Danıştay10. Daireİdare HukukuVergi Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2019/7607 K.2023/3911
Özet: (1) Davacı, 19/06/2005 Silahlı kavga sonucunda Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne sevk edilen polis yönlendirilmiş hastasının, kazada hayatını kaybeden kişinin akrabası tarafından darbenin etkisiyle öldürülmesinden dolayı maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. (2) Danıştay Onuncu Dairesi, idari sorumluluk bulunmadığını ve tazminatın fazla olduğunu kabul ederek davayı reddetti.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/7607
Karar No: 2023/3911
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ...
...
9- ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 19/06/2005 tarihinde meydana gelen silahlı kavga olayının şüphelisi olması ve aynı olayda yaralanması nedeniyle iki polis görevlisi gözetiminde tedavisi için sevk edildiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde bulunduğu sırada, kavgada yaşamını yitiren şahsın akrabası (hasmı) tarafından başından vurularak öldürülmesi sonucu uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak toplam 15.000,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin daha önceki kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 17/02/2016 tarih ve E:2015/5234, K:2016/846 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idarece temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fazla ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Anayasamızın 125. maddesi, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu olduğu ve bu zararı ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmış ise de; idareye böyle bir tazmin sorumluluğunun yüklenebilmesi için idarenin kusuru ile tazmini gereken bir zararın olması ve zarar ile idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması, başka bir ifadeyle, zararın işlem ve eylemden kaynaklanması gerekmektedir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden; 19/06/2005 tarihinde saat 19.30 sıralarında meydana gelen silahlı ve bıçaklı kavga sonucunda üç kişinin yaralandığı, yaralılardan birinin kaldırıldığı hastanede öldüğü, olayın şüphelisi olan diğer yaralı ...'ın gerekli tedavisinin yapılabilmesi için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine kaldırıldığı ve katil zanlısı olduğu için de kaçmaması için iki polisin görevlendirildiği, görevli polislerce gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı, yaralının tedavisi devam ederken 20/06/2005 gününde saat 12:00 sıralarında görevli doktorlarca filmlerinin çekilmesinin istendiği, ambulansla götürülerek istenilen filmlerin çektirildiği ve hastanedeki odasına getirildiği, aynı gün saat 13:50 sıralarında, yine doktor tarafından gerekli görüldüğü için yaralının radyoloji binasında tomografisinin çektirilmesi amacıyla, polis nezaretinde, kapıda bekleyen ambulansa bindirilmek üzere sedye ile dış kapıya doğru giderlerken koridorun hayli kalabalık olduğu, tedavi amacıyla bekleyen kalabalık arasından çıkan bir kişinin aniden sedyede bulunan yaralıya, yakın mesafeden iki el ateş ederek kaçtığı, ateş ettikten sonra kaçan kişinin görevli polisler tarafından yakalandığı, ancak davacılar murisi ...'ın vefat ettiği, bakılan davanın da davacıların bu olay nedeniyle uğradıkları 15.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 60.000,00 TL zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; Dairemizin 24/04/2013 tarih ve E:2009/11919, K:2013/3605 sayılı kararında belirtildiği üzere; davalı idarelerden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve Sağlık Bakanlığı ile, zarar doğurduğu ileri sürülen idari eylem arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı tartışmasız olup; davalı İçişleri Bakanlığı'nın olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının irdelenmesi sonucu aşağıdaki hukuksal değerlendirmenin yapılması gerekmiştir.
Olayda, davalı İçişleri Bakanlığı'nca davacılar murisinin başında görevlendirilen polis memurları hakkında soruşturma açıldığı ve disiplin cezası verildiği anlaşılmakta ise de; aynı olay nedeniyle polis memurlarının görevi ihmal suçlamasıyla, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında yapılan kovuşturma sonucunda; suçluyu yakalamada aktif rol aldıkları hatta polis memurlarından bir tanesinin kendi canı pahasına hareket ederek yakalamayı gerçekleştirdiğinin belirlendiği, görevlerini yerine getirmekte ihmalkar davrandıklarına ve suç işleme kasdı ile hareket ettiklerine dair hiçbir delil bulunmadığı tespit edilerek, ... tarihli, ... karar sayılı "kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" kararı verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; katil zanlısı olarak polis gözetimi altında bulunan davacılar murisinin röntgen çekimi nedeniyle ambulansa bindirileceği sırada hasmı tarafından öldürülmesi olayı, aniden gelişen, idarenin makul her türlü güvenlik tedbirini alması halinde dahi gerçekleşme olasılığı bulunan bir eylem niteliğindedir.
Eylemin, idarenin güvenlik hizmetlerini iyi kuramamış olmasından kaynaklanmadığı; müteveffanın hasmı konumundaki 3. kişinin eyleminin, zararla idari faaliyet arasındaki bağı da kestiği açıktır. Zira; İstanbul, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarihli ... sayılı kararında da, bu hususun ifade edildiği görülmektedir.
Belirtilen nedenle, idari sorumluluk hukuku kuralları uyarınca tazmini gereken bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerekirken; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu idare mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum. 21/06/2023
Esas No: 2019/7607
Karar No: 2023/3911
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ...
...
9- ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 19/06/2005 tarihinde meydana gelen silahlı kavga olayının şüphelisi olması ve aynı olayda yaralanması nedeniyle iki polis görevlisi gözetiminde tedavisi için sevk edildiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde bulunduğu sırada, kavgada yaşamını yitiren şahsın akrabası (hasmı) tarafından başından vurularak öldürülmesi sonucu uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak toplam 15.000,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin daha önceki kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 17/02/2016 tarih ve E:2015/5234, K:2016/846 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idarece temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fazla ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Anayasamızın 125. maddesi, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu olduğu ve bu zararı ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmış ise de; idareye böyle bir tazmin sorumluluğunun yüklenebilmesi için idarenin kusuru ile tazmini gereken bir zararın olması ve zarar ile idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması, başka bir ifadeyle, zararın işlem ve eylemden kaynaklanması gerekmektedir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden; 19/06/2005 tarihinde saat 19.30 sıralarında meydana gelen silahlı ve bıçaklı kavga sonucunda üç kişinin yaralandığı, yaralılardan birinin kaldırıldığı hastanede öldüğü, olayın şüphelisi olan diğer yaralı ...'ın gerekli tedavisinin yapılabilmesi için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine kaldırıldığı ve katil zanlısı olduğu için de kaçmaması için iki polisin görevlendirildiği, görevli polislerce gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı, yaralının tedavisi devam ederken 20/06/2005 gününde saat 12:00 sıralarında görevli doktorlarca filmlerinin çekilmesinin istendiği, ambulansla götürülerek istenilen filmlerin çektirildiği ve hastanedeki odasına getirildiği, aynı gün saat 13:50 sıralarında, yine doktor tarafından gerekli görüldüğü için yaralının radyoloji binasında tomografisinin çektirilmesi amacıyla, polis nezaretinde, kapıda bekleyen ambulansa bindirilmek üzere sedye ile dış kapıya doğru giderlerken koridorun hayli kalabalık olduğu, tedavi amacıyla bekleyen kalabalık arasından çıkan bir kişinin aniden sedyede bulunan yaralıya, yakın mesafeden iki el ateş ederek kaçtığı, ateş ettikten sonra kaçan kişinin görevli polisler tarafından yakalandığı, ancak davacılar murisi ...'ın vefat ettiği, bakılan davanın da davacıların bu olay nedeniyle uğradıkları 15.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 60.000,00 TL zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; Dairemizin 24/04/2013 tarih ve E:2009/11919, K:2013/3605 sayılı kararında belirtildiği üzere; davalı idarelerden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve Sağlık Bakanlığı ile, zarar doğurduğu ileri sürülen idari eylem arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı tartışmasız olup; davalı İçişleri Bakanlığı'nın olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının irdelenmesi sonucu aşağıdaki hukuksal değerlendirmenin yapılması gerekmiştir.
Olayda, davalı İçişleri Bakanlığı'nca davacılar murisinin başında görevlendirilen polis memurları hakkında soruşturma açıldığı ve disiplin cezası verildiği anlaşılmakta ise de; aynı olay nedeniyle polis memurlarının görevi ihmal suçlamasıyla, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında yapılan kovuşturma sonucunda; suçluyu yakalamada aktif rol aldıkları hatta polis memurlarından bir tanesinin kendi canı pahasına hareket ederek yakalamayı gerçekleştirdiğinin belirlendiği, görevlerini yerine getirmekte ihmalkar davrandıklarına ve suç işleme kasdı ile hareket ettiklerine dair hiçbir delil bulunmadığı tespit edilerek, ... tarihli, ... karar sayılı "kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" kararı verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; katil zanlısı olarak polis gözetimi altında bulunan davacılar murisinin röntgen çekimi nedeniyle ambulansa bindirileceği sırada hasmı tarafından öldürülmesi olayı, aniden gelişen, idarenin makul her türlü güvenlik tedbirini alması halinde dahi gerçekleşme olasılığı bulunan bir eylem niteliğindedir.
Eylemin, idarenin güvenlik hizmetlerini iyi kuramamış olmasından kaynaklanmadığı; müteveffanın hasmı konumundaki 3. kişinin eyleminin, zararla idari faaliyet arasındaki bağı da kestiği açıktır. Zira; İstanbul, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarihli ... sayılı kararında da, bu hususun ifade edildiği görülmektedir.
Belirtilen nedenle, idari sorumluluk hukuku kuralları uyarınca tazmini gereken bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerekirken; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu idare mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum. 21/06/2023
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.