmesi, hem de çocuğun doğruyu ve yanlışı ayırt ettiği yaşta olduğu kabul edilerek müteveffa çocuğa kusur yüklenmesi mümkün olmamakla birlikte çocuğun ergin olmadığı göz önüne alındığında çocuğun kusurlu bulunması da hakkaniyete uygun olmayacaktır.

Bu itibarla; dava konusu olayda anne ve babanın kusurunun yanında idarelerin hizmet kusuru da bulunduğu anlaşıldığından davacıların müterafik kusurları da dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Sehven yatırılan ...TL harcın istemleri halinde davacılara iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) - KARŞI OY :

Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.

Bu nedenle, davacıların karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?