Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2021/2127 K.2024/956
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2127
Karar No : 2024/956
**DAVACI:** ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu Genel Yazının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Düzenlemenin usûl ve kanuna ve de masumiyet karinesine aykırı şekilde ispat, iddia ve savunma, hukuki dinlenilme, lekelenmeme hakkını kısıtladığı, Bakanlık işlemindeki "...uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak/ Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi..." hususundaki işlem talimatının dahi tek başına bu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun sübutu olduğu, dava konusu işlem ile getirilen usûl ile savcı tarafından Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere düzenlenen fezleke, avukatı şikayet eden müştekiye veya şikayet edilen avukata tebliğ edilmeksizin, dosyanın doğrudan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine neden olduğu için bu usûlün savunma hakkını kısıtladığı, davaya konu karar neticesinde Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sırasında kayıtlı olarak bulunan dosyasında son soruşturmanın Kayseri Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına kararı verildiği, kovuşturmama anlamındaki kararı (kovuşturma izni vermeme kararı) verme yetkisinin Cumhuriyet savcısında olmayıp Adalet Bakanlığında olduğu, şu hâlde, uzlaşma uygulamasına başlanılıp başlanılamayacağını takdir edebilecek olan makamın da Bakanlık olması gerektiği, diğer taraftan, 1136 sayılı Kanun'un 59. ve devamındaki maddelerinde özel soruşturma yöntemine göre Bakanlığın kovuşturma izni vermesi sonrasında iddianame tanzimi için dosya kendisine gönderilen Cumhuriyet Başsavcılığının da uzlaşma hükümlerini uygulamasının mümkün olmadığı, çünkü Cumhuriyet Başsavcısının görevini 5 gün içinde tamamlaması gerektiği gibi herhangi bir soruşturma yetkisinin de olmadığı, bu nedenle iddianame düzenlenip kendisine sunulan suç yerine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından yürütülmesi gerektiği, uzlaşma işlemini Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı değil Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmesi gerektiği, Kanun gereği en yakın ağır ceza mahkemesi olan Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun dosyanın tevdii edilmesi hususunda yetkili ve görevli olduğu, hâl böyleyken uzlaştırma bürosuna dosyanın tevdii edilmesi hususunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının işlem yapmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak, dava konusu genel yazının icrai bir işlem olmaması nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceği, ayrıca, bu genel yazının 2017 tarihli olduğu, davanın ise 2020 yılında açıldığı, bu sebeple süre yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34 ve 35. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun uzlaştırmaya ilişkin 253 ve 254. maddelerinde önemli değişiklikler yapıldığı, bahse konu değişiklikler ile uzlaştırma kurumunun uygulama alanının genişletildiği, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçların yanı sıra şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma yoluna gidilebilecek suçların sayısının artırıldığı, tüm Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde uzlaştırma büroları kurularak, uzlaştırma süreci ve usûlünün yeniden düzenlendiği, ihdas edilen değişiklikler sonrası; soruşturma evresinde şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının taraflara uzlaşma teklifini yapması ve uzlaştırma sonucu düzenleyeceği uzlaştırma raporunu büroya iletmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, ayrıca uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyalarının uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından sonuçlandırılması gerektiğinin ifade edildiği, uzlaştırma müessesesine ilişkin yapılan mevzuat değişikliği sonrası 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlar hakkındaki soruşturma ve kovuşturma işlemleri ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca noterler hakkında yürütülen kovuşturma işlemlerinde uzlaşma hükümlerinin uygulanabilirliği açısından uygulamada doğan bazı tereddütlerin giderilmesine ihtiyaç duyulduğu, bu nedenlerle hukuka uygun olan işleme karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün "Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaşma İşlemleri" konulu 01/12/2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılıklarına yönelik genel yazısının; hukuki güvenlik ilkesi gereği hukuk normlarının öngörülebilir ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği keyfi uygulamalardan koruyucu nitelikte olması gerektiği halde hukuka aykırı olarak uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmeyerek fezlekeye bağlanıp Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesinin savunma hakkını kısıtladığı, kovuşturma izni sonrasında da dosyanın gönderildiği Cumhuriyet Başsavcılığının uzlaşma hükümlerini uygulamasının mümkün olmadığı gibi soruşturma yetkisinin de olmadığı, suçun işlendiği en yakın Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yürütülmesi gerektiği ileri sürülerek, iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesinde; Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.(...)." hükmü, 59. maddesinde de; 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.(...). hükmü yer almıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinde; (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88), 2. Taksirle yaralama (madde 89), 3.Tehdit (madde 106, birinci fıkra), 4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116), 5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)[82] İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi), 6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141), 7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(82) Güveni kötüye kullanma (madde 155), 8. Dolandırıcılık (madde 157), 9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(82) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165), 10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234), 11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar. (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.(...)(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.(...)(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.(...) (19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.(...)" hükmü, "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinde; (1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." hükmü getirilmiştir.
Dava konusu Genel Yazı; "Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak;
1-Avukatlar ile ilgili gerekli ihzari incelemenin, görevli ve yetkili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılması, bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması,
2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
3- Daha önce Bakanlığımızca avukat ve noterler hakkında kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ve 1512 sayılı Kanunun 154 üncü maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması için yeterli sürenin ve koşulların bulunmaması, ayrıca son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı gözetildiğinde, merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği," konusuna yöneliktir.
Avukat olan davacı tarafından açılan bu davada dava konusu işlem, avukatlar yönünden değerlendirilmiştir.
Anılan Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; avukatların görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı yapılacak olan soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacak olup, ceza muhakemesi kanununa göre soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilecek olmasına karşın, bu aşamada yapılacak incelemeye istinaden varılacak sonuç, Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesi ile belirlendiği üzere 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacak olması nedeniyle süreci kesmeyecek, Avukatlık Kanunu ile ilgili Genel Müdürlük tarafından yapılacak inceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilecek, Cumhuriyet Savcısının beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine vermesi hükmü gereği, uzlaşmanın sonuç doğurması ancak Bakanlığın yapacağı incelemenin akabinde mümkün olacaktır.
Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılacak ihzari inceleme sonucunda bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması, soruşturma izninin Bakanlık tarafından verilecek olması nedeniyle, yine dava konusu işlemin 2.maddesi yönünden 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosyanın ceza muhakemesi kanununa göre uzlaşma süreci başlamış olmakla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacak olması ve kovuşturmaya gerek olup olmadığına burada karar verilecek olması nedeniyle uzlaşma sürecinin ceza muhakemesi kanununa göre başlamış olması halinde dahi Bakanlık incelemesi sonucu verilecek karar ile sürecin kesilmesi mümkün olacağından, dolayısıyla uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, sonucu doğacak olup, dava konusu işlemin 3. maddesinde yer verildiği üzere kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderileceğinden, Cumhuriyet Savcısı tarafından beş gün içinde, iddianame düzenlenecek ve ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilecek olmakla, savcılığın iddianame hazırlama süresinin de yasal olarak beş günle sınırlanmış olması nedeniyle uzlaştırma hususunun bu sürede incelenip sonuçlandırılması mümkün olamayacağından, son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idareyi temsilen Av. ...'nin geldiği ve Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Avukat olan davacı hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı oluru ile güveni kötüye kullanma suçundan soruşturma izni verilmiştir.
Bu işlemin iptali istemiyle davacı tarafından açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararıyla davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunun ... tarihli ve ... soruşturma sayılı kararı ile yapılan soruşturma sonucunda; dava konusu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün "Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri" konulu, 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı Genel Yazısında yer alan, “2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,” düzenlemesi uyarınca soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ve uzlaştırma müzakereleri sonucunda dosyanın herhangi bir karara bağlanmadan bürolarına tekrar gönderilmesine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu Genel Yazısının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bakılan davanın, avukat olan davacı tarafından açıldığı ve davacı hakkında soruşturma izni verildiği göz önüne alınarak dava konusu Genel Yazının 2. ve 3. maddeleri, sadece avukatlar bakımından hukuki incelemeye tabi tutulmuştur.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USÛL YÖNÜNDEN:
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunun 15/01/2020 tarihli kararının davacıya 05/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve aynı tarihte 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca altmış günlük dava açma süresi içinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava konusu işlemin genel düzenleyici bir işlem niteliğine sahip olduğu, soyut ve genel kurallar getirdiği dikkate alındığında, davalı idarenin, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı iddiası da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun dava tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle;
"Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinde,
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
7. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
...
suçları.
c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
...
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
...
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
...
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.
(25) Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinde,
"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun;
"Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı" başlıklı 58. maddesinde,
"Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez." hükmüne;
"Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme" başlıklı 59. maddesinde,
"58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.
Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Genel Yazının İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu Genel Yazıda,
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 253 ve 254. maddelerinde, 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler üzerine, 1136 sayılı Kanun'un avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izni verilmesi gerektiğini öngören 58 ve 59. maddelerinin nasıl uygulanacağı hususunda uygulamada doğan tereddütlerin giderilmesi gereğinin doğduğu belirtildikten sonra;
"Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak;
1-Avukatlar ile ilgili gerekli ihzari incelemenin, görevli ve yetkili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılması, bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması,
2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
3- Daha önce Bakanlığımızca avukat ve noterler hakkında kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ve 1512 sayılı Kanunun 154 üncü maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması için yeterli sürenin ve koşulların bulunmaması, ayrıca son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı gözetildiğinde, merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği" kural altına alınmıştır.
Öncelikle, 1136 sayılı Kanun’un 58. ve 59. maddeleri uyarınca avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında ceza soruşturma ve kovuşturmasına başlanması için izin vermeye yetkili olan davalı Adalet Bakanlığının, uzlaştırma kurumunun yürürlüğünden sonra, avukatların işlediği iddia olunan suçun uzlaştırmaya tabi olması halinde, 1136 sayılı Kanun’un 58. ve 59. maddelerinde öngörülen izin prosedürünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyici işlemle belirleme yetkisinin bulunduğu açıktır.
Ceza yargılamasında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olarak 5271 sayılı Kanun'un 253, 254 ve 255. maddeleri ile hukukumuza dahil edilen uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adlî makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlamaktadır. Uzlaştırma kurumu ile hem suçtan zarar gören ile şüpheliyi tarafsız bir kişinin hakemliğinde uzlaştırarak onarıcı adalet anlayışının toplumda hakim kılınması, hem de ceza yargılamasındaki yükün hafifletilmesi sağlanmaktadır. Anılan Kanun hükümleri uyarınca uzlaştırma kurumuna başvuru, "soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olması" ve "kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması" koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde mümkündür.
1136 sayılı Kanun’un 58 ve 59. maddelerinde ise, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatların, bir yandan hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şikayetler ile meşgul edilip yıpratılmaması, diğer yandan adalet hizmetinin yürütülmesinde esasa müessir tutumlarından bilgi sahibi olunarak gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında yürütülecek ceza soruşturma ve kovuşturmalarının Adalet Bakanlığının iznine tabi kılındığı görülmektedir. Anılan Kanun hükümleri uyarınca, ihbar ya da şikayetin intikali üzerine Adalet Bakanlığından alınan soruşturma iznine istinaden suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcılığı tarafından hazırlanan soruşturma dosyası Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi edilecek, burada yapılan inceleme sonucunda gerekli görülmesi halinde kovuşturma izni verilerek iddianame düzenlenmek üzere suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilecek, anılan Cumhuriyet savcılığı tarafından da son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verilecektir.
Buna göre, 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254. maddeleri ile 1136 sayılı Kanun’un 58 ve 59. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; ceza soruşturması yapılmasına hukuki engelin (soruşturma izni şartının) bulunduğu hallerde henüz ortada "soruşturma" bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, uzlaştırma kurumuna başvurunun ilk şartı olan "soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olması" koşulunun sağlandığından da söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla Adalet Bakanlığı tarafından 1136 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesinden önce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi hukuken mümkün değildir. Esasen soruşturma izni verilmesindeki temel gaye (avukatların hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şikayetler ile meşgul edilip yıpratılmasının önlenmesi) gözetildiğinde, avukatlar hakkında soruşturma izni verilmeyecek hallerde dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinde hukuki bir yarar da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Genel Yazının 2. maddesinde yer alan "Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi ... müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii," kısmında hukuka aykırılık görülmemektedir.
Düzenlemenin 2. maddesinde yer alan "uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi," kısmına gelince;
Anılan düzenlemeyle, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinde öngörülen Adalet Bakanlığının kovuşturma izni yetkisini kullanabilmesi amacıyla, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi kurala bağlanmıştır. Bir başka ifadeyle, avukat hakkında yürütülen soruşturma konusu suçun uzlaştırmaya tabi olmasının, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinde öngörülen davalı idareye ait kovuşturma izni yetkisini ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir.
1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin avukatlar yönünden "özel kanun" niteliğinde olduğu dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumunun, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle davalı idareye tanınan kovuşturma izni yetkisini ortadan kaldırmayacak şekilde yorumlanması ve uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu çerçevede, uzlaşmaya varılması ve şüphelinin edimini tek seferde yerine getirmesi üzerine 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 19. fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, 1136 sayılı Kanun'da öngörülen kovuşturma izni aşamasının tümüyle ortadan kaldırılması anlamına geleceğinden, dava konusu kural ile soruşturma savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmeyerek dosyanın kovuşturma izni prosedürü tamamlanmak üzere fezlekeye bağlanarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiğinin öngörülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Genel Yazının 3. maddesinin avukatlar yönünden incelenmesine gelince;
Anılan maddede, kovuşturma izni verilip son soruşturma aşamasına gelen dosyalar bakımından 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin uygulanmasına devam edilerek dosyanın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığı tarafından 5 gün içinde iddianame düzenlenmek suretiyle son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verilmesi gerektiği, bu mahkemenin de anılan Kanun hükmünde öngörülen yetki ile sınırlı olarak bir inceleme yapması, dolayısıyla uzlaştırma kurumuna başvurulması yönünde bir inceleme yapmaması, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Özetle, anılan maddede de 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin, uzlaştırma kurumuna ilişkin yasal değişikliklerden sonra da uygulanması gerektiği ve 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri ile ilga edilmediği kabul edilmiştir.
Yukarıda aktarıldığı üzere; 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin avukatlar yönünden "özel kanun" niteliğinde olması karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumunun, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle soruşturma ile kovuşturma makamları için belirlenen yargı yetkisinin sınırlarını değiştirmeyecek şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.
Bu itibarla, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle soruşturma ile kovuşturma makamları için belirlenen yargı yetkisinin sınırlarının, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. Maddelerinde yapılan değişiklikten sonra da aynen korunması gerektiği yolundaki dava konusu Genel Yazının 3. maddesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dava; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu işleminin iptali istemiyle açılmış olup, Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının avukat olması ve davacı hakkında soruşturma izni verilmesi karşısında, dava konusu Genel Yazının 2. ve 3. maddelerinin, sadece avukatlar bakımından hukuki incelemeye tabi tutulması gerekmektedir.
Dava konusu düzenlemenin genel itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 253 ve 254. maddelerinde, 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler üzerine, 1136 sayılı Kanun'un avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izni verilmesi gerektiğini öngören 58. ve 59. maddelerinin nasıl uygulanacağı hususunda uygulamada doğan tereddütlerin giderilmesi amacıyla çıkarıldığı anlaşılmakta olup; 2. ve 3. maddeleri incelendiğinde; avukatların işlediği iddia olunan suçların uzlaştırmaya tabi olması halinde soruşturma ve kovuşturma izni usulünün yerine getirilmesi bakımından düzenleme öngörülürken "uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi", "suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu", "son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı", "merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği" gibi ifadelerin de kullanılması suretiyle açıkça soruşturma ve kovuşturma makamlarının yargı yetkisine müdahale edildiği, esasen gerek uzlaştırma müessesesinin gerekse 1136 sayılı Kanun'un 58 ve 59. maddelerinde düzenlenen soruşturma ve kovuşturma izni üzerine yargı yerlerince yapılacak işlemlerin yargılama usulüne ilişkin konular olduğu, nitekim soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesine (soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olup olmadığına ve kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunup bulunmadığına) karar verme yetkisinin ilgili soruşturma veya kovuşturma makamlarına ait olduğunun 5271 sayılı Kanun ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nde açıkça kurala bağlandığı, bu nedenle kanunla düzenlenmesi gereken alanda tesis edilen düzenleyici işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin son fıkrasında, "Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiş olup, anılan hükme istinaden yürürlüğe konulan "Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği"nde de bu konuda herhangi bir kural getirilmediği görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin yönetmelik yerine "Genel Yazı" ile yapılması ve bu suretle Resmi Gazete'de yayımlanmaması nedeniyle şekil yönünden de hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 07/04/1969 tarihli ve Resmi Gazete'de, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerini değiştiren 6763 sayılı Kanun'un 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, dolayısıyla uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 5271 sayılı Kanun hükümlerinin "sonraki kanun" ve Avukatlık Kanunu'na nazaran uzlaştırma yönünden "özel kanun" niteliğinde bulunduğu dikkate alındığında; 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinin, avukatların görevleri nedeniyle veya sırasında işledikleri suçlar yönünden kısmen uygulanmayacağı yorumunun yapılması da mümkün görülmemektedir. Bu açıdan, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 19. fıkrasında, "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir." hükmüne yer verilmesine rağmen, dava konusu düzenlemenin 2. maddesinde "... uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi," kuralının öngörülmesi; aynı şekilde 254. maddesinin 1. fıkrasında da, "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." hükmünün yer almasına rağmen, dava konusu düzenlemenin 3. maddesinde "... kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ... maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, ..." kuralının öngörülmesi açıkça 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerine aykırılık teşkil etmekte ve uzlaştırma kurumunun Kanuna aykırı olarak avukatlar yönünden kısmen dahi olsa ortadan kaldırılması veya uygulama alanının daraltılması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla dava konusu düzenlemede konu unsuru yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, dava konusu düzenlemenin yukarıda açıklanan nedenlerle iptali gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2127
Karar No : 2024/956
**DAVACI:** ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu Genel Yazının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Düzenlemenin usûl ve kanuna ve de masumiyet karinesine aykırı şekilde ispat, iddia ve savunma, hukuki dinlenilme, lekelenmeme hakkını kısıtladığı, Bakanlık işlemindeki "...uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak/ Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi..." hususundaki işlem talimatının dahi tek başına bu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun sübutu olduğu, dava konusu işlem ile getirilen usûl ile savcı tarafından Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere düzenlenen fezleke, avukatı şikayet eden müştekiye veya şikayet edilen avukata tebliğ edilmeksizin, dosyanın doğrudan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine neden olduğu için bu usûlün savunma hakkını kısıtladığı, davaya konu karar neticesinde Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sırasında kayıtlı olarak bulunan dosyasında son soruşturmanın Kayseri Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına kararı verildiği, kovuşturmama anlamındaki kararı (kovuşturma izni vermeme kararı) verme yetkisinin Cumhuriyet savcısında olmayıp Adalet Bakanlığında olduğu, şu hâlde, uzlaşma uygulamasına başlanılıp başlanılamayacağını takdir edebilecek olan makamın da Bakanlık olması gerektiği, diğer taraftan, 1136 sayılı Kanun'un 59. ve devamındaki maddelerinde özel soruşturma yöntemine göre Bakanlığın kovuşturma izni vermesi sonrasında iddianame tanzimi için dosya kendisine gönderilen Cumhuriyet Başsavcılığının da uzlaşma hükümlerini uygulamasının mümkün olmadığı, çünkü Cumhuriyet Başsavcısının görevini 5 gün içinde tamamlaması gerektiği gibi herhangi bir soruşturma yetkisinin de olmadığı, bu nedenle iddianame düzenlenip kendisine sunulan suç yerine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından yürütülmesi gerektiği, uzlaşma işlemini Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı değil Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmesi gerektiği, Kanun gereği en yakın ağır ceza mahkemesi olan Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun dosyanın tevdii edilmesi hususunda yetkili ve görevli olduğu, hâl böyleyken uzlaştırma bürosuna dosyanın tevdii edilmesi hususunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının işlem yapmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak, dava konusu genel yazının icrai bir işlem olmaması nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceği, ayrıca, bu genel yazının 2017 tarihli olduğu, davanın ise 2020 yılında açıldığı, bu sebeple süre yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34 ve 35. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun uzlaştırmaya ilişkin 253 ve 254. maddelerinde önemli değişiklikler yapıldığı, bahse konu değişiklikler ile uzlaştırma kurumunun uygulama alanının genişletildiği, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçların yanı sıra şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma yoluna gidilebilecek suçların sayısının artırıldığı, tüm Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde uzlaştırma büroları kurularak, uzlaştırma süreci ve usûlünün yeniden düzenlendiği, ihdas edilen değişiklikler sonrası; soruşturma evresinde şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının taraflara uzlaşma teklifini yapması ve uzlaştırma sonucu düzenleyeceği uzlaştırma raporunu büroya iletmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, ayrıca uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyalarının uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından sonuçlandırılması gerektiğinin ifade edildiği, uzlaştırma müessesesine ilişkin yapılan mevzuat değişikliği sonrası 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlar hakkındaki soruşturma ve kovuşturma işlemleri ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca noterler hakkında yürütülen kovuşturma işlemlerinde uzlaşma hükümlerinin uygulanabilirliği açısından uygulamada doğan bazı tereddütlerin giderilmesine ihtiyaç duyulduğu, bu nedenlerle hukuka uygun olan işleme karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün "Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaşma İşlemleri" konulu 01/12/2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılıklarına yönelik genel yazısının; hukuki güvenlik ilkesi gereği hukuk normlarının öngörülebilir ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği keyfi uygulamalardan koruyucu nitelikte olması gerektiği halde hukuka aykırı olarak uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmeyerek fezlekeye bağlanıp Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesinin savunma hakkını kısıtladığı, kovuşturma izni sonrasında da dosyanın gönderildiği Cumhuriyet Başsavcılığının uzlaşma hükümlerini uygulamasının mümkün olmadığı gibi soruşturma yetkisinin de olmadığı, suçun işlendiği en yakın Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yürütülmesi gerektiği ileri sürülerek, iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesinde; Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.(...)." hükmü, 59. maddesinde de; 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.(...). hükmü yer almıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinde; (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88), 2. Taksirle yaralama (madde 89), 3.Tehdit (madde 106, birinci fıkra), 4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116), 5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)[82] İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi), 6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141), 7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(82) Güveni kötüye kullanma (madde 155), 8. Dolandırıcılık (madde 157), 9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(82) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165), 10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234), 11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar. (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.(...)(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.(...)(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.(...) (19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.(...)" hükmü, "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinde; (1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." hükmü getirilmiştir.
Dava konusu Genel Yazı; "Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak;
1-Avukatlar ile ilgili gerekli ihzari incelemenin, görevli ve yetkili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılması, bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması,
2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
3- Daha önce Bakanlığımızca avukat ve noterler hakkında kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ve 1512 sayılı Kanunun 154 üncü maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması için yeterli sürenin ve koşulların bulunmaması, ayrıca son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı gözetildiğinde, merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği," konusuna yöneliktir.
Avukat olan davacı tarafından açılan bu davada dava konusu işlem, avukatlar yönünden değerlendirilmiştir.
Anılan Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; avukatların görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı yapılacak olan soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacak olup, ceza muhakemesi kanununa göre soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilecek olmasına karşın, bu aşamada yapılacak incelemeye istinaden varılacak sonuç, Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesi ile belirlendiği üzere 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacak olması nedeniyle süreci kesmeyecek, Avukatlık Kanunu ile ilgili Genel Müdürlük tarafından yapılacak inceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilecek, Cumhuriyet Savcısının beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine vermesi hükmü gereği, uzlaşmanın sonuç doğurması ancak Bakanlığın yapacağı incelemenin akabinde mümkün olacaktır.
Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılacak ihzari inceleme sonucunda bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması, soruşturma izninin Bakanlık tarafından verilecek olması nedeniyle, yine dava konusu işlemin 2.maddesi yönünden 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosyanın ceza muhakemesi kanununa göre uzlaşma süreci başlamış olmakla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacak olması ve kovuşturmaya gerek olup olmadığına burada karar verilecek olması nedeniyle uzlaşma sürecinin ceza muhakemesi kanununa göre başlamış olması halinde dahi Bakanlık incelemesi sonucu verilecek karar ile sürecin kesilmesi mümkün olacağından, dolayısıyla uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, sonucu doğacak olup, dava konusu işlemin 3. maddesinde yer verildiği üzere kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderileceğinden, Cumhuriyet Savcısı tarafından beş gün içinde, iddianame düzenlenecek ve ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilecek olmakla, savcılığın iddianame hazırlama süresinin de yasal olarak beş günle sınırlanmış olması nedeniyle uzlaştırma hususunun bu sürede incelenip sonuçlandırılması mümkün olamayacağından, son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idareyi temsilen Av. ...'nin geldiği ve Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Avukat olan davacı hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı oluru ile güveni kötüye kullanma suçundan soruşturma izni verilmiştir.
Bu işlemin iptali istemiyle davacı tarafından açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararıyla davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunun ... tarihli ve ... soruşturma sayılı kararı ile yapılan soruşturma sonucunda; dava konusu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün "Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri" konulu, 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı Genel Yazısında yer alan, “2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,” düzenlemesi uyarınca soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ve uzlaştırma müzakereleri sonucunda dosyanın herhangi bir karara bağlanmadan bürolarına tekrar gönderilmesine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu Genel Yazısının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bakılan davanın, avukat olan davacı tarafından açıldığı ve davacı hakkında soruşturma izni verildiği göz önüne alınarak dava konusu Genel Yazının 2. ve 3. maddeleri, sadece avukatlar bakımından hukuki incelemeye tabi tutulmuştur.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USÛL YÖNÜNDEN:
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunun 15/01/2020 tarihli kararının davacıya 05/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve aynı tarihte 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca altmış günlük dava açma süresi içinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava konusu işlemin genel düzenleyici bir işlem niteliğine sahip olduğu, soyut ve genel kurallar getirdiği dikkate alındığında, davalı idarenin, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı iddiası da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun dava tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle;
"Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinde,
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
7. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
...
suçları.
c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
...
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
...
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
...
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.
(25) Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinde,
"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun;
"Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı" başlıklı 58. maddesinde,
"Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez." hükmüne;
"Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme" başlıklı 59. maddesinde,
"58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.
Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Genel Yazının İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu Genel Yazıda,
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 253 ve 254. maddelerinde, 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler üzerine, 1136 sayılı Kanun'un avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izni verilmesi gerektiğini öngören 58 ve 59. maddelerinin nasıl uygulanacağı hususunda uygulamada doğan tereddütlerin giderilmesi gereğinin doğduğu belirtildikten sonra;
"Suç ihbarı veya şikâyet üzerine ya da resen başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin olarak;
1-Avukatlar ile ilgili gerekli ihzari incelemenin, görevli ve yetkili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Kanunun 58 inci maddesine uygun şekilde derhal başlatılması, bu aşamada avukatın şüpheli sıfatının bulunmaması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılmaması,
2- Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi, noterler hakkında ise izne gerek olmaksızın soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet başsavcılığınca tüm delillerin toplanmasını müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
3- Daha önce Bakanlığımızca avukat ve noterler hakkında kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ve 1512 sayılı Kanunun 154 üncü maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması için yeterli sürenin ve koşulların bulunmaması, ayrıca son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı gözetildiğinde, merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği" kural altına alınmıştır.
Öncelikle, 1136 sayılı Kanun’un 58. ve 59. maddeleri uyarınca avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında ceza soruşturma ve kovuşturmasına başlanması için izin vermeye yetkili olan davalı Adalet Bakanlığının, uzlaştırma kurumunun yürürlüğünden sonra, avukatların işlediği iddia olunan suçun uzlaştırmaya tabi olması halinde, 1136 sayılı Kanun’un 58. ve 59. maddelerinde öngörülen izin prosedürünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyici işlemle belirleme yetkisinin bulunduğu açıktır.
Ceza yargılamasında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olarak 5271 sayılı Kanun'un 253, 254 ve 255. maddeleri ile hukukumuza dahil edilen uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adlî makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlamaktadır. Uzlaştırma kurumu ile hem suçtan zarar gören ile şüpheliyi tarafsız bir kişinin hakemliğinde uzlaştırarak onarıcı adalet anlayışının toplumda hakim kılınması, hem de ceza yargılamasındaki yükün hafifletilmesi sağlanmaktadır. Anılan Kanun hükümleri uyarınca uzlaştırma kurumuna başvuru, "soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olması" ve "kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması" koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde mümkündür.
1136 sayılı Kanun’un 58 ve 59. maddelerinde ise, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatların, bir yandan hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şikayetler ile meşgul edilip yıpratılmaması, diğer yandan adalet hizmetinin yürütülmesinde esasa müessir tutumlarından bilgi sahibi olunarak gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında yürütülecek ceza soruşturma ve kovuşturmalarının Adalet Bakanlığının iznine tabi kılındığı görülmektedir. Anılan Kanun hükümleri uyarınca, ihbar ya da şikayetin intikali üzerine Adalet Bakanlığından alınan soruşturma iznine istinaden suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcılığı tarafından hazırlanan soruşturma dosyası Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi edilecek, burada yapılan inceleme sonucunda gerekli görülmesi halinde kovuşturma izni verilerek iddianame düzenlenmek üzere suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilecek, anılan Cumhuriyet savcılığı tarafından da son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verilecektir.
Buna göre, 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254. maddeleri ile 1136 sayılı Kanun’un 58 ve 59. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; ceza soruşturması yapılmasına hukuki engelin (soruşturma izni şartının) bulunduğu hallerde henüz ortada "soruşturma" bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, uzlaştırma kurumuna başvurunun ilk şartı olan "soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olması" koşulunun sağlandığından da söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla Adalet Bakanlığı tarafından 1136 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesinden önce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi hukuken mümkün değildir. Esasen soruşturma izni verilmesindeki temel gaye (avukatların hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şikayetler ile meşgul edilip yıpratılmasının önlenmesi) gözetildiğinde, avukatlar hakkında soruşturma izni verilmeyecek hallerde dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinde hukuki bir yarar da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Genel Yazının 2. maddesinde yer alan "Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesi ... müteakip dosyanın uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla uzlaştırma bürosuna tevdii," kısmında hukuka aykırılık görülmemektedir.
Düzenlemenin 2. maddesinde yer alan "uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi," kısmına gelince;
Anılan düzenlemeyle, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinde öngörülen Adalet Bakanlığının kovuşturma izni yetkisini kullanabilmesi amacıyla, uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi, dosyanın soruşturma savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi kurala bağlanmıştır. Bir başka ifadeyle, avukat hakkında yürütülen soruşturma konusu suçun uzlaştırmaya tabi olmasının, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinde öngörülen davalı idareye ait kovuşturma izni yetkisini ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir.
1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin avukatlar yönünden "özel kanun" niteliğinde olduğu dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumunun, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle davalı idareye tanınan kovuşturma izni yetkisini ortadan kaldırmayacak şekilde yorumlanması ve uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu çerçevede, uzlaşmaya varılması ve şüphelinin edimini tek seferde yerine getirmesi üzerine 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 19. fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, 1136 sayılı Kanun'da öngörülen kovuşturma izni aşamasının tümüyle ortadan kaldırılması anlamına geleceğinden, dava konusu kural ile soruşturma savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmeyerek dosyanın kovuşturma izni prosedürü tamamlanmak üzere fezlekeye bağlanarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiğinin öngörülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Genel Yazının 3. maddesinin avukatlar yönünden incelenmesine gelince;
Anılan maddede, kovuşturma izni verilip son soruşturma aşamasına gelen dosyalar bakımından 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin uygulanmasına devam edilerek dosyanın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığı tarafından 5 gün içinde iddianame düzenlenmek suretiyle son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verilmesi gerektiği, bu mahkemenin de anılan Kanun hükmünde öngörülen yetki ile sınırlı olarak bir inceleme yapması, dolayısıyla uzlaştırma kurumuna başvurulması yönünde bir inceleme yapmaması, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Özetle, anılan maddede de 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin, uzlaştırma kurumuna ilişkin yasal değişikliklerden sonra da uygulanması gerektiği ve 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri ile ilga edilmediği kabul edilmiştir.
Yukarıda aktarıldığı üzere; 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin avukatlar yönünden "özel kanun" niteliğinde olması karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumunun, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle soruşturma ile kovuşturma makamları için belirlenen yargı yetkisinin sınırlarını değiştirmeyecek şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.
Bu itibarla, 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle soruşturma ile kovuşturma makamları için belirlenen yargı yetkisinin sınırlarının, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. Maddelerinde yapılan değişiklikten sonra da aynen korunması gerektiği yolundaki dava konusu Genel Yazının 3. maddesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dava; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/12/2017 tarih ve 2017/199 Muh. sayılı, “Avukat/Noter Soruşturma ve Kovuşturmalarında Uzlaştırma İşlemleri” konulu işleminin iptali istemiyle açılmış olup, Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının avukat olması ve davacı hakkında soruşturma izni verilmesi karşısında, dava konusu Genel Yazının 2. ve 3. maddelerinin, sadece avukatlar bakımından hukuki incelemeye tabi tutulması gerekmektedir.
Dava konusu düzenlemenin genel itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 253 ve 254. maddelerinde, 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler üzerine, 1136 sayılı Kanun'un avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izni verilmesi gerektiğini öngören 58. ve 59. maddelerinin nasıl uygulanacağı hususunda uygulamada doğan tereddütlerin giderilmesi amacıyla çıkarıldığı anlaşılmakta olup; 2. ve 3. maddeleri incelendiğinde; avukatların işlediği iddia olunan suçların uzlaştırmaya tabi olması halinde soruşturma ve kovuşturma izni usulünün yerine getirilmesi bakımından düzenleme öngörülürken "uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi", "suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu", "son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına karar verecek en yakın ağır ceza mahkemesinin işin esasına girip delil takdiri ve sair hususları inceleme yetkisinin de bulunmadığı", "merciince uzlaştırma hususu kapsam dışı bırakılarak sadece son soruşturmanın açılmasına veya açılmamasına dair bir karar verilmesinin düşünülmesi, uzlaştırma hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının kovuşturmayı yapmaya yetkili suç yeri ağır ceza mahkemesince değerlendirilebileceği" gibi ifadelerin de kullanılması suretiyle açıkça soruşturma ve kovuşturma makamlarının yargı yetkisine müdahale edildiği, esasen gerek uzlaştırma müessesesinin gerekse 1136 sayılı Kanun'un 58 ve 59. maddelerinde düzenlenen soruşturma ve kovuşturma izni üzerine yargı yerlerince yapılacak işlemlerin yargılama usulüne ilişkin konular olduğu, nitekim soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesine (soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tabi olup olmadığına ve kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunup bulunmadığına) karar verme yetkisinin ilgili soruşturma veya kovuşturma makamlarına ait olduğunun 5271 sayılı Kanun ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nde açıkça kurala bağlandığı, bu nedenle kanunla düzenlenmesi gereken alanda tesis edilen düzenleyici işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin son fıkrasında, "Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiş olup, anılan hükme istinaden yürürlüğe konulan "Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği"nde de bu konuda herhangi bir kural getirilmediği görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin yönetmelik yerine "Genel Yazı" ile yapılması ve bu suretle Resmi Gazete'de yayımlanmaması nedeniyle şekil yönünden de hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 07/04/1969 tarihli ve Resmi Gazete'de, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerini değiştiren 6763 sayılı Kanun'un 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, dolayısıyla uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 5271 sayılı Kanun hükümlerinin "sonraki kanun" ve Avukatlık Kanunu'na nazaran uzlaştırma yönünden "özel kanun" niteliğinde bulunduğu dikkate alındığında; 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinin, avukatların görevleri nedeniyle veya sırasında işledikleri suçlar yönünden kısmen uygulanmayacağı yorumunun yapılması da mümkün görülmemektedir. Bu açıdan, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 19. fıkrasında, "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir." hükmüne yer verilmesine rağmen, dava konusu düzenlemenin 2. maddesinde "... uzlaştırma işlemlerinden sonra uzlaşma sağlanması halinde dahi doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemesi," kuralının öngörülmesi; aynı şekilde 254. maddesinin 1. fıkrasında da, "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." hükmünün yer almasına rağmen, dava konusu düzenlemenin 3. maddesinde "... kovuşturma izni verilip, son soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından ise 1136 sayılı Kanunun 59 uncu ... maddelerinde belirtildiği üzere, suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca 5 gün içinde iddianame tanziminin zorunlu olduğu, ..." kuralının öngörülmesi açıkça 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerine aykırılık teşkil etmekte ve uzlaştırma kurumunun Kanuna aykırı olarak avukatlar yönünden kısmen dahi olsa ortadan kaldırılması veya uygulama alanının daraltılması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla dava konusu düzenlemede konu unsuru yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, dava konusu düzenlemenin yukarıda açıklanan nedenlerle iptali gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.