Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2020/579 K.2024/1189
T.C. DANIŞTAYONUNCU DAİRE Esas No: 2020/579
Karar No: 2024/1189 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten, ... ve... adına velayeten ...
VEKİLLERİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri polis memuru ...'nün Manisa ilinde görevli olduğu sırada yaşadığı kalp krizi sonucu ölümünde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle her bir davacı için 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacılar murisinin Cumhurbaşkanının Akhisar ilçesindeki programındaki görevinden döndükten sonra Şehit Öztürk Polis Merkezi Amirliğinde kalp krizi nedeniyle vefat ettiği sabit olmakla birlikte kalp krizinin yoğun ve stresli çalışma ortamından kaynaklandığına ilişkin somut bir tespit ya da bulgu bulunmadığı, ...'nün polis memuru arkadaşları tarafından kalp krizi geçirmesinin ardından vakit kaybedilmeksizin hastaneye götürüldüğü ve adı geçene hastanede gerekli müdahalenin yapıldığı, ... tarafından daha önce davalı idareye hastalığı veya rahatsızlığı dolayısıyla görev yeri veya zamanının değiştirilmesi istemiyle herhangi bir başvuruda da bulunulmadığı, davacılar murisinin kalp krizi sonucu vefat etmesinde idarenin tazminle sorumlu tutulmasını gerektiren bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan olayda kusursuz sorumluluk şartları da bulunmadığından, davalı idarenin bu kapsamda sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, meydana gelen olayın görevin sebep ve tesiri ile gerçekleştiği, ... İdare Mahkemesince verilen karar neticesinde vazife malullüğü aylığı bağlanmasıyla bu durumun ispatlandığı, çalışma şartlarının kalp krizini tetiklediği, daha önce müteveffanın böyle bir rahatsızlığının bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY: Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ...'nün eşi Turan Sütçü'nün Manisa İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yaptığı, 28/05/2018 tarihinde Cumhurbaşkanının Akhisar ilçesindeki programı sebebiyle saat 09.30 ile 18.00 arasında ekip oto sürücüsü olarak görevlendirildiği, saat 19.30’da Manisa’ya dönüldüğü, müteveffanın Karaköy Şehit Öztürk Polis Merkezi Amirliğinde 21.30'da gece görevinin ifasına başladığı, 29/05/2018 tarihinde saat 02.30 sıralarında aşırı terleyerek rahatsızlanması üzerine Manisa Devlet Hastanesi Acil Servisine götürüldüğü, yapılan tetkikler sonucunda kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesine ambulansla sevk edildiği, 04.30 sıralarında anjiyo yapıldığı, ardından açık kalp ameliyatına alındığı, yoğun bakım tedavisi görürken organ yetmezliği nedeniyle 14/06/2018 tarihinde vefat ettiği, olayda idarenin tazmin sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 53. maddesinde, en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere "adi malullük aylığı"; 55. maddesinde, görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malüllük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila %60 oranında zam yapılmak suretiyle "vazife malullüğü aylığı" bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacılar yakınının, Akhisar ilçesindeki ek görev sonrası devam eden gece görevi sırasında rahatsızlanması ve devamında da ölümü ile neticelenen olayın mesleki faaliyet kapsamında, görevin neden ve tesiri ile gerçekleştiği açıktır. Bu nedenle, görülmekte olan hizmet sırasında gerçekleşmiş olması, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması nedeniyle, zararın zarar görenler üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, işbu bozma kararına uyulması halinde maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek hesaplanması gerekmektedir (Davacılardan ... tarafından, haklarında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir): Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, müteveffanın dava dışı anne ve babasının hayatta olup olmadığı araştırılarak, müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocukları için 1'er pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Davacı çocukların üniversite eğitimi alabileceği ihtimali gözetilerek 25 yaşa kadar destekten yoksun kalma zararı belirlenmelidir. Öte yandan, davacılara ilgili kanunlar uyarınca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan ifa amacı taşımaksızın sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Karar No: 2024/1189 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten, ... ve... adına velayeten ...
VEKİLLERİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri polis memuru ...'nün Manisa ilinde görevli olduğu sırada yaşadığı kalp krizi sonucu ölümünde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle her bir davacı için 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacılar murisinin Cumhurbaşkanının Akhisar ilçesindeki programındaki görevinden döndükten sonra Şehit Öztürk Polis Merkezi Amirliğinde kalp krizi nedeniyle vefat ettiği sabit olmakla birlikte kalp krizinin yoğun ve stresli çalışma ortamından kaynaklandığına ilişkin somut bir tespit ya da bulgu bulunmadığı, ...'nün polis memuru arkadaşları tarafından kalp krizi geçirmesinin ardından vakit kaybedilmeksizin hastaneye götürüldüğü ve adı geçene hastanede gerekli müdahalenin yapıldığı, ... tarafından daha önce davalı idareye hastalığı veya rahatsızlığı dolayısıyla görev yeri veya zamanının değiştirilmesi istemiyle herhangi bir başvuruda da bulunulmadığı, davacılar murisinin kalp krizi sonucu vefat etmesinde idarenin tazminle sorumlu tutulmasını gerektiren bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan olayda kusursuz sorumluluk şartları da bulunmadığından, davalı idarenin bu kapsamda sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, meydana gelen olayın görevin sebep ve tesiri ile gerçekleştiği, ... İdare Mahkemesince verilen karar neticesinde vazife malullüğü aylığı bağlanmasıyla bu durumun ispatlandığı, çalışma şartlarının kalp krizini tetiklediği, daha önce müteveffanın böyle bir rahatsızlığının bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY: Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ...'nün eşi Turan Sütçü'nün Manisa İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yaptığı, 28/05/2018 tarihinde Cumhurbaşkanının Akhisar ilçesindeki programı sebebiyle saat 09.30 ile 18.00 arasında ekip oto sürücüsü olarak görevlendirildiği, saat 19.30’da Manisa’ya dönüldüğü, müteveffanın Karaköy Şehit Öztürk Polis Merkezi Amirliğinde 21.30'da gece görevinin ifasına başladığı, 29/05/2018 tarihinde saat 02.30 sıralarında aşırı terleyerek rahatsızlanması üzerine Manisa Devlet Hastanesi Acil Servisine götürüldüğü, yapılan tetkikler sonucunda kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesine ambulansla sevk edildiği, 04.30 sıralarında anjiyo yapıldığı, ardından açık kalp ameliyatına alındığı, yoğun bakım tedavisi görürken organ yetmezliği nedeniyle 14/06/2018 tarihinde vefat ettiği, olayda idarenin tazmin sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 53. maddesinde, en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere "adi malullük aylığı"; 55. maddesinde, görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malüllük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila %60 oranında zam yapılmak suretiyle "vazife malullüğü aylığı" bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacılar yakınının, Akhisar ilçesindeki ek görev sonrası devam eden gece görevi sırasında rahatsızlanması ve devamında da ölümü ile neticelenen olayın mesleki faaliyet kapsamında, görevin neden ve tesiri ile gerçekleştiği açıktır. Bu nedenle, görülmekte olan hizmet sırasında gerçekleşmiş olması, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması nedeniyle, zararın zarar görenler üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, işbu bozma kararına uyulması halinde maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek hesaplanması gerekmektedir (Davacılardan ... tarafından, haklarında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir): Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, müteveffanın dava dışı anne ve babasının hayatta olup olmadığı araştırılarak, müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocukları için 1'er pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Davacı çocukların üniversite eğitimi alabileceği ihtimali gözetilerek 25 yaşa kadar destekten yoksun kalma zararı belirlenmelidir. Öte yandan, davacılara ilgili kanunlar uyarınca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan ifa amacı taşımaksızın sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.