‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2020/4987 K.2024/953

Esas No: 2020/4987 · Karar No: 2024/953 · Karar Tarihi: 19.03.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4987
Karar No : 2024/953

**DAVACI:** ...

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA


**VEKİLİ:** Av. ...
2- ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...


**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN_KONUSU :
1- Davacı tarafından, hakkında açılan disiplin soruşturması ve kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin sürece yönelik tüm bilgi ve belgelerin kendisine verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin,
2- Bu işlemin dayanağı olan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ...sayılı ilke kararının,
iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu kararına ilişkin olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi, Anayasa’nın 74. maddesi, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5. maddesi ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 3. ve 4. maddeleri dikkate alındığında, davaya konu bilgi edinme hakkının ulusal ve uluslararası mevzuatta ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanun ile kısıtlanabileceği, söz konusu kararda ise 4982 sayılı Kanun’un 16., 19. ve 20. maddelerinin keyfi ve geniş yorumlandığı, takdir yetkisinin aşıldığı, anılan karar ile hak arama özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının özüne dokunur şekilde düzenleme yapıldığı, anılan kararda olağanüstü hâl sürecine ilişkin bir değerlendirme yapılmasına rağmen bu süreçte yayımlanan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerinde bilgi edinme hakkına ilişkin herhangi bir tedbirin alınmadığı, ayrıca olağanüstü hâl sürecine ilişkin tedbirlerin bu süreç boyunca geçerli olduğu; ancak bu süreçten sonra dahi hâlen bilgi edinme hakkını kısıtlar şekildeki bu düzenlemenin hukuka uygun olmadığı, 4982 sayılı Kanun’da ya da başka bir kanunda “Devlet sırrı” kavramının belirli şekilde açıklanmadığı, dış güvenlik söz konusu olduğundan bu kavram anlaşılır olmakla birlikte iç güvenlik konularında Devlet sırrı, milli güvenlik gibi kavramların muğlak kaldığı, hukukumuzda bu anlamda boşluk bulunduğu, idarenin takdirine bırakılmış Devlet sırrı belirleme yetkisinin iktidara hukuka aykırı işlemleri sır olarak niteleme imkanı vermediği, neyin Devlet sırrı niteliğinde olduğu Kanun’da yoruma açık bir şekilde düzenlenmişse; bu noktada bunun tespitinin idarenin değil bağımsız mahkemelerin görevine girdiği; Rektörlük işlemine ilişkin olarak, işlemin sebep unsuru bakımından sakat olduğu, müvekkilinin imzaladığı bildiri nedeniyle hakkındaki ceza yargılamasından dolayı olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile görevinden ihraç edilmişse de; söz konusu bildirinin, Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih ve 2018/17635 başvuru sayılı kararı ile düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği, suç unsuru olmaktan çıkartıldığı, müvekkilin de aynı gerekçe ile ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat ettiği, bu bağlamda adli yargılama sonucunda masumiyeti kesinleşmiş olan müvekkilinin aynı gerekçe ile yürütülen idari soruşturma hakkında bilgi talebinin Devlet güvenliği açısından tehlike arz ettiği ileri sürülerek reddedilmesinin kabul edilemeyeceği, işlemin amaç unsuru bakımından sakat olduğu, müvekkili hakkında olağanüstü hâl ilanından önce davalı Rektörlükçe başlatılan soruşturmanın hâlen sonuçlandırılmadığı, sonuçlandırılmışsa da herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı, müvekkilin, hakkındaki disiplin soruşturmasının ne şekilde ve kimlerce yürütüldüğünü ve sonlandırıldığını öğrenmek ve hukuka uygunluğunu denetlemek istediği, müvekkili ihraç edilmeden önce Rektörlüğe karşı açılan davada, söz konusu disiplin soruşturmasına ilişkin ilk aşamadaki bilgi ve belgelerin müvekkilin de erişebileceği şekilde gönderildiği, bu bağlamda müvekkil hakkındaki disiplin soruşturmasının bir kısmının Devlet sırrı niteliğinde olduğu bir kısmının ise olmadığı şeklinde yorum yapılamayacağı, ayrıca aynı davada idarenin, soruşturmanın olağanüstü hâl sürecinden önce başlatıldığını ileri sürdüğü ve uzaklaştırma tedbirine dayanak olarak müvekkili hakkındaki ceza soruşturmasının gösterildiği, müvekkilce kesinleşmiş beraat kararı idareye sunulmasına rağmen, davalı idarece müvekkilin bilgi edinme talebinin olağanüstü hâl kapsamında değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu, müvekkili gibi aynı bildiriye imza atan Boğaziçi, ODTÜ gibi üniversitelerdeki akademisyenlerin ihraç edilmediği, aynı durumdaki bazı akademisyenler ihraç edilmezken; davalı idarece müvekkilin ihraç edilmesine neden olacak ne gibi bir tespit yapıldığına ilişkin bilgi edinme hakkının hayati önem arz ettiği, idarenin bilgi edinme talebini reddetmesinin amacının, Devlet sırrı ve milli güvenlik değil kendi yapmış olduğu hukuka aykırı işlemlerin açığa çıkmasını önlemeye yönelik bir çaba olduğu, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Davalı Adalet Bakanlığı tarafından, Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunan terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşlar hakkında yürütülmekte olan idari ve adli soruşturmaların henüz devam etmesi, bu soruşturmaların devletin emniyeti ile milli güvenliği açısından taşıdığı önem sebebiyle gerek olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerinin eki listelerde sayılarak kamu görevinden çıkartılan kişiler ile kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeler hakkındaki bilgi edinme başvurularının, gerekse bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin, açıklanması hâlinde 4982 sayılı Kanun'un 16. maddesinde zikredilen Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek türden bilgi ve belgelerden olması, ilaveten bu türden bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Kanun'un “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 19. maddesi ile “Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 20. maddesinde sayılan hâller kapsamında olması nedeniyle idari ve adli soruşturmalar tamamlanmadan erişime açılmalarının anılan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil edeceği değerlendirildiğinden, kamu kurum ve kuruluşları için yeknesak bir uygulama sağlanması açısından anılan ilke kararının alındığı, dava konusu işlemlerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
Davalı Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, davalı Adalet Bakanlığının savunmasındakine benzer ifadelere yer verilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünün ...tarih ve ...sayılı işlemi ile bu işleme dayanak oluşturan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe konulan 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'nun 14. maddesinde, bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulduğuna işaret edilmiş, ''Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler'' başlıklı 16. maddesinde, ''Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.'' hükmü yer almıştır.
Aynı Yasa'nın ''İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler '' başlıklı 19. maddesinde, ''Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,

d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
Bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır.''  hükmüne yer verilmiş,
''Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler'' başlıklı 20. maddesinde ise, ''Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Suç işlenmesine yol açacak,
b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,
d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, 
Nitelikteki bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır.
4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.'' kuralı yer almıştır.
Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun dava konusu 4.8.2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararında; "1-Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinin eki listelerde sayılarak kamu görevinden çıkartılan kişiler ile kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeler hakkındaki bilgi edinme başvurularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 16 ncı, 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilmesi ve konu ile ilgili uygulamanın bu doğrultuda yapılması gerektiği, 2- Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve bu nedenlerle haklarında idari veya adli soruşturma başlatılan, açığa alınan ve/veya 667 sayılı Kanunun Hükmünde Kararnamenin 3 ve 4. maddeleri uyarınca kamu görevinden çıkartılan kişilerle ilgili bu işlemler ile bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca talep edilmesi durumunda başvuruların mezkur Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilerek bu doğrultuda uygulamaya gidilmesi gerektiği," belirtilmiştir.
Bu durumda, Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulunun 4982 sayılı Yasa ile verilen yetki dahilinde ve aynı Yasanın 16, 19 ve 20. maddeleri uyarınca aldığı 4.8.2016 tarihli ilke kararında ve davacının hakkında açılan disiplin soruşturması ve KHK ile görevden çıkarılmasıyla sonuçlanan soruşturma sürecine ait her türlü belgenin verilmesi talebiyle yaptığı başvurusunun reddinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacıyı temsilen Av. ...'ün, davalı Adalet Bakanlığını temsilen Av. ...'ın ve davalı ... Üniversitesi Rektörlüğünü temsilen Av. ...'un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü... Anabilim Dalında öğretim üyesi olan davacı, 11/01/2016 tarihli “Barış İçin Akademisyenler” bildirisini imzalayan akademisyenler arasında yer almıştır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ...tarih ve ... sayılı işlemi ile davacının imzaladığı bildiriden dolayı hakkında yürütülen soruşturma gerekçe gösterilerek 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davacı, tedbiren görevden uzaklaştırılmıştır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile davacının on gün içinde yazılı savunması istenilmiştir.
Davacı tarafından, bu yazı üzerine, dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi hâlinde savunma verileceğini ifade eden 22/12/2017 tarihli cevabi yazı idareye sunulmuştur.
08/07/2018 tarih ve 30472 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca görevden çıkarılanlara ilişkin ekli listede davacıya da yer verilmiştir.
Davacı, hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan ceza davası sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile aynı bildiriye imza atan bir başka akademisyen tarafından yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 26/07/2019 tarih ve 2018/17635 sayılı ihlal kararı da dikkate alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı tarafından 29/07/2020 tarihinde Rektörlüğe sunulan dilekçe ile hakkındaki disiplin soruşturmasının sonucunun; bu süreç boyunca dosyalanan tüm belgelerin; kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkartılması ile sonuçlanan süreçte idarece sürdürülen idari ve olağanüstü hâl kapsamındaki soruşturmalar hakkındaki her türlü bilgi ve belgenin kendisine verilmesi istenilmiştir.
Bu başvuru, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararına dayanılarak Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine Rektörlük işleminin kendisine 27/08/2020 tarihinde tebliğ edildiğini belirten davacı tarafından 28/09/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74. maddesinin 4. fıkrasında, "Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir." hükmü;
"Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlıklı 15. maddesinde, "Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir." hükmü;
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir." hükmü; "Bilgi edinme hakkı" başlıklı 4. maddesinde, "Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir." hükmü;
"Bilgi verme yükümlülüğü" başlıklı 5. maddesinde, "Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki  her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmü;
"Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler" başlıklı 8. maddesinde, "Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir." hükmü;
"İtiraz usulü" başlıklı 13. maddesinde, "Bilgi edinme istemi reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler. Kurula itiraz, başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur." hükmü;
"Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu" başlıklı 14. maddesinde, "Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.
...
Kurulun sekretarya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
Kurulun görev ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanlığınca hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir. " hükmü;
"Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 16. maddesinde, "Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır." hükmü;
"İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 18. maddesinde, "Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır. Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir." hükmü;
"İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 19. maddesinde, "Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
Bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır."  hükmü;
"Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 20. maddesinde, "Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Suç işlenmesine yol açacak,
b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, 
d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, 
Nitelikteki bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır.
04/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır.
Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik'in dava konusu Bilgi Edinme Kurulu kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 25. maddesinde, “Kurul; bilgi edinme başvurusuyla ilgili olarak yapılacak itirazlar üzerine, Kanunun 16 ve 17'nci maddelerinde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen kararları inceler ve karara bağlar; kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar verir. Kurul, bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin hususları düzenlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu tarafınan alınan Olağanüstü Hal KHK’ları Kapsamındaki Tedbir ve İşlemlerle İlgili Bilgi Edinme Başvuruları Hakkında 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararında, "Bilindiği üzere, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 silahlı darbe teşebbüsü neticesinde 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde Olağanüstü Hal ilan edilmiş ve alınan Olağanüstü Hal Kararı Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/07/2016 tarihli ve 1116 Karar Nolu kararı ile onaylanmıştır. Bu çerçevede Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinde yer alan tedbirler ile bunların uygulanmasına ilişkin işlemlerle ilgili olarak yapılacak olan bilgi edinme başvurularının yanıtlanmasında izlenecek usul ve esaslara ilişkin olarak;
1- Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinin eki listelerde sayılarak kamu görevinden çıkartılan kişiler ile kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeler hakkındaki bilgi edinme başvurularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 16 ncı, 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilmesi ve konu ile ilgili uygulamanın bu doğrultuda yapılması gerektiği,
2- Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve bu nedenlerle haklarında idari veya adli soruşturma başlatılan, açığa alınan ve/veya 667 sayılı Kanunun Hükmünde Kararnamenin 3 ve 4. maddeleri uyarınca kamu görevinden çıkartılan kişilerle ilgili bu işlemler ile bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca talep edilmesi durumunda başvuruların mezkur Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilerek bu doğrultuda uygulamaya gidilmesi gerektiği,
Hususlarının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 14 üncü maddesinin Kurulumuza tanıdığı yetki çerçevesinde; 4982 sayılı Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir." hususları yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Kararı Bakımından Yapılan İnceleme:
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 tarihli darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı kararı ile hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, OHAL ilanının ardından çıkarılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile bunu takip eden diğer OHAL KHK'lerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, OHAL KHK'lerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
15 Temmuz 2016 tarihinde olduğu gibi Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve uluslararası hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 14. maddesinde, “Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.” hükmü bulunmaktadır.
Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik'in 25. maddesinde de, “Kurul; bilgi edinme başvurusuyla ilgili olarak yapılacak itirazlar üzerine, verilen kararları inceler ve karara bağlar; kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar verir. Kurul, bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin hususları düzenlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu maddelerden, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun, bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek amacıyla kurulduğu, dolayısıyla bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin ilkeleri belirleyen kararlar almaya yetkili bulunduğu anlaşılmaktadır.
4982 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, kurum ve kuruluşların, bu Kanun'da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları belirtilmiş; 15 ila 28. maddeleri arasında da bilgi edinme hakkının sınırları belirlenmiştir. Bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulan konular arasında Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler, idari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler ile adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelere de yer verilmiştir.
Dava konusu ilke kararı da OHAL KHK'leri uyarınca kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin (zamanından önce) açıklanması halinde 4982 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddelerinde sayılan sonuçlardan birini doğuracak nitelikte bulunması nedeniyle bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu değerlendirmesine dayanmaktadır.
Bu durumda, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararında hukuka ve dayanağı kanuni düzenlemelere aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Nitekim Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararının iptali istemini de içeren bir başka davada, Danıştay Onuncu Dairesinin 08/04/2021 tarih ve E:2018/3487, K:2021/1719 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/03/2022 tarih ve E:2021/3760, K:2022/725 sayılı kararı ile gerekçeli olarak onanarak kesinleşmiştir. Yine bir başka davada, Danıştay Onuncu Dairesinin 08/04/2021 tarih ve E:2020/2089, K:2021/1720 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/10/2022 tarih ve E:2022/196, K:2022/2731 sayılı kararı ile gerekçeli olarak onanarak kesinleşmiştir.

Rektörlük İşlemi Bakımından Yapılan İnceleme:
Davacı, kamu görevinden 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca çıkarılan kişiler arasında olduğundan, bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Kanun'un 16. ve 19. maddeleri ve ilke kararına göre bilgi edinme hakkının istisnaları arasında yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, hukuka uygun bulunan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararı dayanak alınarak tesis edilen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı ilke kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?