‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2022/3082 K.2024/946

Esas No: 2022/3082 · Karar No: 2024/946 · Karar Tarihi: 19.03.2024
T.C. DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2022/3082
Karar No: 2024/946

DAVACILAR:
1- ...

2- ...

3- ...

VEKİLİ: Av. ...

DAVALI: ...Başkanlığı / ANKARA

VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN_KONUSU: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, eşi ve babaları olan ...'ın, Türk Hava Yolları A.O.'da 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında kaptan pilot olarak görev yapmakta iken, işveren tarafından kalp damar rahatsızlığı olduğu bilinmesine rağmen pandeminin en yoğun olduğu tarihlerde yurt dışı uçuş için görevlendirildiği sırada Covid-19 rahatsızlığına maruz kalarak 12/04/2020 tarihinde bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiği, işveren tarafından Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiği ve ölümün iş kazası niteliğinde olduğu yolunda bildirimde bulunulmasına rağmen davalı Kurumca dava konusu Genelge dayanak gösterilmek suretiyle iş kazası kapsamında değerlendirilmediği, oysa gerekli önlemleri almayan ve kronik rahatsızlığı olduğunu bildiği halde uçuş görevi veren işverenin, yakınlarının hastalığa yakalanmasına sebebiyet verdiği, ve yasal sorumluluğunun bulunması gerektiği; 5510 sayılı Kanun ile 6331 sayılı Kanun'da iş kazasının, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığı, bu tanımlara göre işin yürütülmesi esnasında Covid-19 virüsü nedeniyle hastalanan bir kişinin iş kazasına uğradığının açık olduğu, işyerindeki çalışması, hizmet akdinin gereklerini yerine getirmesi nedeniyle bu hastalığa yakalanan kişinin sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde iş kazası ve meslek hastalığına uğrayan kişilere sağlanan haklardan yararlanması gerektiği, bu nedenle Genelge'nin 5510 sayılı ve 6331 sayılı Kanunlara aykırılık taşıdığı, nelerin iş kazası kapsamına alınacağına yasama organının yetkili olduğu, Covid-19'un iş kazası sayılmayacağı düzenlemesini yapmaya idarenin yetkili olmadığı, söz konusu Genelgenin amacının, Sosyal Güvenlik Kurumunun bu hastalıktan vefat eden insanların hak sahiplerine sigorta yardımlarını yapmayarak mali yükünü azaltmak olduğu, bu durumun vatandaşlara tanınmış olan iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından sağlanan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırdığı, dolayısıyla Anayasada düzenlenen sosyal güvenlik hakkına aykırılık oluşturduğu; öte yandan, işverenin iş kazası bildirimini 17/04/2020 tarihinde yaptığı, dava konusu Genelgenin ise 07/05/2020 tarihli olduğu, söz konusu düzenleyici işlemin yayımından sonraki olaylara uygulanması gerektiği, geçmişe yürütülmemesi gerektiği; ayrıca işlemde sebep gösterilmediği, dolayısıyla dava konusu işlemin yetki, sebep, amaç, konu unsurları açısından hukuka aykırı olduğu, belirtilen nedenlerle dava konusu Genelgenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI: Usul yönünden; davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu Genelgede Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, yalnızca sağlık kuruluşuna başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden kaynaklı kanuni yaptırımların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, ayrıca 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre Kurum Sağlık Kurulu kararıyla belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engelleyen bir durumun olmadığı, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesinin gerektiği, Kurum tarafından çıkarılan 21/12/2020 tarih ve 16348674 sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü taleplerine yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum Sağlık Kurullarına iletileceği, öte yandan Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönünde İl Müdürlüklerine gelen taleplerin de ivedilikle Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiğinin vurgulandığı; yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca 28/12/2020 tarih ve 2020/17816 sayılı kararı ile de Covid-19 hastalığının bir meslek hastalığı olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek-2'sinde yer alan Meslek Hastalıkları Listesinin "D-4 Meslek Gereği Enfeksiyon Hastalıklarına Özellikle Maruz Kişilerdeki Enfeksiyon Hastalıkları" bölümüne eklenmesinin uygun olacağına karar verildiği, netice itibariyle, Kurum’un Covid 19 vakalarında “hastalık” ön kabulünde bulunmadığı ve her olayı somut şartları çerçevesinde değerlendirdiği, başka bir ifadeyle, 2020/12 sayılı Genelge’nin sadece provizyon tipini tekleştirerek uygulamanın sağlıklı işletilmesi amacını taşıdığı, davacının haksız ve hukuksuz açtığı davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ....

DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...

DÜŞÜNCESİ: Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yayımlanan "Koronavirüs (COVID-19)" konulu, 07/05/2020 tarihli ve 2020/12 sayılı Genelge'nin iptali istemiyle açılmıştır.

Davacılar, işverenin iş sağlığı, güvenliği ve önlemleri açısından yerine getirmediği yükümlülükleri nedeni ile murisin Covid-19'a bağlı vefatının iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiğini, iş kazası başvurularının genelge gerekçe gösterilerek ret edildiğini, hastalık kapsamında provizyon düzenlenmesine yönelik genelgenin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan "Koronavirüs (COVID-19)" konulu dava konusu 07/05/2020 tarihli ve 2020/12 sayılı Genelge ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15. Maddesinde "4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerekmektedir." şeklinde düzenlenmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. maddesinde iş kazası;
"a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır” kuralı,
Aynı Kanunun 14. maddesinde; meslek hastalığının, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hali olduğu belirtilmiş ve sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun,
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu; Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.

Kanunun 14. maddesinin devamında; ...herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalığın Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği kuralına yer verildikten sonra ... hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı belirtilmiş;
Meslek hastalığının 4. maddenin birinci fıkrasının; (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinin g) bendinde; İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay, l) bendinde; "Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık, olarak tanımlanmışır.

Kanunun, iş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrasının a) bendinde işverenin iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde bildireceği, maddenin 3. fıkrasında: "İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder. (4) Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir." düzenlemesine yer verilerek sağlık hizmeti sunucularının yükümlülüğü gösterilmiş; 5. fıkrasında "Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir." düzenlemesi yapılmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2015/22 sayılı Genelgesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu uyarınca "İş kazası ve meslek hastalığı bildirimi, genelge ekinde yer alan İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu ile yapılacaktır." kuralı getirilmiştir.

5510 sayılı Kanun uyarınca çıkarılan, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 4. Maddesinin a) bendinde Arıza / Hastalık listesi sigortalıların çalışma gücünün an az %60 ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kayıp ettiklerinin tespitine esas listeyi göstereceği belirtilmiş, 5. maddesinde; sağlık hizmet sunucuları sayılmış ve “Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası sonucu ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kaybı oranları tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye, Sağlık Bakanlığı meslek hastalıkları hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri ve Devlet üniversitesi hastaneleri yetkilidir." belirlemesi yapılmış; "Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde;
"(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.

(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır."
"Meslekî bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde;
(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.

(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." düzenlemesi yapılmıştır.

Yönetmeliğin Ek- 2. Meslek Hastalıkları Listesinde, (D) Grubu Mesleki Bulaşıcı Hastalıklar kısmında; meslek gereği enfeksiyon hastalıklarına özellikle maruz kalan kişilerdeki enfeksiyon hastalıkları sayılmış (Koronavirüs (COVID-19) bulunmamakta) hastalık tehlikesi olan başlıca işler ise hastane, dispanser, poliklinik araştırma laboratuvar v.b. sağlık kurumlarında çalışmalar olarak belirtilmiştir. Yönetmeliğin Ek-1 listesinde ise; "Hastalık (arıza)" hali yer almıştır.

Yukarıda yer alan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, hastalık/arıza halinin belirlendiği listeler dikkate alınarak hastalık/arıza, meslek hastalığı ön tanısı koyma yükümlülüğü sağlık hizmet sunucularının yetkisinde iken, iş kazasının bildirim yükümlülüğünün işverenin sorumluluğunda olduğu, iş kazası/meslek hastalığı başvurusu sonucunun klinik ve tıbbi bulgulara dayanılarak iş yeri hekimi veya sağlık hizmet sunucuları tarafından sağlık kurul raporları ile saptanacağı anlaşılmaktadır.

Buna göre Koronovirüs (Covid-19) pandemisinin bulaşma riskinin yüksekliği, 1-14 gün arası kuluçka süresini bulunması, bulaşın sosyal hayat veya iş sırasında bulaşma ihtimalinin somut olay özelinde değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak işverenin alınan tüm önlemlere rağmen hastalığın meydana gelmesinden sorumlu tutulup tutulmayacağının yukarıda yer alan yasa kuralları gözetilerek değerlendirmesi gerekmektedir.

Sonuçta, yürütülen işin ve görevin niteliği gereği covid-19 un iş kazası veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi mümkün iken Koronovirüs (Covid-19) için hastalık tanımı ile provizyon alınmasına dair genelgeyle getirilen bu sınırlamada hukuka ve yasaya uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Koronavirüs (COVID-19) konulu, 07/05/2020 tarih ve 2020/12 sayılı Genelge'sinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Davacılardan ...'ın eşi, diğer davacıların babası olan ..., Türk Hava Yolları A.O.'da 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında kaptan pilot olarak görev yapmakta iken, Covid-19 rahatsızlığına maruz kalarak 12/04/2020 tarihinde bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

İşveren tarafından, ...'ın Covid-19 salgını nedeniyle yaşamını yitirdiği ve ölümün iş kazası niteliğinde olduğu yolunda davalı Kuruma 17/04/2020 tarihinde bildirimde bulunulmuştur.

Bu arada, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgeyle, salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenlenmiştir.

Bilahare, davalı Kurum tarafından davacıların başvurusu üzerine yakınlarının vefatının iş kazası kapsamında olup olmadığı hakkında yapılan inceleme neticesinde tesis edilen 05/03/2021 tarihli ve 21442368 sayılı işlemde, dava konusu Genelge dayanak gösterilmek suretiyle davacıların yakınlarının vefatının iş kazası kapsamında değerlendirilmediği bildirilmiştir.

Bunun üzerine davacılar tarafından, dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE

GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davanın yasal süresinde açılmadığı iddia edilmiş ise de, davacılar tarafından, Türk Hava Yolları A.O.'da 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında kaptan pilot olarak görev yapan yakınları ...'ın uçuş görevi sırasında yakalandığını ileri sürdükleri Covid-19 salgını nedeniyle vefat ettiğinden bahisle vefatının iş kazası olduğunun tespitiyle taraflarına sigorta yardımı yapılması için İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine yapılan başvurunun, anılan Merkezin ... tarih ve E-... sayılı işlemi ile ölüm olayının dava konusu Genelge kapsamında iş kazası olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek reddedildiği, bunun üzerine davacılar tarafından 30/03/2021 tarihli dava dilekçesiyle açılan davada Dairemizin 27/04/2021 tarih ve E:2021/1759, K:2021/1997 sayılı kararı ile dava dilekçesinin reddine hükmedildiği, anılan kararın 09/07/2021 tarihinde davacılara tebliği üzerine 16/07/2021 tarihinde yenilenen dava dilekçesinin de Dairemizin 11/01/2022 tarih ve E:2021/4454, K:2022/83 sayılı kararı ile reddine hükmedildiği, bu kararın da 29/04/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresi içerisinde 10/05/2022 tarihinde yenilenen dilekçe ile bakılan davanın açıldığı; buna göre ilk davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca uygulama işleminin tebliği üzerine 60 günlük yasal süre içinde, yenilenen davaların ise 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde açıldığı anlaşıldığından; bakılan davada süre aşımı bulunmamakta olup, davalı Kurum'un bu husustaki iddiası yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

...

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.

Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.

b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.

d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.

5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;

"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.

(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.

(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.

(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.

Davacılar tarafından, salgından etkilenerek vefat eden yakınları için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.

"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.

Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.

Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.

Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.

İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.

Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan 21/12/2020 tarih ve 16348674 sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.

Nitekim, pandemi sırasında iş yeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden Muharrem İdiz isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?