‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2019/8078 K.2023/8685

Esas No: 2019/8078 · Karar No: 2023/8685 · Karar Tarihi: 21.12.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8078
Karar No : 2023/8685

**DAVACI:** ... Derneği

**VEKİLİ:** Av. ...

**DAVALI:** ... Başkanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı dernek tarafından, Sağlık Uygulama Tebliğinde 2010 yılında yapılan değişiklik uyarınca uygulamaya başlanan “0,593” kat sayısında herhangi bir güncelleme yapılmadığından ve artan maliyetler nedeniyle özel sağlık hizmeti sunucularının mağduriyet yaşadığından bahisle "0,593" kat sayısının 31/12/2018 tarihinden itibaren enflasyon veya asgari ücret ya da yeniden değerleme oranında artırılmasına ve uygulamanın her takvim yılı sonunda güncellenmesine karar verilmesiyle istemiyle 14/01/2019 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı Dernek tarafından, 2010 yılı itibarıyla muayene ve tedavi dahil tüm sağlık hizmetleri, ekipman ve malzeme temini gibi işlemlerin fiyatlarının Sağlık Uygulama Tebliğinin ekinde yer alan listeler ile belirlenmesi yoluna gidildiği, bu doğrultuda önce “0.593” kat sayısının belirlendiği daha sonra da bu listelerde yer alan her hizmete ayrı bir işlem puanı verildiği, hizmetin bedelinin ise katsayı ile işlem puanının çarpılması sonucu bulunduğu, 2010 yılından bu zamana kadar ciddi maliyet artışlarının yaşanmasına rağmen belirlenen “0.593” kat sayısında herhangi bir güncellemenin yapılmadığı, maliyet analizi yapılmaksızın, bilimsel ve objektif kriterler ortaya konulmaksızın belirlenen kat sayının dokuz yıldır güncellenmemesinin hukuka aykırı olduğu, idarenin her yıl belli oran dahilinde artırılmak suretiyle prim tahsil ettiği ancak sağlık hizmetleri fiyatlarını sabit tutmasının hukuken açıklanabilir bir tarafının bulunmadığı, gerçek bedelin ödenmemesi nedeniyle aradaki farkın hastaya yansıtılmak zorunda kalındığı, yansıtılmaması halinde ise sağlık hizmeti sunucusunun ciddi mağduriyetler yaşayabileceği, mevcut durum itibarıyla sağlık hizmeti sunucularının orantısız ve adaletsiz bir uygulama ile karşı karşıya bırakıldığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davacı Dernek’in davayı açmakta hukuken bir menfaatinin bulunmadığı, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının re’sen tetkiki ile süresinde açılmadığının anlaşılması halinde davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, başvurunun “.... Derneği(...)” unvanı ile yapıldığı, ancak başvuru tarihi itibarıyla anılan unvanı yasal olarak taşıyan bir derneğin mevcut olmadığı, unvan değişikliğine ilişkin sürecin henüz tamamlanmaması nedeniyle davacı ... Derneği tarafından herhangi bir başvurunun bulunmadığından davanın incelenmeksizin reddi gerektiği, davanın Sağlık Bakanlığına da tevcih edilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak, katsayıya ilişkin düzenlemenin 5510 sayılı Kanun gereği oluşturulan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu (SHFK) tarafından 09/03/2010 tarihinde karara bağlandığı ve 01/04/2010 tarihinden itibaren uygulamaya konulduğu, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği ile de katsayının önceki düzenlemede olduğu gibi 0.593 olarak belirlendiği, katsayıya ilişkin düzenlemede her ne kadar 2010 yılından beridir değişiklik yapılmamış ise de anılan Tebliğ ekinde yer alan işlemlerde genel sağlık sigortası bütçesi de dikkate alınmak suretiyle zaman zaman fiyat artışları yapıldığı ve böylece sağlık hizmeti sunucularının hizmet bedellerinin artırıldığı, ayrıca 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince vakıf üniversiteleri dahil sözleşmeli sağlık hizmet sunucularının, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden bu bedellerin iki katına kadar ilave ücret alabildikleri, ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetleri belirlenirken de bu durum düşünülerek sübvanse edildiği, sağlık yardımlarından yararlanan kişilere daha etkin ve verimli sağlık hizmeti sağlanmasına yönelik özel sağlık hizmeti sunucularıyla sözleşme imzaladıkları ve sözleşmede de özel sağlık hizmeti sunucularının mevzuat hükümlerine uyacakları taahhüdünde bulundukları, kamu kaynaklarının bütçe imkanları doğrultusunda etkin ve verimli şekilde kullanılması açısından da dava konusu düzenlemenin kamu yararına hizmet ettiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı dernek tarafından, Sağlık Uygulama Tebliği ekinde yer alan hizmet bedellerinin arttırılması talebiyle 14.1.2019 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddialar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 62'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, bu Yasa gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamanın bir yükümlülük olduğu belirtilmiş; 67'nci maddesinde, sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmek için belirli bir süre genel sağlık sigortası primi ödenmesi ve kuruma prim borcunun bulunmaması gerektiği kurala bağlanmış, 72'nci maddesinde, kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedelin belirlenmesinde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu belirtilerek Komisyonun; 63'üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibariyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirleyeceği kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedelin belirlenmesinde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu açık olup; 5510 sayılı Kanunun sağlık hizmeti sunucularının fiyatlandırmaya esas olmak üzere sınıflandırılarak finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin kurumca ödenecek bedellerinin her sınıf için tek tek belirlenebileceği yolundaki hükmün esas alınması suretiyle davalı idarece yürürlüğe konulan davaya konu düzenlemede kamu yararına ve hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; anılan maddenin 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 11. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; 2. fıkrasında, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; 3. fıkrasında, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yaratan bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Sağlık Uygulama Tebliği'nde, özel sağlık hizmeti sunucuları için düzenlenen 0,593 katsayısının, enflasyon veya asgari ücret ya da yeniden değerleme oranı dikkate alınarak arttırılması ve uygulamanın her takvim yılı sonunda güncellenmesi talebine ilişkin 14/01/2019 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Katsayının belirlenmesine ilişkin düzenlemenin 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinin "2.2-Finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemleri ve ödeme kuralları" maddesinin -dava konusu işlem tarihi itibarıyla- 16. fıkrasında yer aldığı ve bu tarihten sonra ise iş bu dava tarihine kadar bu düzenleme bazında herhangi bir değişikliğin yapılmadığı görülmektedir.
Yukarıda yer alan Kanun hükümleri uyarınca, ilgililerin, altmış günlük dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak yerine işlemi tesis eden idarenin hiyerarşik olarak üstü olan makama veya üst makam yoksa işlemi tesis eden makama başvurarak işlemin düzeltilmesini isteme hakkına sahip oldukları açık olup; kanun koyucu tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılacak başvuruya konu edilebilecek işlemin niteliği bakımından düzenleyici ya da bireysel işlem gibi bir ayrıma gidilmemiş, 11. maddenin kapsamı salt bireysel işlemlerle sınırlandırılmamıştır.
Dolayısıyla, düzenleyici işlemlerin ilan edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içerisinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, düzenleyici işlemin ilan edildiği tarih ile 11. madde kapsamında başvuruda bulunulduğu tarih arasında geçen süre de dikkate alınmak suretiyle kalan dava açma süresi içerisinde açılan davalarda süre aşımı bulunmadığının; öte yandan, altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra düzenleyici işlemlerin değiştirilmesi, düzeltilmesi, kapsamının genişletilmesi gibi istemlerle yapılan ve bu nedenle 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan başvuruların, cevap verilmek suretiyle ya da zımnen reddi yolundaki işlemlerin, uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda süre aşımı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, bakılmakta olan davanın, katsayıya ilişkin düzenlemeyi barındıran 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin yayım tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde doğrudan ya da bu süre içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurunun sarih ya da zımni olarak reddi üzerine 11. madde hükmü de dikkate alınmak suretiyle hesaplanacak dava açma süresi içerisinde açılması gerekmektedir.
Bu itibarla, davacı Derneğin, başvuruya konu düzenlemenin yayımı tarihinden (24/03/2013) çok sonra 14/01/2019 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin bir uygulama işlemi niteliği taşımadığı, davalı idarenin ret işlemi sonrasında, düzenleyici işlemlerin iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün, kamu düzeninden sayılan dava açma süresinin gözardı edilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, Sağlık Uygulama Tebliği'nin "2.2-Finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemleri ve ödeme kuralları" maddesinin 16. fıkrasında yer alan 0,593 katsayısına ilişkin düzenlemeye karşı 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerinde öngörülen süre içinde dava açmayan davacının 14/01/2019 tarihli başvurusunun, dava açma süresini yeniden başlatması mümkün olamayacağından, bu başvurunun reddi üzerine açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle,
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca süre aşımı nedeniyle DAVANIN REDDİNE,
2- Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Bu Kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?