Danıştay10. DaireAile Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2021/4342 K.2025/2986
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun6459 sayılı Kanun2577 sayılı İdari6459 sayılı Kanun'Anayasanın 125. maddesi
Özet: Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4342 E. , 2025/2986 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4342 Karar No : 2025/2986 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4342
Karar No : 2025/2986
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLİ:** Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, Tekirdağ ili, Çorlu ilçesinde bulunan 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde er olarak askerlik görevini ifa etmekte iken 24/06/2018 tarihinde şoförlüğünü yaptığı kamyonunun kasasında asılı vaziyette bulunarak hastaneye kaldırılmasına karşın hastanede vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarenin kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık baba ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 68.821,78 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 107.876,74 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacıların yakını P.Onb. ...'ın birliğine katılmadan önce Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Muayene Kağıdı ile psikiyatri uzmanı tarafından yapılan muayene neticesinde, bir dönem iç sıkıntı uykusuzluk gibi yakınmaları nedeniyle Paxera 20 mg. isimli ilacı kullandığı, bir ay önce doktoru tarafından tedavinin sonlandırıldığı, halen aktif yakınmasının olmadığı ve yapılan ruhsal durum muayenesi sonucunda halen belirgin bir psikopatolojisinin saptanmadığı, geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısıyla "Askerliğe elverişlidir." kararı verildiği, idari tahkikat kapsamında bilgi ve görgüsüne başvurulan P.Bnb. M.E.'nin ifadesinde özetle, daha önce birlikte çalıştığı komutan tarafından ...'ın sorunları olduğu yolunda tarafına bilgi verilmesi üzerine ...'ı odasına çağırarak sorunlarını anlatmasını istediği, ...'ın kendisine, hata yapmaktan kaygı duyduğunu, bunun kendisini etkilediğini, ailesinin 30.000,00 TL borcunun olduğunu ve bunu nasıl ödeyeceğini düşündüğünü söylemesi üzerine hata yapmasının problem olmayacağı, borç durumunu da fazla kafasına takmaması gerektiği yolunda telkinlerde bulunulduğu, söz konusu görüşmenin akabinde P.Atğm. İ.Ö.'ye ...'ın RDM'ye sevk edilmesi yolunda emir verildiği, ancak ... tarafından psikolojisinin iyi olduğu ve Astsubaylık sınavına gireceği için RDM'ye çıkmak istememesi üzerine müteveffanın RDM'ye gönderilmediği, görgü tanığı bir erin ifadesinde, intihar olayından iki gün önce 07/06/2018 tarihinde saat 13.00 sıralarında tabur binası yangın çıkışının kuzeye bakan cephesinde sigara içmekteyken ...'ın telefon görüşmesi yaptığını gördüğü, ...'ın arkası dönük bir şekilde "Burada askeri psikoloji var, elim kolum bağlı. Ben size ne yapabilirim, illa firar etmemi mi istiyorsunuz? Benden akıl almayın, akıl verecek durumda değilim." şeklinde konuştuğuna şahit olduğunu ifade ettiği, olay kapsamında tanzim olunan İdari Tahkikat Raporunda, olayda idarenin herhangi bir kusuruna rastlanmadığı, olayın ...'ın sivil hayatta yaşadığı psikolojik rahatsızlığını Astsubay olmasına engel teşkil edebileceği saikiyle sıralı amirlerinden gizlemesi sebebiyle meydana geldiği yolunda değerlendirmelerde bulunulduğu; davacının RDM kaydının bulunmadığı, müteveffanın komutanları veya silah arkadaşları tarafından üzerinde fiziki ve/veya manevi baskı kurulduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığının görüldüğü, bu tespitlere dayalı olarak olayın meydana gelmesinde idareye atfı kabil bir kusur yüklenmesinin söz konusu olamayacağı, dolayısıyla idarenin tazmin sorumluluğunun olmadığı, intihar vakıasının mesleki risk kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesince; davacıların yakını ...'ın askerlik görevinin ifası sırasında vefatı ile sonuçlanan süreç başından itibaren tüm yönleriyle incelendiğinde, adı geçenin geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısı konulmakla beraber askerliğe elverişli olduğu yönündeki karara istinaden askerlik görevine başladığı, emrinde bulunduğu komutanlarının adı geçenin psikolojik sorunlarının bulunduğu yönünde bilgi sahibi oldukları, son komutanı tarafından da birebir görüşme yapılarak telkinde bulunulduğu ve görüşme sonrasında P.Atğm. İ.Ö. refakatinde RDM'ye sevk edilmesi yolunda emir verildiği, ancak ... tarafından psikolojisinin iyi olduğu ve Astsubaylık sınavına gireceği için RDM'ye çıkmak istemediğini belirtmesi üzerine RDM'ye gönderilmediği görülmekle birlikte adı geçenin psikolojisinin bozuk olduğunun idarenin bilgisi dahilinde olması ve bu çerçevede sağlık durumunun önem arz etmesi, öte yandan, askerlik görevinin önemi ve özelliği de dikkate alınarak ileride olabilecek kötü sonuçların da bertaraf edilmesi kapsamında davacıların yakınının emir-komuta zinciri içerisinde resen RDM'ye sevkinin sağlanarak gereken iş ve işlemlerin yapılması gerekirken bunun yapılmaması boyutuyla davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, bununla birlikte; soruşturma kapsamında alınan ifadelerden müteveffanın RDM'ye sevkinin yapılmaması doğrultusunda irade ortaya koyduğunun belirtilmesi dikkate alındığında ve öte yandan, ...'ın kendisini asarak canına kıyması öncesinde bu duruma mecbur bırakacak şekilde idareye atfedilecek bir durumun ortaya konulamaması karşısında olayın meydana gelmesinde müteveffanın da müterafik kusurunun olduğu, bu itibarla vefat ile sonuçlanan sürecin yukarıda belirtilen oluş şekli ve özelliği göz önünde bulundurulduğunda olayın meydana gelmesine davalı idarenin %50 oranında etkisi, müteveffanın %50 oranında etkisi bulunduğu, maddi ve manevi tazminat miktarlarının da bu duruma belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle anne ...'ın maddi (destekten yoksun kalma) zararının 107.876,74 TL, baba ...'ın maddi (destekten yoksun kalma) zararının ise, 68.821,78 TL olduğunun belirtilmesi ve bu miktarlar üzerinden miktar artırımı dilekçesinin verilmesi ve davalı idarenin kusur oranının %50 olması karşısında davacılardan anne ... açısından maddi tazminat isteminin 53.938,37 TL'lik kısmının, baba ... açısından ise, maddi tazminat isteminin 34.410,89 TL'lik kısmının kabulüne, fazlasının ise reddine karar verilmesi gerektiği, olayın oluş şekli dikkate alındığında, çocuklarının vefatı nedeniyle acı ve üzüntü duydukları açık olan anne ve baba için ayrı 12.500,00 TL, kardeşlerinin vefatı nedeniyle acı ve üzüntü duydukları açık olan kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin makul ve ölçülü olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kabule karar verilen maddi tazminatın miktar artırımıyla artırılan kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden, diğer kısımları ile manevi tazminatların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, manevi tazminat belirlenirken olayın ağırlığının dikkate alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının belirtilen ölçütleri karşılamadığı, müteveffa yakınlarına kusur atfedilmesini kabul etmemekle birlikte %50 olarak atfedilen kusur oranının da yüksek olduğu, psikolojik sorunları üstlerince bilinmesine rağmen RDM'ye sevkinin yapılmamasının olaya sebebiyet verdiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacılar yakınının sivil hayatında yaşadığı psikolojik sorunlarını astsubay olmasına engel olabileceği saikiyle sıralı amirlerinden gizlemesi suretiyle olayın meydana geldiği, bu nedenle hizmet kusurunun bulunmadığı, olayda kusursuz sorumluluk ilkelerinin de uygulanamayacağı, idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakını P.Onb. ...'ın 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken, 09/06/2018 tarihinde şoförü olduğu üzerine zimmetli Mercedes Unimog marka aracın arka kapak branda ipini kullanmak suretiyle intihar etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararlara karşılık, baba ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 68.821,78 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 107.876,74 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve / veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılması gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anne ve baba için ayrı 12.500,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle davacılarının yakınlarının intihar etmek suretiyle vefatında idarenin hizmet kusuru bulunduğu dikkate alındığında davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıların manevi tazminat istemleri hakkında yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden karar verilmesi gerektiğinden hukuki isabet bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının tamamen bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Maddi Tazminatın Miktar Artırımı Suretiyle Artırılan Kısmına Miktar Artırımı Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Edildiği Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/04/2025 tarih ve 32872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, miktar artırımı ile artırılan maddi tazminata işletilecek yasal faizin davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların idareye başvurduğu tarihten itibaren işletilmesine hükmedilmesi gerekirken, maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4342
Karar No : 2025/2986
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLİ:** Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, Tekirdağ ili, Çorlu ilçesinde bulunan 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde er olarak askerlik görevini ifa etmekte iken 24/06/2018 tarihinde şoförlüğünü yaptığı kamyonunun kasasında asılı vaziyette bulunarak hastaneye kaldırılmasına karşın hastanede vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarenin kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık baba ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 68.821,78 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 107.876,74 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacıların yakını P.Onb. ...'ın birliğine katılmadan önce Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Muayene Kağıdı ile psikiyatri uzmanı tarafından yapılan muayene neticesinde, bir dönem iç sıkıntı uykusuzluk gibi yakınmaları nedeniyle Paxera 20 mg. isimli ilacı kullandığı, bir ay önce doktoru tarafından tedavinin sonlandırıldığı, halen aktif yakınmasının olmadığı ve yapılan ruhsal durum muayenesi sonucunda halen belirgin bir psikopatolojisinin saptanmadığı, geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısıyla "Askerliğe elverişlidir." kararı verildiği, idari tahkikat kapsamında bilgi ve görgüsüne başvurulan P.Bnb. M.E.'nin ifadesinde özetle, daha önce birlikte çalıştığı komutan tarafından ...'ın sorunları olduğu yolunda tarafına bilgi verilmesi üzerine ...'ı odasına çağırarak sorunlarını anlatmasını istediği, ...'ın kendisine, hata yapmaktan kaygı duyduğunu, bunun kendisini etkilediğini, ailesinin 30.000,00 TL borcunun olduğunu ve bunu nasıl ödeyeceğini düşündüğünü söylemesi üzerine hata yapmasının problem olmayacağı, borç durumunu da fazla kafasına takmaması gerektiği yolunda telkinlerde bulunulduğu, söz konusu görüşmenin akabinde P.Atğm. İ.Ö.'ye ...'ın RDM'ye sevk edilmesi yolunda emir verildiği, ancak ... tarafından psikolojisinin iyi olduğu ve Astsubaylık sınavına gireceği için RDM'ye çıkmak istememesi üzerine müteveffanın RDM'ye gönderilmediği, görgü tanığı bir erin ifadesinde, intihar olayından iki gün önce 07/06/2018 tarihinde saat 13.00 sıralarında tabur binası yangın çıkışının kuzeye bakan cephesinde sigara içmekteyken ...'ın telefon görüşmesi yaptığını gördüğü, ...'ın arkası dönük bir şekilde "Burada askeri psikoloji var, elim kolum bağlı. Ben size ne yapabilirim, illa firar etmemi mi istiyorsunuz? Benden akıl almayın, akıl verecek durumda değilim." şeklinde konuştuğuna şahit olduğunu ifade ettiği, olay kapsamında tanzim olunan İdari Tahkikat Raporunda, olayda idarenin herhangi bir kusuruna rastlanmadığı, olayın ...'ın sivil hayatta yaşadığı psikolojik rahatsızlığını Astsubay olmasına engel teşkil edebileceği saikiyle sıralı amirlerinden gizlemesi sebebiyle meydana geldiği yolunda değerlendirmelerde bulunulduğu; davacının RDM kaydının bulunmadığı, müteveffanın komutanları veya silah arkadaşları tarafından üzerinde fiziki ve/veya manevi baskı kurulduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığının görüldüğü, bu tespitlere dayalı olarak olayın meydana gelmesinde idareye atfı kabil bir kusur yüklenmesinin söz konusu olamayacağı, dolayısıyla idarenin tazmin sorumluluğunun olmadığı, intihar vakıasının mesleki risk kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesince; davacıların yakını ...'ın askerlik görevinin ifası sırasında vefatı ile sonuçlanan süreç başından itibaren tüm yönleriyle incelendiğinde, adı geçenin geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısı konulmakla beraber askerliğe elverişli olduğu yönündeki karara istinaden askerlik görevine başladığı, emrinde bulunduğu komutanlarının adı geçenin psikolojik sorunlarının bulunduğu yönünde bilgi sahibi oldukları, son komutanı tarafından da birebir görüşme yapılarak telkinde bulunulduğu ve görüşme sonrasında P.Atğm. İ.Ö. refakatinde RDM'ye sevk edilmesi yolunda emir verildiği, ancak ... tarafından psikolojisinin iyi olduğu ve Astsubaylık sınavına gireceği için RDM'ye çıkmak istemediğini belirtmesi üzerine RDM'ye gönderilmediği görülmekle birlikte adı geçenin psikolojisinin bozuk olduğunun idarenin bilgisi dahilinde olması ve bu çerçevede sağlık durumunun önem arz etmesi, öte yandan, askerlik görevinin önemi ve özelliği de dikkate alınarak ileride olabilecek kötü sonuçların da bertaraf edilmesi kapsamında davacıların yakınının emir-komuta zinciri içerisinde resen RDM'ye sevkinin sağlanarak gereken iş ve işlemlerin yapılması gerekirken bunun yapılmaması boyutuyla davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, bununla birlikte; soruşturma kapsamında alınan ifadelerden müteveffanın RDM'ye sevkinin yapılmaması doğrultusunda irade ortaya koyduğunun belirtilmesi dikkate alındığında ve öte yandan, ...'ın kendisini asarak canına kıyması öncesinde bu duruma mecbur bırakacak şekilde idareye atfedilecek bir durumun ortaya konulamaması karşısında olayın meydana gelmesinde müteveffanın da müterafik kusurunun olduğu, bu itibarla vefat ile sonuçlanan sürecin yukarıda belirtilen oluş şekli ve özelliği göz önünde bulundurulduğunda olayın meydana gelmesine davalı idarenin %50 oranında etkisi, müteveffanın %50 oranında etkisi bulunduğu, maddi ve manevi tazminat miktarlarının da bu duruma belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle anne ...'ın maddi (destekten yoksun kalma) zararının 107.876,74 TL, baba ...'ın maddi (destekten yoksun kalma) zararının ise, 68.821,78 TL olduğunun belirtilmesi ve bu miktarlar üzerinden miktar artırımı dilekçesinin verilmesi ve davalı idarenin kusur oranının %50 olması karşısında davacılardan anne ... açısından maddi tazminat isteminin 53.938,37 TL'lik kısmının, baba ... açısından ise, maddi tazminat isteminin 34.410,89 TL'lik kısmının kabulüne, fazlasının ise reddine karar verilmesi gerektiği, olayın oluş şekli dikkate alındığında, çocuklarının vefatı nedeniyle acı ve üzüntü duydukları açık olan anne ve baba için ayrı 12.500,00 TL, kardeşlerinin vefatı nedeniyle acı ve üzüntü duydukları açık olan kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin makul ve ölçülü olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kabule karar verilen maddi tazminatın miktar artırımıyla artırılan kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden, diğer kısımları ile manevi tazminatların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, manevi tazminat belirlenirken olayın ağırlığının dikkate alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının belirtilen ölçütleri karşılamadığı, müteveffa yakınlarına kusur atfedilmesini kabul etmemekle birlikte %50 olarak atfedilen kusur oranının da yüksek olduğu, psikolojik sorunları üstlerince bilinmesine rağmen RDM'ye sevkinin yapılmamasının olaya sebebiyet verdiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacılar yakınının sivil hayatında yaşadığı psikolojik sorunlarını astsubay olmasına engel olabileceği saikiyle sıralı amirlerinden gizlemesi suretiyle olayın meydana geldiği, bu nedenle hizmet kusurunun bulunmadığı, olayda kusursuz sorumluluk ilkelerinin de uygulanamayacağı, idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakını P.Onb. ...'ın 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken, 09/06/2018 tarihinde şoförü olduğu üzerine zimmetli Mercedes Unimog marka aracın arka kapak branda ipini kullanmak suretiyle intihar etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararlara karşılık, baba ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 68.821,78 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 107.876,74 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve / veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılması gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anne ve baba için ayrı 12.500,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle davacılarının yakınlarının intihar etmek suretiyle vefatında idarenin hizmet kusuru bulunduğu dikkate alındığında davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıların manevi tazminat istemleri hakkında yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden karar verilmesi gerektiğinden hukuki isabet bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının tamamen bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Maddi Tazminatın Miktar Artırımı Suretiyle Artırılan Kısmına Miktar Artırımı Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Edildiği Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/04/2025 tarih ve 32872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, miktar artırımı ile artırılan maddi tazminata işletilecek yasal faizin davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların idareye başvurduğu tarihten itibaren işletilmesine hükmedilmesi gerekirken, maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.