Danıştay 10. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2020/4869 K.2024/1196
Özet: İddia konusu, davacının 17/11/2015’de Çerkezköy Devlet Hastanesinde yapılan ameliyat sırasında kırılan bistüri parçasının vücudunda kalması nedeniyle ağrı, hareket kısıtlığı ve iş gücü kaybına yol açtığını iddia etmesi ve kurban kalışını, tıbbi raporun eksikliği ve manevi tazminat miktarının yetersizliğini gerekçelendirmesidir. Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi kararının eksiktir konusundaki temyiz talebini değerlendirerek, an önceki istinaf kararlarını bozarak, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmeye karar verdi.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2020/4869
Karar No: 2024/1196
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN
(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısı ile 17/11/2015 tarihinde Çerkezköy Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat esnasında kırılan bistüri parçasının vücudunda kalması nedeniyle zarara uğradığı iddaisıyla 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, vücudunda kalan bistüri parçası nedeniyle meydana gelen ağrı ve hareket kısıtlılığının iş gücü kaybına yol açtığı, bilirkişi raporunun yanlı olarak hazırlandığı, Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, somut olayda tazmin şartlarının gerçekleşmediği, yargı harçlarından muaf oldukları; müdahil tarafından, bistüri parçasının kırılarak davacının vücudunda kalmasının komplikasyon olduğu, davacının bu durumdan kaynaklı olarak maluliyetinin bulunmadığı ve tedavi dahi görmediği, somut olayda tazmin şartlarının gerçekleşmediği ve herhangi bir manevi zararın oluşmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca, karşılıklı temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin reddi, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Dosyanın incelenmesinden;
Belinden yaşamış olduğu rahatsızlık nedeniyle Çerkezköy Devlet Hastanesine başvuran davacının lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısıyla 17/11/2015 tarihinde ameliyata alındığı, bu ameliyat esnasında kullanılan bistüri parçasının kırıldığı ve davacının vücudunda kaldığı, yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde kırılan bistüri parçasının çıkartılamayacağı anlaşılınca davacıya zarar vermemek için ameliyatın sonlandırıldığı ve ameliyat sonrasında bilgi verilerek davacının taburcu edildiği,
Daha sonra, bel ağrısı, bacak ağrısı, ellerinde güç kaybı yaşaması nedeniyle Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran davacıya vücudunda büstiri parçası bulunduğundan MR çekimi yapılamayacağının bildirildiği ve davacı tarafından, belirtilen şikayetlerinin vücudunda bistüri parçası kalmasından kaynaklandığı ileri sürülerek hizmet kusuru nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Bilirkişiliğine başvurulan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, "... ve ... kızı, 05/11/1975 doğumlu, ...'e ait ekte gönderilen tüm tedavi evrakı incelenmiş, gerekli bölüm muayeneleri yapılmıştır. Ayrıca Lomber BT ve grafi çektirilerek incelenmiştir. Tüm incelemeler sonucunda şahsın bel ağrısı şikâyeti ile iki kez opere olduğu, L4-5 mesafe disk bölgesine yapılan cerrahi sırasında bistüri ucunun kırılarak doku içerisinde kaldığı, bulunup çıkarılamadığı, hastaya ve yakınlarına bu durumun açıklandığı, şuan ki tetkiklerinde bistüri ucunun (metalik imaj) nöral doku ile ilişkisi bulunmadığı göz önüne alındığında sorulduğu üzere; 17/11/2015 tarihli ameliyat esnasında, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının ...'in iş gücü kaybına (maluliyetine) neden olmadığı kanaatini bildirir rapordur." yönünde görüş bildirildiği,
İdare Mahkemesince, davacı tarafından söz konusu olay nedeniyle maddi kaybı olduğu iddia edilmekte ise de, bistüri parçasının davacının maluliyetine neden olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafından bu olay nedeniyle yaptığını iddia ettiği masraflarla ilgili herhangi bir bilgi veya belgenin ibrazı da sağlanamadığından, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zarar talebinin reddi gerektiği, 17/11/2015 tarihli ameliyat esnasında davacının operasyon bölgesinde yabancı cisim (bistüri parçası) bırakıldığı ve kalan ömrünü bu cisimle geçirmek zorunda kalacağı dikkate alındığında, idarenin bu kusurlu hizmeti sonucunda davacının manevi yönden duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi bakımından, davalı idarece takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği; Bölge İdare Mahkemesince de, taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı (lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı (lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmına Karşı Taraflarca ve Müdahil Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine; Bölge İdare Mahkemesince de, İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararıyla davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için istenilen manevi tazminat miktarının tamamına hükmolunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümünde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünün ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik bölümünün BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Dava; davacı tarafından, lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısı ile 17/11/2015 tarihinde Çerkezköy Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat esnasında kırılan bistüri parçasının vücudunda kalması nedeniyle zarara uğradığı iddaisıyla 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının davacının iş gücü kaybına (maluliyetine) neden olmadığı belirtilmiş; İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmakla birlikte, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının davacının maluliyetine neden olmadığı belirtilerek maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunarak tarafların ve müdahilin istinaf başvuruları reddedilmiştir.
Ancak, davacıya uygulanan ameliyatta bistüri ucunun kırılıp ameliyat sahasında kalmasının ve çıkartılamamasının hizmet kusuru olup olmadığı, hizmet kusuru ise şimdilik davacının maluliyetine sebebiyet vermemekle birlikte, ilerleyen süreçte davacıya herhangi bir zarar verip vermeyeceği ve davacının maluliyetine neden olup olmayacağı hususları değerlendirilerek Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulunca düzenlenecek olan bir bilirkişi raporu uyarınca davanın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verildiği anlaşıldığından, bu karara karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı ve anılan kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
Esas No: 2020/4869
Karar No: 2024/1196
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN
(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısı ile 17/11/2015 tarihinde Çerkezköy Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat esnasında kırılan bistüri parçasının vücudunda kalması nedeniyle zarara uğradığı iddaisıyla 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, vücudunda kalan bistüri parçası nedeniyle meydana gelen ağrı ve hareket kısıtlılığının iş gücü kaybına yol açtığı, bilirkişi raporunun yanlı olarak hazırlandığı, Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, somut olayda tazmin şartlarının gerçekleşmediği, yargı harçlarından muaf oldukları; müdahil tarafından, bistüri parçasının kırılarak davacının vücudunda kalmasının komplikasyon olduğu, davacının bu durumdan kaynaklı olarak maluliyetinin bulunmadığı ve tedavi dahi görmediği, somut olayda tazmin şartlarının gerçekleşmediği ve herhangi bir manevi zararın oluşmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca, karşılıklı temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin reddi, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Dosyanın incelenmesinden;
Belinden yaşamış olduğu rahatsızlık nedeniyle Çerkezköy Devlet Hastanesine başvuran davacının lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısıyla 17/11/2015 tarihinde ameliyata alındığı, bu ameliyat esnasında kullanılan bistüri parçasının kırıldığı ve davacının vücudunda kaldığı, yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde kırılan bistüri parçasının çıkartılamayacağı anlaşılınca davacıya zarar vermemek için ameliyatın sonlandırıldığı ve ameliyat sonrasında bilgi verilerek davacının taburcu edildiği,
Daha sonra, bel ağrısı, bacak ağrısı, ellerinde güç kaybı yaşaması nedeniyle Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran davacıya vücudunda büstiri parçası bulunduğundan MR çekimi yapılamayacağının bildirildiği ve davacı tarafından, belirtilen şikayetlerinin vücudunda bistüri parçası kalmasından kaynaklandığı ileri sürülerek hizmet kusuru nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Bilirkişiliğine başvurulan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, "... ve ... kızı, 05/11/1975 doğumlu, ...'e ait ekte gönderilen tüm tedavi evrakı incelenmiş, gerekli bölüm muayeneleri yapılmıştır. Ayrıca Lomber BT ve grafi çektirilerek incelenmiştir. Tüm incelemeler sonucunda şahsın bel ağrısı şikâyeti ile iki kez opere olduğu, L4-5 mesafe disk bölgesine yapılan cerrahi sırasında bistüri ucunun kırılarak doku içerisinde kaldığı, bulunup çıkarılamadığı, hastaya ve yakınlarına bu durumun açıklandığı, şuan ki tetkiklerinde bistüri ucunun (metalik imaj) nöral doku ile ilişkisi bulunmadığı göz önüne alındığında sorulduğu üzere; 17/11/2015 tarihli ameliyat esnasında, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının ...'in iş gücü kaybına (maluliyetine) neden olmadığı kanaatini bildirir rapordur." yönünde görüş bildirildiği,
İdare Mahkemesince, davacı tarafından söz konusu olay nedeniyle maddi kaybı olduğu iddia edilmekte ise de, bistüri parçasının davacının maluliyetine neden olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafından bu olay nedeniyle yaptığını iddia ettiği masraflarla ilgili herhangi bir bilgi veya belgenin ibrazı da sağlanamadığından, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zarar talebinin reddi gerektiği, 17/11/2015 tarihli ameliyat esnasında davacının operasyon bölgesinde yabancı cisim (bistüri parçası) bırakıldığı ve kalan ömrünü bu cisimle geçirmek zorunda kalacağı dikkate alındığında, idarenin bu kusurlu hizmeti sonucunda davacının manevi yönden duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi bakımından, davalı idarece takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği; Bölge İdare Mahkemesince de, taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı (lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı (lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmına Karşı Taraflarca ve Müdahil Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine; Bölge İdare Mahkemesince de, İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararıyla davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için istenilen manevi tazminat miktarının tamamına hükmolunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümünde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünün ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik bölümünün BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Dava; davacı tarafından, lomber disk hernisi ve lomber spondilozis tanısı ile 17/11/2015 tarihinde Çerkezköy Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat esnasında kırılan bistüri parçasının vücudunda kalması nedeniyle zarara uğradığı iddaisıyla 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının davacının iş gücü kaybına (maluliyetine) neden olmadığı belirtilmiş; İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmakla birlikte, ameliyat sahasında kalan bistüri parçasının davacının maluliyetine neden olmadığı belirtilerek maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunarak tarafların ve müdahilin istinaf başvuruları reddedilmiştir.
Ancak, davacıya uygulanan ameliyatta bistüri ucunun kırılıp ameliyat sahasında kalmasının ve çıkartılamamasının hizmet kusuru olup olmadığı, hizmet kusuru ise şimdilik davacının maluliyetine sebebiyet vermemekle birlikte, ilerleyen süreçte davacıya herhangi bir zarar verip vermeyeceği ve davacının maluliyetine neden olup olmayacağı hususları değerlendirilerek Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulunca düzenlenecek olan bir bilirkişi raporu uyarınca davanın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verildiği anlaşıldığından, bu karara karşı taraflarca ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı ve anılan kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.