Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2019/8485 K.2023/1036
T.C. DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/8485
Karar No: 2023/1036
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): ... Valiliği / ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/11/2018 tarih ve E:2014/8421, K:2018/7811 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ikamet etmekte olduğu Mardin ili, Savur ilçesi, ... köyünde yaşanan terör olaylarından dolayı göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararın tazmini talebiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yaptığı başvuru neticesinde tesis edilen Mardin Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonu’nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mardin İdare Mahkemesince; Mahkeme kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılan araştırma neticesinde davacıya sahip olduğu evler ve ahırlar için tazminat önerildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince; 2007 yılında yapılan keşif sonucunda davacı adına bağ ve sulu arazi zararına ilişkin olarak zilyetlik esasına göre tespitlerin yapıldığı, davacının anılan köyü boşalttığı tarihten çok sonra yapılan kadastro çalışması verilerine dayanılarak davalı idarece hüküm kurulmasının tutarlı olmadığı, salt adına tapu kaydı bulunmadığı gerekçesiyle davacının zirai zararları açısından başvurusunun kısmen reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu Mardin İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının iddialarını kanıtlayacak gerçekçi ve inandırıcı bilgi, belge ve kanıt sunmadığı, keşif sonucu tespit edilen ev ve ahırı için tazminat önerildiği, iddiaya konu 154 numaralı parselin davaya konu köyde bulunmadığı, 40 numaraları parselin tapu kayıtları incelendiğinde ise davacının malikler listesinde kaydının olmadığının görüleceği ileri sürülerek Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen kararın kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/11/2018 tarih ve E:2014/8421, K:2018/7811 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Davacı tarafından, Mardin İli, Savur İlçesi, ... köyünde ailesiyle birlikte ikamet etmekte iken bölgede yaşanan terör olaylarından dolayı köyünün boşaltılması sebebiyle zorunlu olarak göç ettiği, ev, ahır ve diğer taşınmazlarının zarar görerek kullanılamaz hale geldiği, taşınır ve taşınmazlarına ulaşamadığı ileri sürülerek davalı idareye başvuruda bulunulmuş, uğradığını ileri sürdüğü zararın nakden tazmin edilmesi istenilmiştir.
Mardin Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından davacının başvurusu kabul edilerek, zararın tespit edilmesi amacıyla mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davacının ... köyünde 1/3 hisseli 102,60 m² ve 18,40 m² olmak üzere iki adet ev ile yine 1/3 hisseli 102,60 m² ve 18,40 m² olmak üzere 2 adet ahırının, ... ve ... numaralı parselde toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağı ve ... numaralı parselde tam hisseli 2,85 dekar sulu arazisinin bulunduğunun tespit edildiği, buna rağmen davacının uğradığı zarara karşılık olarak sadece evleri ve ahırları için 1.457,82 TL önerilmesi üzerine, uğranılan zararın eksik hesaplandığı gerekçesiyle bu işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacıya ait 1/4 hisseli 7,00 dekar bağ ve tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi belirlenmesi nedeniyle, bu taşınmazlar için de davacıya tazminat önerilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıya sadece ev ve ahır zararları için tazminat önerilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idarece Mahkeme kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden araştırma yapılmış, 27/07/2012 tarihli bilirkişi keşif ek tutanağında, 2009 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında ... ve ... numaralı parsellerdeki bağların tescillerinin yapılmadığı ve tapusuz, sahipsiz kaldığı, söz konusu bağların kadastro çalışmaları öncesi ve sonrasında davacı ve kardeşleri tarafından kullanıldığı ve halen kullanılmakta olduğu, 208 numaralı parseldeki sulu tarlanın ise kadastro çalışmalarından önce zilyetliğe dayalı olarak davacı tarafından kallanılmakta iken kadastro çalışmalarından sonra ağabeyi Tahsin Bulut adına kaydedildiği ve ağabeyinin de komisyon nezdinde şahsi başvuru dosyası olduğu belirtilmiş, 06/09/2012 tarihli Savur Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü tarafından Mardin Valiliğine yazılan yazıda ise, ... köyünde kain ... numaralı parselin tapu kayıtlarında davacının malik olarak bulunmadığı, 154 numaralı parselin ise anılan köyde bulunmadığı ifade edilmiş, bunun üzerine dava konusu işlemle, uyuşmazlığa konu ... köyünde kadastro çalışmalarının yapıldığı ve davacı adına bağ ve tarlanın kayıtlı olmadığının tespit edildiği belirtilerek yalnızca evleri ve ahırları için güncel hesaplamalar yapılmak suretiyle toplam 4.195,20 TL tazminat önerilmiş, ..., ... ve ... numaralı parseller hesaplamaya dahil edilmemiş, başka bir malı da tespit edilememiştir.
Davacı tarafından, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Yasa hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği belirtilmiştir.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etme görevi olan Komisyon'un gerek görmesi halinde keşif yapabileceği, komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği, başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulunacakları, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği, başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirtileceği; 15. maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu; 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlemle, 07/02/2012 tarihinde icra edilen keşif ve tapuda yapılan inceleme sonucu davacı adına tespit edilen ev ve ahır için tazminat önerilmesi yerinde olmakla birlikte; anılan köyde 2009 yılındaki kadastro çalışmaları öncesinde düzenlenen 17/10/2007 tarihli "5233 Sayılı Yasa Gereği Kadastro Görmemiş Köyler İçin Tespit Formu"nda, davacı adına tespit edilen ... ve ... numaralı parseldeki toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağ ve ... numaralı parseldeki tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi için tazminat önerilmemesi yönünden dava konusu işlemin incelenmesi gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun'un uygulanmaya başladığı ilk zamanlarda köylerde kadastro çalışmaları yapılmadığı ya da tamamlanmadığı için başvurucuların hak kaybına uğramaması adına "zilyetlik ile mal varlığı ispatı"nın mümkün olduğu kabul edilmiş ise de; gerçek bir hak sahipliğinin söz konusu olması için, kadastro öncesi zilyetlik durumunun kadastro sonrası mülkiyet durumu ile uyum içinde olması da zorunludur. Nitekim, yukarıda aktarılan Kadastro Kanunu hükmü uyarınca kadastro öncesi en az 20 yıl çekişmesiz ve aralıksız zilyet olan kişi, tanık beyanı ile dahi taşınmaz tespitini kendi adına yaptırabilmektedir.
Bu durumda, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan istenileceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın sebebinin bilgi, belge (dava, belge, sözleşme...) ile ortaya konulmasının davacı tarafından istenilerek Komisyonca araştırılacağı, yapılacak araştırma sonucunda farklılığın nedeni hukuken kabul edilebilir biçimde ortaya konulamadığı takdirde ise keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların tazminat hesabında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu halde, davacı adına zilyetlikle tespit edilen ... ve ... numaralı parseldeki toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağ ve 208 numaralı parselde tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi için zilyetlik ile kadastro tespiti (tapu kaydı) arasında var olan farklılıkların nedeninin ortaya konulmasının Komisyonca davacıdan istenmesi ve farklılığın hukuken kabul edilebilir bir açıklamasının olup olup olmadığının yapılacak araştırma ile ortaya konulması gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, zilyetlik ile kadastro tespiti arasında var olan farklılıkların nedeninin hukuken kabul edilebilir bir şekilde ortaya konulması halinde, ... nolu parselin anılan köyde bulunup bulunmadığına ilişkin çelişkili bilgi ve belgeler bulunduğundan bu çelişkinin yapılacak araştırma ile giderilmesi, ayrıca 208 numaralı parselin kadastro çalışmaları sonrası davacının ağabeyi Tahsin Bulut adına kaydedildiği ve ağabeyinin de ayrı bir başvuru dosyasının bulunduğu dikkate alınarak anılan taşınmaz için ağabeyine ödeme yapılıp yapılmadığı irdelenerek mükerrer ödemede bulunulmamasına dikkat edilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/8485
Karar No: 2023/1036
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): ... Valiliği / ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/11/2018 tarih ve E:2014/8421, K:2018/7811 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ikamet etmekte olduğu Mardin ili, Savur ilçesi, ... köyünde yaşanan terör olaylarından dolayı göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararın tazmini talebiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yaptığı başvuru neticesinde tesis edilen Mardin Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonu’nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mardin İdare Mahkemesince; Mahkeme kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılan araştırma neticesinde davacıya sahip olduğu evler ve ahırlar için tazminat önerildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince; 2007 yılında yapılan keşif sonucunda davacı adına bağ ve sulu arazi zararına ilişkin olarak zilyetlik esasına göre tespitlerin yapıldığı, davacının anılan köyü boşalttığı tarihten çok sonra yapılan kadastro çalışması verilerine dayanılarak davalı idarece hüküm kurulmasının tutarlı olmadığı, salt adına tapu kaydı bulunmadığı gerekçesiyle davacının zirai zararları açısından başvurusunun kısmen reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu Mardin İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının iddialarını kanıtlayacak gerçekçi ve inandırıcı bilgi, belge ve kanıt sunmadığı, keşif sonucu tespit edilen ev ve ahırı için tazminat önerildiği, iddiaya konu 154 numaralı parselin davaya konu köyde bulunmadığı, 40 numaraları parselin tapu kayıtları incelendiğinde ise davacının malikler listesinde kaydının olmadığının görüleceği ileri sürülerek Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen kararın kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/11/2018 tarih ve E:2014/8421, K:2018/7811 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Davacı tarafından, Mardin İli, Savur İlçesi, ... köyünde ailesiyle birlikte ikamet etmekte iken bölgede yaşanan terör olaylarından dolayı köyünün boşaltılması sebebiyle zorunlu olarak göç ettiği, ev, ahır ve diğer taşınmazlarının zarar görerek kullanılamaz hale geldiği, taşınır ve taşınmazlarına ulaşamadığı ileri sürülerek davalı idareye başvuruda bulunulmuş, uğradığını ileri sürdüğü zararın nakden tazmin edilmesi istenilmiştir.
Mardin Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından davacının başvurusu kabul edilerek, zararın tespit edilmesi amacıyla mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davacının ... köyünde 1/3 hisseli 102,60 m² ve 18,40 m² olmak üzere iki adet ev ile yine 1/3 hisseli 102,60 m² ve 18,40 m² olmak üzere 2 adet ahırının, ... ve ... numaralı parselde toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağı ve ... numaralı parselde tam hisseli 2,85 dekar sulu arazisinin bulunduğunun tespit edildiği, buna rağmen davacının uğradığı zarara karşılık olarak sadece evleri ve ahırları için 1.457,82 TL önerilmesi üzerine, uğranılan zararın eksik hesaplandığı gerekçesiyle bu işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacıya ait 1/4 hisseli 7,00 dekar bağ ve tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi belirlenmesi nedeniyle, bu taşınmazlar için de davacıya tazminat önerilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıya sadece ev ve ahır zararları için tazminat önerilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idarece Mahkeme kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden araştırma yapılmış, 27/07/2012 tarihli bilirkişi keşif ek tutanağında, 2009 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında ... ve ... numaralı parsellerdeki bağların tescillerinin yapılmadığı ve tapusuz, sahipsiz kaldığı, söz konusu bağların kadastro çalışmaları öncesi ve sonrasında davacı ve kardeşleri tarafından kullanıldığı ve halen kullanılmakta olduğu, 208 numaralı parseldeki sulu tarlanın ise kadastro çalışmalarından önce zilyetliğe dayalı olarak davacı tarafından kallanılmakta iken kadastro çalışmalarından sonra ağabeyi Tahsin Bulut adına kaydedildiği ve ağabeyinin de komisyon nezdinde şahsi başvuru dosyası olduğu belirtilmiş, 06/09/2012 tarihli Savur Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü tarafından Mardin Valiliğine yazılan yazıda ise, ... köyünde kain ... numaralı parselin tapu kayıtlarında davacının malik olarak bulunmadığı, 154 numaralı parselin ise anılan köyde bulunmadığı ifade edilmiş, bunun üzerine dava konusu işlemle, uyuşmazlığa konu ... köyünde kadastro çalışmalarının yapıldığı ve davacı adına bağ ve tarlanın kayıtlı olmadığının tespit edildiği belirtilerek yalnızca evleri ve ahırları için güncel hesaplamalar yapılmak suretiyle toplam 4.195,20 TL tazminat önerilmiş, ..., ... ve ... numaralı parseller hesaplamaya dahil edilmemiş, başka bir malı da tespit edilememiştir.
Davacı tarafından, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Yasa hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği belirtilmiştir.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etme görevi olan Komisyon'un gerek görmesi halinde keşif yapabileceği, komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği, başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulunacakları, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği, başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirtileceği; 15. maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu; 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlemle, 07/02/2012 tarihinde icra edilen keşif ve tapuda yapılan inceleme sonucu davacı adına tespit edilen ev ve ahır için tazminat önerilmesi yerinde olmakla birlikte; anılan köyde 2009 yılındaki kadastro çalışmaları öncesinde düzenlenen 17/10/2007 tarihli "5233 Sayılı Yasa Gereği Kadastro Görmemiş Köyler İçin Tespit Formu"nda, davacı adına tespit edilen ... ve ... numaralı parseldeki toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağ ve ... numaralı parseldeki tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi için tazminat önerilmemesi yönünden dava konusu işlemin incelenmesi gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun'un uygulanmaya başladığı ilk zamanlarda köylerde kadastro çalışmaları yapılmadığı ya da tamamlanmadığı için başvurucuların hak kaybına uğramaması adına "zilyetlik ile mal varlığı ispatı"nın mümkün olduğu kabul edilmiş ise de; gerçek bir hak sahipliğinin söz konusu olması için, kadastro öncesi zilyetlik durumunun kadastro sonrası mülkiyet durumu ile uyum içinde olması da zorunludur. Nitekim, yukarıda aktarılan Kadastro Kanunu hükmü uyarınca kadastro öncesi en az 20 yıl çekişmesiz ve aralıksız zilyet olan kişi, tanık beyanı ile dahi taşınmaz tespitini kendi adına yaptırabilmektedir.
Bu durumda, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan istenileceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın sebebinin bilgi, belge (dava, belge, sözleşme...) ile ortaya konulmasının davacı tarafından istenilerek Komisyonca araştırılacağı, yapılacak araştırma sonucunda farklılığın nedeni hukuken kabul edilebilir biçimde ortaya konulamadığı takdirde ise keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların tazminat hesabında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu halde, davacı adına zilyetlikle tespit edilen ... ve ... numaralı parseldeki toplam 7,00 dekar 1/4 hisseli (payına düşen toplam 1,75 dekar) bağ ve 208 numaralı parselde tam hisseli 2,85 dekar sulu arazi için zilyetlik ile kadastro tespiti (tapu kaydı) arasında var olan farklılıkların nedeninin ortaya konulmasının Komisyonca davacıdan istenmesi ve farklılığın hukuken kabul edilebilir bir açıklamasının olup olup olmadığının yapılacak araştırma ile ortaya konulması gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, zilyetlik ile kadastro tespiti arasında var olan farklılıkların nedeninin hukuken kabul edilebilir bir şekilde ortaya konulması halinde, ... nolu parselin anılan köyde bulunup bulunmadığına ilişkin çelişkili bilgi ve belgeler bulunduğundan bu çelişkinin yapılacak araştırma ile giderilmesi, ayrıca 208 numaralı parselin kadastro çalışmaları sonrası davacının ağabeyi Tahsin Bulut adına kaydedildiği ve ağabeyinin de ayrı bir başvuru dosyasının bulunduğu dikkate alınarak anılan taşınmaz için ağabeyine ödeme yapılıp yapılmadığı irdelenerek mükerrer ödemede bulunulmamasına dikkat edilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.