‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2020/5097 K.2023/4260

Esas No: 2020/5097 · Karar No: 2023/4260 · Karar Tarihi: 04.07.2023
Özet: 1) Tanıtılan uyuşmazlık, 21/05/2017’de Mersin Huzurkent’te ilk elbisede bisiklet sürerken sulama kanalına düşen ve okyanustan boğularak ölen davacının yakınlarının, davalı belediyeler karşısında hizmet kusuru gerekçeli maddi ve manevi tazminat talep etmesidir. 2) Mahkeme, bilirkişi raporu ve plan incelemesi sonucunda olayın konut dışı kentsel çalışma alanında gerçekleştiğini ve kanalın çevresinin bariyerle kapatılmasının zorunlu olmadığını değerlendirerek, davalı idarelere hizmet kusuru bulunmadığını, dolayısıyla tazminat talebinin reddedilmesine karar vermiştir.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2020/5097
Karar No: 2023/4260

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1) …
2) …
3) …

VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): 1- … Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı / …

VEKİLİ: Av. …
3- …Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. …
4- … Sahil Sulama Birliği

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …'ın 21/05/2017 tarihinde Mersin ili, Huzurkent ilçesi, … Mahallesi, … Sokakta bisiklet sürmekte iken davalı idarelerin sorumluluğundaki sulama kanalına düşmesi sonucu boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi …için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, babası … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşi … için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, uyuşmazlığın çözümü için yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen 03/07/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı …Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 17/06/2019 tarihli dava dosyasına konulan Huzurkent (Merkez) Revizyon-İlave Nazım İmar Planı (Öl:1/5000) incelendiğinde dava konusu olayın meydana geldiği yer ve davacının ikamet ettiği arazi/bahçe ve civarının bu planda Meskun Konut alanları dışında kaldığı ve Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı olarak işaretlendiği; dolayısı ile olayın meydana geldiği kanal ve civarının günümüz koşullarında meskun mahal dışında olduğu; bu nedenle dava konusu kanalın çevresinin bir bariyerle kapatılmasının zorunlu olmadığı; bu itibarla davalı idarelere atfedilebilecek bir görev kusuru bulunmadığı, olay tarihinde davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) ve … Sahil Sulama Birliği Başkanlığı’nın sulama şebekeleri ve işletme yöntemleri tekniğine uygun hareket ederek ana sulama kanalını projelendirilme amacına uygun olarak işlettiği, bakım ve onarımını gerçekleştirdiği, sulama şebekesinde, dolayısıyla dava konusu S2 ana sulama kanalında yeterli düzeyde uyarıcı ve önleyici tedbirleri zamanında aldığı, belirtilen nedenlerden ötürü DSİ Genel Müdürlüğü ve … Sahil Sulama Birliği Başkanlığı’na bir hizmet kusuru atfedilemeyeceği; olayla ilgili …. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olay tarihindeki diğer tutanaklar ile davacının ikamet ettiği evin sulama kanalı olan konumu dikkate alındığında: davacıların, sulama kanalının servis yoluna mücavir olan evde ikamet ettiğinin bilincinde oldukları; bu bilinçten hareketle henüz dokuz yaşını bitirmiş olan çocuklarının kanal boyunca bisiklete binmesinin ortaya çıkaracağı riski bildikleri; bu kanalın servis yolunu kullanan kamyonları gördükleri, bu kamyonların çocukları için tehlikeli olacağını hesaba katmaları gerekirken bu durumu göz ardı ettikleri, denetim ve gözetimleri altında olması gereken çocuklarına yeterli itina ve titizliği göstermedikleri; bu nedenle de anne ve babanın kusurlu oldukları, dolayısıyla; ebeveynlere %75 oranında bir kusur atfetmenin uygun olacağı; müteveffanın yaşı, dikkate alındığında tam anlamıyla risklere karşı kendi kendini koruyamayacağı, ancak, bahçe avlusu içerisinde bisiklete binmesi gerektiğinin bilincinde olduğu; dolayısıyla, trafiğe açık olan bir yolda bisiklete binmenin tehlikeli olduğunu kısmen bilebilecek bir yaşta olduğu; dolayısıyla, kanalın servis yolunda bisiklete binmesi nedeniyle müteveffaya da %25 oranında bir kusur atfedilebileceği'' tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte bulunarak davalı idarelere atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, olayın gerçekleştiği yerin meskun mahal içerisinde yer aldığı, müteveffanın bisiklet sürdüğü yer her ne kadar servis yolu olsa da Belediye tarafından asfalt atılarak araç trafiğine açık bir hale getirildiği, idarelerce yeterli ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle hizmet kusurlarının bulunduğu, davanın reddi yolunda verilen kararın hukuka aykırı olup bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Davacılar tarafından, yakınları …'ın 21/05/2017 tarihinde Mersin ili, Huzurkent ilçesi, …Mahallesi, …Sokakta bisiklet sürmekte iken davalı idarelerin sorumluluğundaki sulama kanalına düşmesi sonucu boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, babası …için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşi … için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

…Sahil Sulama Birliği Başkanlığı tarafından … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilen 02/05/2017 tarihli yazıda sulama kanallarının mahalle içerisinden geçtiği, bu yerlerin yerleşme ve araç trafiğine açık olması sebebiyle boğulma tehlikelerinin yaşanmakta olduğu, can ve mal kayıplarının yaşanmaması için Büyükşehir Belediyesi tarafından korkuluk yapılması gerektiği belirtilmiştir.

… Cumhuriyet Başsavcılığının 05/11/2020 tarihli iddianamesinde, dava konusu olayın meydana geldiği kanal çevresindeki çalışmalar ve sorumlulukların sulama birliği yönetimine ait olduğu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere olayın meydana geldiği yerde uyarıcı levha veya tel örgü vb. güvenlik önlemlerinin alınmadığı, şüphelilerin beyanlarında ilgili güvenlik önlemlerinin alındığı, uyarıcı levha bulunduğu yönündeki beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, şüphelilerin ilgili alanlarda kendi iş kolları sebebiyle icra ve denetim sorumluluklarının bulunduğu, şüphelilerin sorumluluklarını yerine getirmeyerek gerekli önlemleri almayarak …'ın önlem alınmayan kanala düşerek ölmesine dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle sebebiyet vererek taksirle ölüme sebebiyet vermekten cezalandırılması gerektiği iddia ve talep olunmuştur.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.

4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinin "b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak." hükmü bulunmaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı... hizmetlerini yapar veya yaptırır..." hükmü yer almaktadır.

İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.

Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.

Dava dosyasında yer alan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın 17/06/2019 tarihli Huzurkent (Merkez) Revizyon-İlave Nazım İmar Planı (Öl:1/5000) incelendiğinde dava konusu olayın meydana geldiği yer ve davacıların ikamet ettiği arazi/bahçe civarının Meskun Konut alanları dışında kaldığı ve Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı olarak işaretlendiği ancak davacının ikamet ettiği evin en yakın konuta kuş uçuşu 500 m uzaklıkta bulunması, olay yeri ile ev arasında 30 m bulunması, dosya kapsamında olay yerine ait fotoğraflar bir bütün halinde değerlendirildiğinde dava konusu olay yerinin meskun mahal içesinde kaldığının kabulü gerekmektedir.

Olayda; meskun mahal içinde kalan ve kilometrelerce uzunlukta, belli bir derinliği olan kanalla ilgili olarak can güvenliğini sağlayacak biçimde uyarıcı, engelleyici tedbirler alınmaksızın su verilmesi sonucu meydana gelen olayda hizmetin asli sorumlusu …Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame de belirtildiği üzere Sulama Birliği olmakla birlikte, Sulama Birliğinin kullanımına özgü olması gereken servis yolunun asfalt atılmak suretiyle trafiğe açık hale gelmesine neden olan Akdeniz Belediye Başkanlığının ve olay tarihinde 9 yaşında olan çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babanın kusurlu olduğu açıktır.

Bununla birlikte, söz konusu sulama kanalının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hangi tarihte Sulama Birliğine devrinin yapıldığı araştırılarak Devlet Su İşleri Genel Müdürülüğü'nün olay yerine ilişkin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun da araştırılması gerekmektedir.

Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince davalı idareler yönünden kusur oranlarının tespitine yönelik olarak yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasının ardından takdir edilecek kusur oranlarına ve davacıların müterafik kusurları dikkate alınarak davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında ve bu karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/07/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY:
Davacılar tarafından, yakınları …'ın 21/05/2017 tarihinde Mersin ili, Huzurkent ilçesi, …Mahallesi, …Sokakta bisiklet sürmekte iken davalı idarelerin sorumluluğundaki sulama kanalına düşmesi sonucu boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, babası … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşi … için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; "Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak, çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak." belediyelerin 2918 sayılı Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Aynı Kanunun 19/01/2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesiyle değişik 110'uncu maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."; hükmü, Geçici 21'inci maddesinde de, “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûllerini kapsadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacıların tazmin istemine konu olayın 2918 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, davalı idarelerin karayolundaki eksiklik ve kusurlardan dolayı meydana geldiği öne sürülen zararın tazmini talebiyle sorumlu idareler aleyhine açılan davaların adli yargı merciinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Nitekim benzer uyuşmazlıklarda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün kararlarında belediyenin denetim ve gözetiminde bulunan yollarda oluşan kazalarla ilgili açılan tazminat davalarının görüm ve çözümünün yukarıda belirtilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca adli yargı yerleri olduğu belirtildiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer alan gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?