Danıştay10. DaireAile Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2021/459 K.2024/4358
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/459
Karar No : 2024/4358
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ..., ..., ... adına velayeten ..., ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLLERİ:** Huk. Müş. Av. ...
İSTEMİN_KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'nun 27/10/2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi acil kliniğinde ve sonrasında yapılan müdahale sonucunda görme engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 25.000,00 TL maddi ve 240.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, sabah görme kaybı olduğunu fark etmesine rağmen bunun tedavisine yönelmek yerine hasta bakıcı ile hastayı hastane önüne koyan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, zamanında müdahale edilmiş olsaydı görme kaybının yaşanmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
MADDİ
**OLAY:**
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, ...'nun 27/10/2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi acil kliniğinde ve sonrasında yapılan müdahale sonucunda görme engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 25.000,00 TL maddi ve 240.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Mahkemece olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "27/10/2015 tarihinde nefes darlığı şikayeti ile Acil Servise başvuran kişinin müşahade altına alınarak gerekli tetkik ve muayenelerinin yapılmış olduğu, oksijen satürasyonu düşük olan ve kan basıncı yüksekliği bulunan kişiye KOAH, Pnömoni ve Bronşit ön tanıları konularak verilen ilaçların (Kapril, Ventolin, Pulmicort, Prednol, Ulcuran, Novosef, Delix) tıp kurallarına uygun olduğu, kişiye iki kez Kardiyoloji ve birer kez Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları konsültasyonları istenerek muayene edilmiş olduğu, 28/10/2015 tarihli Göğüs Hastalıkları konsültasyonunda Dispne, Astım ve Pnömoni tanıları ile Apireks Cold Flu 200 mg tb 2x1, Moksafen 400 mg tb 1x1 ve Foster 100 mcg aer.inh.çöz. 2x1 reçete edilmesinin tıbben doğru olduğu, kişinin 29/10/2015 tarihinde ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gözlerde ani başlayan bulanık görme şikayeti ile başvurduğu ve Toksik Optik Nöropati ön tanısı ile tedavi ve takip edildiği, her iki gözde ani görme kaybına yol açan optik nöropatinin toksik nedenlere bağlı olarak geliştiğinin düşünüldüğü, ancak hangi maddeden kaynaklanmış olabileceğinin tıbben bilinemediği, 27/10/2015 ve 28/10/2015 tarihlerinde ... Devlet Hastanesindeki müşahede ve muayeneleri sırasında görmenin bozulduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kişinin şikayetlerine yönelik düzenlenen tedavide verilen ilaçların ani görme kaybı yapma etkilerinin bulunmadığının tıbben bilindiği, dolayısıyla mevcut klinik bulgulara göre ... Devlet Hastanesinde kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyize konu karar ile İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvuruları reddedilmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.
Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporda "oksijen satürasyonu düşük olan ve kan basıncı yüksekliği bulunan kişiye KOAH, Pnömoni ve Bronşit ön tanıları konularak verilen ilaçların (Kapril, Ventolin, Pulmicort, Prednol, Ulcuran, Novosef, Delix) tıp kurallarına uygun olduğu, kişiye iki kez Kardiyoloji ve birer kez Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları konsültasyonları istenerek muayene edilmiş olduğu, 28/10/2015 tarihli Göğüs Hastalıkları konsültasyonunda Dispne, Astım ve Pnömoni tanıları ile Apireks Cold Flu 200 mg tb 2x1, Moksafen 400 mg tb 1x1 ve Foster 100 mcg aer.inh.çöz. 2x1 reçete edilmesinin tıbben doğru olduğu, kişinin 29/10/2015 tarihinde ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gözlerde ani başlayan bulanık görme şikayeti ile başvurduğu ve Toksik Optik Nöropati ön tanısı ile tedavi ve takip edildiği, her iki gözde ani görme kaybına yol açan optik nöropatinin toksik nedenlere bağlı olarak geliştiğinin düşünüldüğü, ancak hangi maddeden kaynaklanmış olabileceğinin tıbben bilinemediği" hususu belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, davacı ...'nun her iki gözünde ani görme kaybının geliştiği, görme engelli haline geldiği, bu süreçte hem kendisinin hem de ailesinin manevi olarak ciddi şekilde yıprandığı, gözdeki rahatsızlığının sebebinin açıklanamadığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken, manevi tazminat talebinin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/459
Karar No : 2024/4358
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ..., ..., ... adına velayeten ..., ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLLERİ:** Huk. Müş. Av. ...
İSTEMİN_KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'nun 27/10/2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi acil kliniğinde ve sonrasında yapılan müdahale sonucunda görme engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 25.000,00 TL maddi ve 240.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, sabah görme kaybı olduğunu fark etmesine rağmen bunun tedavisine yönelmek yerine hasta bakıcı ile hastayı hastane önüne koyan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, zamanında müdahale edilmiş olsaydı görme kaybının yaşanmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
MADDİ
**OLAY:**
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, ...'nun 27/10/2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi acil kliniğinde ve sonrasında yapılan müdahale sonucunda görme engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 25.000,00 TL maddi ve 240.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Mahkemece olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "27/10/2015 tarihinde nefes darlığı şikayeti ile Acil Servise başvuran kişinin müşahade altına alınarak gerekli tetkik ve muayenelerinin yapılmış olduğu, oksijen satürasyonu düşük olan ve kan basıncı yüksekliği bulunan kişiye KOAH, Pnömoni ve Bronşit ön tanıları konularak verilen ilaçların (Kapril, Ventolin, Pulmicort, Prednol, Ulcuran, Novosef, Delix) tıp kurallarına uygun olduğu, kişiye iki kez Kardiyoloji ve birer kez Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları konsültasyonları istenerek muayene edilmiş olduğu, 28/10/2015 tarihli Göğüs Hastalıkları konsültasyonunda Dispne, Astım ve Pnömoni tanıları ile Apireks Cold Flu 200 mg tb 2x1, Moksafen 400 mg tb 1x1 ve Foster 100 mcg aer.inh.çöz. 2x1 reçete edilmesinin tıbben doğru olduğu, kişinin 29/10/2015 tarihinde ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gözlerde ani başlayan bulanık görme şikayeti ile başvurduğu ve Toksik Optik Nöropati ön tanısı ile tedavi ve takip edildiği, her iki gözde ani görme kaybına yol açan optik nöropatinin toksik nedenlere bağlı olarak geliştiğinin düşünüldüğü, ancak hangi maddeden kaynaklanmış olabileceğinin tıbben bilinemediği, 27/10/2015 ve 28/10/2015 tarihlerinde ... Devlet Hastanesindeki müşahede ve muayeneleri sırasında görmenin bozulduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kişinin şikayetlerine yönelik düzenlenen tedavide verilen ilaçların ani görme kaybı yapma etkilerinin bulunmadığının tıbben bilindiği, dolayısıyla mevcut klinik bulgulara göre ... Devlet Hastanesinde kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyize konu karar ile İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvuruları reddedilmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.
Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporda "oksijen satürasyonu düşük olan ve kan basıncı yüksekliği bulunan kişiye KOAH, Pnömoni ve Bronşit ön tanıları konularak verilen ilaçların (Kapril, Ventolin, Pulmicort, Prednol, Ulcuran, Novosef, Delix) tıp kurallarına uygun olduğu, kişiye iki kez Kardiyoloji ve birer kez Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları konsültasyonları istenerek muayene edilmiş olduğu, 28/10/2015 tarihli Göğüs Hastalıkları konsültasyonunda Dispne, Astım ve Pnömoni tanıları ile Apireks Cold Flu 200 mg tb 2x1, Moksafen 400 mg tb 1x1 ve Foster 100 mcg aer.inh.çöz. 2x1 reçete edilmesinin tıbben doğru olduğu, kişinin 29/10/2015 tarihinde ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gözlerde ani başlayan bulanık görme şikayeti ile başvurduğu ve Toksik Optik Nöropati ön tanısı ile tedavi ve takip edildiği, her iki gözde ani görme kaybına yol açan optik nöropatinin toksik nedenlere bağlı olarak geliştiğinin düşünüldüğü, ancak hangi maddeden kaynaklanmış olabileceğinin tıbben bilinemediği" hususu belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, davacı ...'nun her iki gözünde ani görme kaybının geliştiği, görme engelli haline geldiği, bu süreçte hem kendisinin hem de ailesinin manevi olarak ciddi şekilde yıprandığı, gözdeki rahatsızlığının sebebinin açıklanamadığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken, manevi tazminat talebinin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.