Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2020/5164 K.2024/1192
Özet: (1) Davacı sendikası, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı’nın 21/08/2019 tarihli düzenleyici işlemine itiraz ederek, basın, yayın ve iletişim hizmet kulübünde çalışan sendikal yetkililerin mesai saatleri içinde izin alıp almadıkları ve o düzenlemenin Anayasa ile ilgili sözleşmelere uygunluğunu tartıştı. (2) Danıştay 10. Daire Başkanlığı, ilgili düzenleme ile ilgili iddiaları reddederek, kararını oy birliğiyle kabul etti ve temyiz yolu açık tuttular.
T.C. DANIŞTAYONUNCU DAİRE Esas No: 2020/5164
Karar No: 2024/1192
DAVACI: ... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacı Sendika tarafından, davalı idarenin yer aldığı Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetleri yürütmek için makul bir süre öncesinde idareden izin alması gerektiğine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel düzenleyici işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlem ile hiçbir kıstas belirlenmeksizin kurum iş yerlerinde Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendikaların tüm yönetici ve diğer yetkililerinin mesai saatleri içerisinde iş yerlerinde yapacağı tüm sendikal faaliyetler için öncesinde idareden izin alma zorunluluğu getirildiği, bu düzenlemenin Anayasa’nın 51. maddesine, 151 No’lu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin Sözleşme’nin 6. maddesine, ayrıca 2002/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı tarafından, ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcı tarafından ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine 31/01/2020 tarihinde soruşturma raporu düzenlendiği, raporun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde kısaca, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesinin önerildiği, bunun üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, söz konusu işlem ile ülkemizin geçtiği bu zorlu süreç göz önünde bulundurularak, sendika yöneticilerinin sendikal faaliyette bulunmak üzere iş yerlerini ziyaretleri öncesinde ünite amirinin bilgilendirilmesi suretiyle iş yerinde gerekli tedbirlerin alınmasının hedeflendiği, sendikal faaliyetlerin engellenmesinin söz konusu olmadığı belirtilerek davaya konu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ: Dava, davalı idarenin yer aldığı basın, yayın ve iletişim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetler yürütürken idareden izin alması gerektiğine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin içeriğinde, "...4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu gereğince Şirketin yer aldığı Basın, yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunu da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerekmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip oldukları, hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağı, sendika kurma hakkının ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabileceği, sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği, işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği, sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişlerinin, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamayacağı, hükmü yer almış, 53. maddesinin 3. fıkrasında; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, toplu sözleşme yapma hakkına sahip oldukları hükme bağlanmış, Anayasa'da belirtilen sınırlar çerçevesinde kamu görevlilerinin sendikal haklarının düzenlenmesi amacıyla 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu (4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunla adı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu değiştirilmiştir) çıkarılmıştır. 4688 sayılı Kanun, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yayımlanmış, 3. maddesinin a) bendinde; bu Kanunun uygulanmasında; Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri olarak tanımlanmış, 18. maddesinde, kamu görevlilerinin, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamayacakları ve görevlerine son verilemeyeceği,(...), kamu işvereninin kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamayacağı, sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyelerinin seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirecekleri, söz konusu yöneticilerin (…) sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılacakları, talepte bulunmayanların ise kurumlarındaki görevlerine devam edecekleri, izine ayrılmayan yönetim kurulu üyelerinin haftada bir gün kurumlarından izinli sayılacakları,(...), İldeki üye sayısı 100 ve daha fazla olan sendikanın il temsilcisi ile ilçedeki üye sayısı 50 ve daha fazla olan sendikanın ilçe temsilcisinin haftada dört saat izinli sayılacağı, hükmü yer almıştır. 23 maddesinin 2. fıkrasında; işyeri sendika temsilcileri, işyerlerinde kamu görevlilerinin işveren veya işyeri ile ilgili sorunlarını dinlemek, ilgili yerlere iletmek ve kamu görevlileri ile işveren arasında iletişim sağlamak amacıyla işyerinden seçilir. İşyeri sendika temsilcileri bu görevlerini işyerinde, haftada dört saat olmak üzere yerine getirirler ve bu sürede izinli sayılırlar. 3. fıkrasında; bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikanın dışında faaliyette bulunan sendikalar da, bu Kanun kapsamına giren sendikal faaliyetlerin yürütülmesi açısından koordinasyon görevini yürütmek üzere o işyerinden sendika işyeri temsilcisi belirleyebilirler. 4. fıkrasında; kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı, hükmü getirilmiştir. Anayasanın 90. maddesinin Son fıkrasında; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı, "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu, kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı, hükme bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Örgütlenme ve Toplantı Özgürlüğü" başlıklı 11. maddesinde, herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapma, dernek kurma, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara katılma haklarına sahip olduğu; bu hakların kullanılmasının, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenlik, kamu emniyeti, nizamın muhafazası ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için ancak yasayla sınırlanabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel oluşturmadığı kuralına yer verilmiştir. Dolayısıyla, çalışanların sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma hakları Anayasanın temel haklar ve ödevler kapsamında düzenlendiği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de kabul edilmiş ve güvence altına alınmıştır. (ILO Kabul Tarihi: 17 Haziran 1948) 8 Ocak 1993 tarih ve 93-3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilmiş, 25 Şubat 1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 12 Temmuz 1993 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 87 No’lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, herhangi bir ayırım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşulu ile bunlara üye olmak hakkına sahip oldukları, 3. maddesinde, çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği, kuralı bulunmaktadır. Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına İlişkin 98 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi'nin 2. maddesinde de, işçi ve işveren teşekküllerinin, gerek doğrudan doğruya, gerek mümesilleri veya üyeleri vasıtasıyla, birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerine müdahalede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edilecekleri, bilhassa işçi teşekküllerinin bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerini mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirlerin, bu maddedeki manasıyla müdahale hareketlerinden sayılacağı, kuralı yer almıştır. 25 Şubat 1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 12 Temmuz 1993 tarihinde yürürlüğe giren Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşme'nin 4. maddesinde, kamu görevlilerinin, çalıştırılmaları konusunda sendikalaşma özgürlüğüne halel getirecek her türlü ayrımcılığa karşı yeterli korumadan yararlanacakları, böyle bir korumanın, özellikle aşağıdaki amaçlara yönelik tasarruflara karşı uygulanacağı; kamu görevlilerinin çalıştırılmalarını, bir kamu görevlileri örgütüne katılmama veya üyelikten ayrılma koşuluna bağlamak, Bir kamu görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetlerine katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar vermek, 5. maddesinde de, kamu görevlileri örgütlerinin kamu makamlarından tamamen bağımsız olacakları, kamu görevlileri örgütlerinin kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacakları, bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemlerin bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edileceği ifade edilmiş, 6. maddesinde, kamu görevlilerinin tanınan örgütlerinin temsilcilerine, çalışma saatleri içinde veya dışında görevlerini çabuk ve etkin bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar sağlanacağı, bu tür kolaylıkların sağlanması idarenin veya hizmetin etkin işleyişini engellemeyeceği, bu kolaylıkların niteliği ve kapsamının, bu sözleşmenin 7’nci maddesinde belirtilen yöntemlere göre veya diğer uygun yöntemlerle belirleneceği, 9. maddesinde ise, kamu görevlilerinin, diğer çalışanlar gibi yalnızca görevlerinin niteliğinden ve statülerinden kaynaklanan yükümlülüklerine bağlı olarak örgütlenme özgürlüğünün normal olarak uygulanması için gerekli kişisel ve siyasi haklardan yararlanacakları, kuralına yer verilmiştir. Türkiye bakımından 23/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 8. maddesinde, "1. Bu Sözleşme Taraf Devletler şu hakları sağlamayı taahhüt eder: a) Herkese kendi ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendika kurma ve sadece sendikanın kendi kurallarına tabi olarak kendi seçtiği bir sendikaya katılma hakkı tanınır. Bu hakkın kullanılması ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için demokratik bir toplumda gerekli olan ve hukuken öngörülen sınırlamalardan başka sınırlara tabi tutulamaz. b) Sendikalara ulusal Federasyonlar ve konfederasyonlar kurma ve konfederasyonlara da uluslararası sendikal örgütler kurma ve bunlara katılma hakkı tanınır. c) Sendikaların serbestçe faaliyette bulunma hakkı, ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacıyla, demokratik bir toplumda gerekli olan ve hukuken öngörülen sınırlamaların dışında her hangi bir sınırlamaya tabi tutulamaz. d) Kullanılma şartları her bir ülkenin yasalarıyla düzenlenmiş olan bir grev hakkı tanınır. 2. Bu madde, silahlı kuvvetler veya polis mensuplarının veya Devlet idaresinde görevli olanların bu hakları kullanmalarına hukuken öngörülen sınırlamalar koymalarını engellemez. 3. Bu maddenin hiç bir hükmü, Uluslararası Çalışma Teşkilatının Örgütlenme Özgürlüğü ve Teşkilatlanma Hakkının Korunması ile ilgili 1948 tarihli Sözleşmesine taraf olan Devletlere, o Sözleşmede yer alan güvencelere aykırı düşebilecek bir tarzda bir yasa çıkarma ve uygulama imkan verecek şekilde tasarruflarda bulunma yetkisi vermez." kuralı getirilmiştir. Türkiye bakımından 23/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi'nin 22. maddesinde, "1. Herkesin, kendi çıkarlarını korumak için sendikalar kurmak ya da bunlara girmek hakkı da dahil olmak üzere, başkalarıyla biraraya gelip dernek kurma hakkı vardır. 2. Bu hakkın kullanılmasına, yasalara uygun olarak konulmuş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik ya da kamu güvenliği, kamu düzeni bakımından ve kamu sağlığının, genel ahlakın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından gerekli olan sınırlamalardan başka sınırlama getirilemez. Bu madde, silahlı kuvvetler ya da polis teşkilatı mensuplarına bu hakkın kullanılmasında yasal sınırlamalar konulmasını engellemez. 3. Bu maddenin hiçbir hükmü, Sendika Kurma Özgürlüğü ve Sendika Hakkının Korunmasına İlişkin 1948 tarihli Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi'ne Taraf olan Devletlere, bu Sözleşme'de öngörülen güvencelere zarar verecek yasama tedbirleri alma ya da hukuki uygulamalarda bulunma yetkisini vermez." kurala bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 ve 151 sayılı Sözleşmeleri'nde sendikalara müdahale yasaklanmıştır. Bu durumda, 4688 sayılı Kanunu'nda yer alan kamu görevlilerinin, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamayacakları ve görevlerine son verilemeyeceği hükmü ile kamu görevlilerinin sendikal faaliyetlerine katılımları mesai saati içerisinde işvereninin iznine tabi kılınmış ise de; anılan Yasa, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulmuş olmakla, yasanın çıkarılış amacına göre, kamu kurumlarına, sendikal faaliyetlerin yürütülmesinde uygulanacak ilke ve esasları belirleme, bunlara göre sendikaların iş ve işlemlerini denetleme ve sendika yetkililerinin faaliyetlerine izin verme ya da vermemeye yönelik bir yetki tanınmamıştır. Yukarıda yer verilen hem Anayasa hükümleri hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde, kamu otoritesinin sendikal faaliyetlere müdahalesine istisna haller haricinde imkan verilmemiştir. Kaldı ki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağına yönelik Anayasa hükmü ve Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ve kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı hükmü dikkate alındığında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 11. maddesine göre de; sendika kurma ve sendikalara katılma hakkı ancak, ulusal güvenlik, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabileceği kuralına göre, sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetler yürütürken idareden izin almasına yönelik tüm personele gönderilen ... tarih ve ... sayılı işlemin; kurum bünyesinde gerçekleşecek sendikal faaliyetlerin nitelik ve içeriğini sınırlandırmasına yol açacak bir müdahale niteliğini kazanacak olması nedeniyle Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcının, ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine davalı idare tarafından konuyla ilgili soruşturma açılmış, soruşturma neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli Soruşturma Raporunun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesi önerilmiş, soruşturma raporu ile getirilen teklife istinaden, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının 07/08/2020 tarih ve 6626 sayılı dava konusu işlemi ile Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik düzenleme tesis edilmiştir. Bunun üzerine, davacı Sendika tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 20 maddesiyle değişik 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip olduğu belirtilmiş ve işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, işyeri sendika temsilcisinin, bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikaca o işyerinden seçilen kamu görevlisini, sendika işyeri temsilcisinin ise, bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendika dışındaki her bir sendika tarafından o işyerinden seçilen kamu görevlisini ifade edeceği düzenlenmiş; Aynı Kanun'un, "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinde, (...) Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler: a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek. b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek. c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak. d) Üyelerin meslekî yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak. e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek. (...) hükümleri yer almıştır. Anılan Kanun'un "İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri" başlıklı 23. maddesinin son fıkrasında, kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde, sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sendikal faaliyetlerin genel olarak serbestçe yerine getirilmesi; ancak, sendikal faaliyetlerde bulunur iken yönetim ve hizmetin işleyişinin de engellenmemesi gerekmektedir. Öte yandan, idareler üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartıyla, kendi iç işleyişi ve düzeninin sağlanması amacıyla düzenleme yapma yetkisine sahip olup, yapılan bu düzenlemelerin üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması gerekir. Bu itibarla; iletişim ve haber alma gibi konularda kamu hizmeti veren davalı idarenin de, hizmet alıcılarının bu hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesi ve kesintisiz olarak söz konusu hizmetlere ulaşmalarının sağlanması amacıyla, yönetim ve hizmetin işleyişine ilişkin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden, ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcının, ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine davalı idare tarafından konuyla ilgili soruşturma açıldığı, soruşturma neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli Soruşturma Raporunun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesinin önerildiği, soruşturma raporu ile getirilen teklife istinaden, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik düzenlemenin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, davalı idarenin sunduğu hizmetin iletişim hizmetleri ve haber alma ile ilgili bir kamu hizmeti olduğu hususu dikkate alınarak, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri" başlıklı 23. maddesinin son fıkrasında yer verilen; kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı yönündeki düzenleme ile dava konusu işlemin tesis edilmesine neden olan olayın ve dava konusu işlemin içeriğinin birlikte değerlendirilmesinden; işlemde yer verilen "sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi" yönündeki ifade de göz önünde bulundurularak, dava konusu işlemin sendikal faaliyetlerin yasaklanmasına yönelik olmadığı, işlemde kullanılan "izin" ifadesinin işyerindeki yönetim ve hizmetin işleyişinin aksamaması (çalışma düzeninin sağlanması) ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen yapılacak planlamaya yönelik olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davalı idarenin çalışma düzeni ve işleyişinin bozulmaması ile davalı idareden hizmet alanların, idarece verilen hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesine ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen planlama yapılmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde, sendikal haklara, örgütlenme ve toplantı hürriyetine, Anayasa'ya, mevzuat hükümlerine ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar No: 2024/1192
DAVACI: ... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacı Sendika tarafından, davalı idarenin yer aldığı Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetleri yürütmek için makul bir süre öncesinde idareden izin alması gerektiğine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel düzenleyici işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlem ile hiçbir kıstas belirlenmeksizin kurum iş yerlerinde Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendikaların tüm yönetici ve diğer yetkililerinin mesai saatleri içerisinde iş yerlerinde yapacağı tüm sendikal faaliyetler için öncesinde idareden izin alma zorunluluğu getirildiği, bu düzenlemenin Anayasa’nın 51. maddesine, 151 No’lu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin Sözleşme’nin 6. maddesine, ayrıca 2002/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı tarafından, ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcı tarafından ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine 31/01/2020 tarihinde soruşturma raporu düzenlendiği, raporun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde kısaca, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesinin önerildiği, bunun üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, söz konusu işlem ile ülkemizin geçtiği bu zorlu süreç göz önünde bulundurularak, sendika yöneticilerinin sendikal faaliyette bulunmak üzere iş yerlerini ziyaretleri öncesinde ünite amirinin bilgilendirilmesi suretiyle iş yerinde gerekli tedbirlerin alınmasının hedeflendiği, sendikal faaliyetlerin engellenmesinin söz konusu olmadığı belirtilerek davaya konu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ: Dava, davalı idarenin yer aldığı basın, yayın ve iletişim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetler yürütürken idareden izin alması gerektiğine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin içeriğinde, "...4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu gereğince Şirketin yer aldığı Basın, yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunu da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerekmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip oldukları, hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağı, sendika kurma hakkının ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabileceği, sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği, işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği, sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişlerinin, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamayacağı, hükmü yer almış, 53. maddesinin 3. fıkrasında; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, toplu sözleşme yapma hakkına sahip oldukları hükme bağlanmış, Anayasa'da belirtilen sınırlar çerçevesinde kamu görevlilerinin sendikal haklarının düzenlenmesi amacıyla 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu (4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunla adı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu değiştirilmiştir) çıkarılmıştır. 4688 sayılı Kanun, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yayımlanmış, 3. maddesinin a) bendinde; bu Kanunun uygulanmasında; Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri olarak tanımlanmış, 18. maddesinde, kamu görevlilerinin, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamayacakları ve görevlerine son verilemeyeceği,(...), kamu işvereninin kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamayacağı, sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyelerinin seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirecekleri, söz konusu yöneticilerin (…) sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılacakları, talepte bulunmayanların ise kurumlarındaki görevlerine devam edecekleri, izine ayrılmayan yönetim kurulu üyelerinin haftada bir gün kurumlarından izinli sayılacakları,(...), İldeki üye sayısı 100 ve daha fazla olan sendikanın il temsilcisi ile ilçedeki üye sayısı 50 ve daha fazla olan sendikanın ilçe temsilcisinin haftada dört saat izinli sayılacağı, hükmü yer almıştır. 23 maddesinin 2. fıkrasında; işyeri sendika temsilcileri, işyerlerinde kamu görevlilerinin işveren veya işyeri ile ilgili sorunlarını dinlemek, ilgili yerlere iletmek ve kamu görevlileri ile işveren arasında iletişim sağlamak amacıyla işyerinden seçilir. İşyeri sendika temsilcileri bu görevlerini işyerinde, haftada dört saat olmak üzere yerine getirirler ve bu sürede izinli sayılırlar. 3. fıkrasında; bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikanın dışında faaliyette bulunan sendikalar da, bu Kanun kapsamına giren sendikal faaliyetlerin yürütülmesi açısından koordinasyon görevini yürütmek üzere o işyerinden sendika işyeri temsilcisi belirleyebilirler. 4. fıkrasında; kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı, hükmü getirilmiştir. Anayasanın 90. maddesinin Son fıkrasında; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı, "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu, kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı, hükme bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Örgütlenme ve Toplantı Özgürlüğü" başlıklı 11. maddesinde, herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapma, dernek kurma, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara katılma haklarına sahip olduğu; bu hakların kullanılmasının, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenlik, kamu emniyeti, nizamın muhafazası ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için ancak yasayla sınırlanabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel oluşturmadığı kuralına yer verilmiştir. Dolayısıyla, çalışanların sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma hakları Anayasanın temel haklar ve ödevler kapsamında düzenlendiği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de kabul edilmiş ve güvence altına alınmıştır. (ILO Kabul Tarihi: 17 Haziran 1948) 8 Ocak 1993 tarih ve 93-3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilmiş, 25 Şubat 1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 12 Temmuz 1993 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 87 No’lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, herhangi bir ayırım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşulu ile bunlara üye olmak hakkına sahip oldukları, 3. maddesinde, çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği, kuralı bulunmaktadır. Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına İlişkin 98 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi'nin 2. maddesinde de, işçi ve işveren teşekküllerinin, gerek doğrudan doğruya, gerek mümesilleri veya üyeleri vasıtasıyla, birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerine müdahalede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edilecekleri, bilhassa işçi teşekküllerinin bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerini mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirlerin, bu maddedeki manasıyla müdahale hareketlerinden sayılacağı, kuralı yer almıştır. 25 Şubat 1993 tarih ve 21507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 12 Temmuz 1993 tarihinde yürürlüğe giren Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşme'nin 4. maddesinde, kamu görevlilerinin, çalıştırılmaları konusunda sendikalaşma özgürlüğüne halel getirecek her türlü ayrımcılığa karşı yeterli korumadan yararlanacakları, böyle bir korumanın, özellikle aşağıdaki amaçlara yönelik tasarruflara karşı uygulanacağı; kamu görevlilerinin çalıştırılmalarını, bir kamu görevlileri örgütüne katılmama veya üyelikten ayrılma koşuluna bağlamak, Bir kamu görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetlerine katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar vermek, 5. maddesinde de, kamu görevlileri örgütlerinin kamu makamlarından tamamen bağımsız olacakları, kamu görevlileri örgütlerinin kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacakları, bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemlerin bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edileceği ifade edilmiş, 6. maddesinde, kamu görevlilerinin tanınan örgütlerinin temsilcilerine, çalışma saatleri içinde veya dışında görevlerini çabuk ve etkin bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar sağlanacağı, bu tür kolaylıkların sağlanması idarenin veya hizmetin etkin işleyişini engellemeyeceği, bu kolaylıkların niteliği ve kapsamının, bu sözleşmenin 7’nci maddesinde belirtilen yöntemlere göre veya diğer uygun yöntemlerle belirleneceği, 9. maddesinde ise, kamu görevlilerinin, diğer çalışanlar gibi yalnızca görevlerinin niteliğinden ve statülerinden kaynaklanan yükümlülüklerine bağlı olarak örgütlenme özgürlüğünün normal olarak uygulanması için gerekli kişisel ve siyasi haklardan yararlanacakları, kuralına yer verilmiştir. Türkiye bakımından 23/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 8. maddesinde, "1. Bu Sözleşme Taraf Devletler şu hakları sağlamayı taahhüt eder: a) Herkese kendi ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendika kurma ve sadece sendikanın kendi kurallarına tabi olarak kendi seçtiği bir sendikaya katılma hakkı tanınır. Bu hakkın kullanılması ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için demokratik bir toplumda gerekli olan ve hukuken öngörülen sınırlamalardan başka sınırlara tabi tutulamaz. b) Sendikalara ulusal Federasyonlar ve konfederasyonlar kurma ve konfederasyonlara da uluslararası sendikal örgütler kurma ve bunlara katılma hakkı tanınır. c) Sendikaların serbestçe faaliyette bulunma hakkı, ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacıyla, demokratik bir toplumda gerekli olan ve hukuken öngörülen sınırlamaların dışında her hangi bir sınırlamaya tabi tutulamaz. d) Kullanılma şartları her bir ülkenin yasalarıyla düzenlenmiş olan bir grev hakkı tanınır. 2. Bu madde, silahlı kuvvetler veya polis mensuplarının veya Devlet idaresinde görevli olanların bu hakları kullanmalarına hukuken öngörülen sınırlamalar koymalarını engellemez. 3. Bu maddenin hiç bir hükmü, Uluslararası Çalışma Teşkilatının Örgütlenme Özgürlüğü ve Teşkilatlanma Hakkının Korunması ile ilgili 1948 tarihli Sözleşmesine taraf olan Devletlere, o Sözleşmede yer alan güvencelere aykırı düşebilecek bir tarzda bir yasa çıkarma ve uygulama imkan verecek şekilde tasarruflarda bulunma yetkisi vermez." kuralı getirilmiştir. Türkiye bakımından 23/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi'nin 22. maddesinde, "1. Herkesin, kendi çıkarlarını korumak için sendikalar kurmak ya da bunlara girmek hakkı da dahil olmak üzere, başkalarıyla biraraya gelip dernek kurma hakkı vardır. 2. Bu hakkın kullanılmasına, yasalara uygun olarak konulmuş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik ya da kamu güvenliği, kamu düzeni bakımından ve kamu sağlığının, genel ahlakın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından gerekli olan sınırlamalardan başka sınırlama getirilemez. Bu madde, silahlı kuvvetler ya da polis teşkilatı mensuplarına bu hakkın kullanılmasında yasal sınırlamalar konulmasını engellemez. 3. Bu maddenin hiçbir hükmü, Sendika Kurma Özgürlüğü ve Sendika Hakkının Korunmasına İlişkin 1948 tarihli Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi'ne Taraf olan Devletlere, bu Sözleşme'de öngörülen güvencelere zarar verecek yasama tedbirleri alma ya da hukuki uygulamalarda bulunma yetkisini vermez." kurala bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 ve 151 sayılı Sözleşmeleri'nde sendikalara müdahale yasaklanmıştır. Bu durumda, 4688 sayılı Kanunu'nda yer alan kamu görevlilerinin, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamayacakları ve görevlerine son verilemeyeceği hükmü ile kamu görevlilerinin sendikal faaliyetlerine katılımları mesai saati içerisinde işvereninin iznine tabi kılınmış ise de; anılan Yasa, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulmuş olmakla, yasanın çıkarılış amacına göre, kamu kurumlarına, sendikal faaliyetlerin yürütülmesinde uygulanacak ilke ve esasları belirleme, bunlara göre sendikaların iş ve işlemlerini denetleme ve sendika yetkililerinin faaliyetlerine izin verme ya da vermemeye yönelik bir yetki tanınmamıştır. Yukarıda yer verilen hem Anayasa hükümleri hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde, kamu otoritesinin sendikal faaliyetlere müdahalesine istisna haller haricinde imkan verilmemiştir. Kaldı ki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağına yönelik Anayasa hükmü ve Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ve kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı hükmü dikkate alındığında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 11. maddesine göre de; sendika kurma ve sendikalara katılma hakkı ancak, ulusal güvenlik, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabileceği kuralına göre, sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetler yürütürken idareden izin almasına yönelik tüm personele gönderilen ... tarih ve ... sayılı işlemin; kurum bünyesinde gerçekleşecek sendikal faaliyetlerin nitelik ve içeriğini sınırlandırmasına yol açacak bir müdahale niteliğini kazanacak olması nedeniyle Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcının, ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine davalı idare tarafından konuyla ilgili soruşturma açılmış, soruşturma neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli Soruşturma Raporunun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesi önerilmiş, soruşturma raporu ile getirilen teklife istinaden, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının 07/08/2020 tarih ve 6626 sayılı dava konusu işlemi ile Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik düzenleme tesis edilmiştir. Bunun üzerine, davacı Sendika tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 20 maddesiyle değişik 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip olduğu belirtilmiş ve işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, işyeri sendika temsilcisinin, bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikaca o işyerinden seçilen kamu görevlisini, sendika işyeri temsilcisinin ise, bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendika dışındaki her bir sendika tarafından o işyerinden seçilen kamu görevlisini ifade edeceği düzenlenmiş; Aynı Kanun'un, "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinde, (...) Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler: a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek. b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek. c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak. d) Üyelerin meslekî yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak. e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek. (...) hükümleri yer almıştır. Anılan Kanun'un "İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri" başlıklı 23. maddesinin son fıkrasında, kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde, sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sendikal faaliyetlerin genel olarak serbestçe yerine getirilmesi; ancak, sendikal faaliyetlerde bulunur iken yönetim ve hizmetin işleyişinin de engellenmemesi gerekmektedir. Öte yandan, idareler üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartıyla, kendi iç işleyişi ve düzeninin sağlanması amacıyla düzenleme yapma yetkisine sahip olup, yapılan bu düzenlemelerin üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması gerekir. Bu itibarla; iletişim ve haber alma gibi konularda kamu hizmeti veren davalı idarenin de, hizmet alıcılarının bu hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesi ve kesintisiz olarak söz konusu hizmetlere ulaşmalarının sağlanması amacıyla, yönetim ve hizmetin işleyişine ilişkin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden, ... yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcının, ... yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine davalı idare tarafından konuyla ilgili soruşturma açıldığı, soruşturma neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli Soruşturma Raporunun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesinin önerildiği, soruşturma raporu ile getirilen teklife istinaden, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik düzenlemenin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, davalı idarenin sunduğu hizmetin iletişim hizmetleri ve haber alma ile ilgili bir kamu hizmeti olduğu hususu dikkate alınarak, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri" başlıklı 23. maddesinin son fıkrasında yer verilen; kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı yönündeki düzenleme ile dava konusu işlemin tesis edilmesine neden olan olayın ve dava konusu işlemin içeriğinin birlikte değerlendirilmesinden; işlemde yer verilen "sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi" yönündeki ifade de göz önünde bulundurularak, dava konusu işlemin sendikal faaliyetlerin yasaklanmasına yönelik olmadığı, işlemde kullanılan "izin" ifadesinin işyerindeki yönetim ve hizmetin işleyişinin aksamaması (çalışma düzeninin sağlanması) ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen yapılacak planlamaya yönelik olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davalı idarenin çalışma düzeni ve işleyişinin bozulmaması ile davalı idareden hizmet alanların, idarece verilen hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesine ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen planlama yapılmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde, sendikal haklara, örgütlenme ve toplantı hürriyetine, Anayasa'ya, mevzuat hükümlerine ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.